Köln Üniversitesi araştırmacıları, Şili’nin kuzeyinde yer alan ve yüksek radyasyon ile aşırı kuraklık nedeniyle "yaşamın bittiği yer" olarak görülen Atacama Çölü’nde şaşırtıcı bulgulara ulaştı. Nature Communications dergisinde yayımlanan çalışma, bugüne kadar çölün merkezi bölgelerinin yaşanmaz olduğu yönündeki bilimsel kanıyı kökten yıktı. Yapılan analizler, kum tabakasının altında 36 farklı cinsten oluşan devasa bir mikro-organizma topluluğunun varlığını ortaya koydu.
KUMUN ALTINDA GİZLENEN 21 FARKLI AİLE
Bilim insanları; kumul sistemleri, tuz gölleri ve yüksek rakımlı vadiler dahil olmak üzere çölün en uç noktalarından toprak örnekleri topladı. Laboratuvar ortamında yapılan incelemelerde, dayanıklılıklarıyla bilinen mikroskobik solucanlar (nematodlar) üzerinde yoğunlaşıldı. Elde edilen veriler, Atacama'da daha önce sadece münferit vakalarla sınırlı olduğu sanılan bu canlıların, aslında 21 farklı familyadan gelen karmaşık bir topluluk oluşturduğunu kanıtladı.
İKLİM ŞARTLARI ÜREME BİÇİMLERİNİ BİLE DEĞİŞTİRDİ
Çölün en kurak orta kesimlerinde tür çeşitliliğinin azaldığı gözlemlenirken, yağış alan yüksek bölgelerde yaşamın daha yoğun olduğu saptandı. Araştırmanın en dikkat çekici detaylarından biri ise canlıların üreme stratejileri oldu. Yüksek rakımlı bölgelerdeki zorlu şartlarda hayatta kalan türlerin eşeysiz üremeyi, nemli kıyı bölgelerindeki türlerin ise eşeyli üremeyi tercih ettiği belirlendi. Bu durum, organizmaların aşırı stres altında evrimsel olarak kendilerini nasıl programladığını gözler önüne serdi.
DÜNYANIN GELECEĞİ İÇİN KRİTİK VERİ
Köln Üniversitesi Zooloji Enstitüsü’nden Philipp Schiffer, bu keşfin küresel ısınma ve kuraklaşan toprak ekosistemlerini anlamak için anahtar rol oynayacağını vurguladı. Atacama’daki bu dayanıklılık örneği, Dünya üzerindeki en zorlu koşullarda bile biyolojik dengenin nasıl sağlandığını kanıtlarken, aynı zamanda Mars gibi ekstrem ortamlarda yaşam arayışı için de yeni bir umut ışığı oldu.