Su altı kameraları tarafından kaydedilen görüntülerde, deniz tabanının sarı kaldırım taşlarıyla döşenmiş bir otoyola benzediği görüldü. Yüzeyin düzlüğü ve bölümler arasındaki belirgin çizgiler, keşif anını canlı izleyen araştırmacılar arasında heyecan yarattı. İlk bakışta efsanevi kayıp kıta Atlantis’in giriş yolu olduğu düşünülen bu yapı, okyanusun binlerce metre altındaki jeolojik süreçlerin bir ürünü çıktı.

DOĞANIN MÜHENDİSLİK HARİKASI

Bilim insanları tarafından yapılan detaylı incelemeler, "kayıp yol"un aslında antik bir kültüre ait olmadığını, tamamen doğal süreçlerle oluştuğunu ortaya koydu. Yapının, su altı volkanından çıkan sıcak lavın soğuk deniz suyuyla teması sonucu donan bir magma akıntısı olduğu belirlendi. Ani ısınma ve soğuma döngülerinin yarattığı termal gerilim, kayada 90 derecelik dik açılar oluşturarak ona "tuğla döşemesi" görünümü kazandırdı. Doğa, bu bölgede şaşırtıcı bir düzenlilikle adeta bir mühendislik harikası yarattı.

DERİNLİKLERDEKİ YAŞAM MERKEZİ

Hawaii açıklarında bulunan ve "Atlantis Yolu" olarak adlandırılan bu oluşum, sadece görsel bir şölen sunmakla kalmıyor, aynı zamanda bölgenin volkanik tarihine ışık tutuyor. Güneş ışığından tamamen mahrum olan bu derin deniz yapısı, birçok organizma için hayati bir yaşam alanına dönüşmüş durumda. Deniz canlılarının kayalara tutunduğu ve çatlakları yuva olarak kullandığı bu bölge, derinliklerdeki ekosistemin merkezi haline geldi.

OKYANUS TABANININ YALNIZCA YÜZDE 1’İ BİLİNİYOR

Bu keşif, insanlığın okyanuslar hakkındaki bilgi eksikliğini bir kez daha kanıtladı. Güncel verilere göre, derin deniz tabanının görsel olarak keşfedilen kısmı yalnızca %0,001 seviyesinde kalıyor. Science Advances dergisinde 2025 yılında yayınlanan son çalışma, okyanus tabanı hakkındaki bilgilerin büyük kısmının kısıtlı bölgelerden geldiğini ortaya koydu. Açık denizlerin devasa alanları hala keşfedilmeyi bekleyen gizemlerle dolu birer kara kutu olmayı sürdürüyor.