CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun serbest bırakılması için başlattığı Millet İradesine Sahip Çıkıyor mitinginde yeni adres Denizli oldu.
CHP Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum, Ekrem İmmaoğlu'nun mektubunu okudu.
İmamoğlu mektubunda şu sözleri kaleme aldı:
"Güzel Denizli’nin güzel insanları, benim cesur hemşehrilerim!
Kıymetli hanımefendiler, değerli beyefendiler, güzel gözlü çocuklar, canımın içi gençler…
Her birinize hasretle sarılıyorum, sizleri çok özledim.
Sizler 19 Mart’tan bu yana bir milim bile geri adım atmadan demokrasiyi, adaleti savunmaya devam ediyorsunuz. Sizinle gurur duyuyorum, hepinize yürekten teşekkür ediyorum.
Denizli’nin halkçı ve icraatçı başkanı, değerli yol arkadaşım Bülent Nuri Çavuşoğlu’na bu şehre katkıları için teşekkür ediyorum.
Örgütümüzün güçlü iradesini ve mücadeleci ruhunu temsil eden değerli yol arkadaşım Ali Osman Horzum’a ve onun şahsında tüm örgütümüze şükranlarımı sunuyorum.
Sevgili dostlarım,
10 ay önce Türkiye’de büyük bir oyun sergilenmeye başladı. Bizi sandıkta asla yenemeyeceklerini gören bu iktidar, seçime rakipsiz girmek için yargı eliyle bir operasyon başlattı. Ben ve arkadaşlarım, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir belediye başkanına reva görülmeyen hukuk dışı uygulamalara, türlü türlü zorbalıklara maruz kaldık.
Bu kirli oyunu kurgulayanlar, ilk zamanlar ne kadar hevesli, ne kadar mutluydular hatırlıyor musunuz? Güya ortaya öyle kanıtlar koyacaklardı ki, bizler ailelerimizin yüzüne bakamaz olacaktık. Güya turpun büyüğü heybedeydi.
Günlerce millete ahtapot masalları anlattılar. Gerçek dışı olduğu kanıtlanan sayısız yalan ve iftiralarla televizyonlarda milletimizi kandırmaya çalıştılar. Ama ne oldu? İddianame ortaya çıktı, çıtları çıkmaz oldu.
Ben ilk günden bugüne aynı şeyi söylüyorum: Bu dava baştan sona siyasidir. Eğer siyasi değil diyorsanız, iddialarınızın arkasındaysanız bizim mahkemelerimiz TRT ve isteyen tüm kanallar tarafından canlı yayınlansın. Milletimiz kimin ne olduğunu gözleriyle görsün. Hodri meydan!
Canlı yayın talebimiz başlangıçta 'olabilir, niçin olmasın' gibi laflar ettiler ama sonra bununla ilgili kanun teklifini sessiz sedasız reddettiler. Bizleri yalan ve iftiralarla milletin gözünden düşürebileceklerini zannedenler, milletin vicdanı karşısında çoktan mahkum oldular.
Biz 10 aydır daracık hücremizde, haklılığımızdan aldığımız güçle, milletimizden gördüğümüz ilgi ve destekle direniyoruz. Umudumuz ve cesaretimiz her gün daha da güçleniyor. Gelecek güzel günlere olan inancımız her gün daha da büyüyor.
Onlar ise her güne koltuklarını kaybetme korkusuyla, yoksulluğa, güvencesizliğe mahkum ettikleri milletin karşısına çıkamamanın ezikliğiyle uyanıyorlar.
Onların vakti doldu. Onların hizmet enerjisi, doğru dürüst projesi, liyakatlı kadroları kalmadı. Onların millete saygısı, sevgisi kalmadı. Millet karşısında hadlerini bilmez oldular.
Onlar yolun sonunda ama biz yolun başındayız. İşte bu yüzden; onlar sandıktan, milletten köşe bucak kaçıyor, biz ise sandığa, millete koşuyoruz. Biz sorumluluk üstlenmeye, iş yapmaya, ülkemlerin sorunlarını çözmeye koşuyoruz. Şu ya da bu şahsın, şu ya da bu partinin değil; milletin iktidarını kurmaya koşuyoruz.
Bizim peşinde olduğumuz tek zafer; milletin ortak aklının, milletin ortak vicdanının zaferidir. Milletin iktidarına millet ne derse o olacak. Milletin iktidarında herkes için demokrasi, herkes için adalet, herkes için refah olacak.
Türkiye büyürken milletin emeği ve ekmeği küçülmeyecek. Çalışacağız, üreteceğiz ve adilce paylaşacağız. Türkiye’yi geçim derdi çekmeden, gelecekten korkmadan yaşayan, emeğinin, yatırımının karşılığını hakkıyla alan özgür ve mutlu insanların ülkesi haline getireceğiz.
Bir kişi kaybederse, Türkiye kazanacak!
Her şey çok güzel olacak!
Her şey çok güzel olacak!
Ekrem İmamoğlu, Silivri Zindanı."
CHP Genel Başkanı Özgür Özel Denizli'deki toplanan kalabalığa hitap ediyor.

Özel'in konuşmasından başlıklar şöyle:
"SEN SEBEPSİN BUNA ERDOĞAN BEN DEĞİL"
''Bugün 80'inci eylem için bu meydandayız. Dediler ki yazın olmaz. Doldurdular. Dediler ki kışın olmaz bu miting olmaz. Meydanları doldurdular. Dediler ki Denizli'de yağmur var, bu miting patlar. Ben dedim ki o meydan tıklım tıklım dolacak. Bu meydanı dolduranlara selam olsun, selamlar olsun.
Bugün bu meydanda itiraz edenler var. Her türlü haksızlığa eşitsizliğe itiraz edenler var. Direnmeye, mücadele etmeye eylem yapmaya geldik bu meydana. Genciyle yaşlısıyla emeklisiyle emekçisiyle herkes bu meydanda.
Meydanda "Tayyip istifa" sloganları atılırken, CHP lideri Özel, "Bu meydan istifa diye inliyorsa sen sebepsin buna Erdoğan ben değil'' dedi.
PARAYI ÇUVALLARA DOLDURUP SENELERCE YOLSUZLUK YAPMIŞLAR"
Denizli Belediyemiz 750 milyon lira yatırım yaparak Bozdağ Kayak Merkezi'nin çalışması gerekiyordu. Biliyorsunuz belediye değişti, görüntüler çıktı. Belediyenin kendi güvenlik kameralarından kayak merkezinde 5 tane fişi kesmişler parayı kasaya koymuşlar, 25 tane fişi parayı çuvallara doldurup senelerce yolsuzluk yapmışlar, senelerce.
Çuval çuval yolsuzluğu anlattı, ispatı ortada ama halen daha o konuda bir şey yapmadılar ama bu durumu açığa çıkardı diye hazımsızlık yaptılar ve kendileri yolsuzluk yaparak açık tuttukları Bozdağ Kayak Merkezi'nin protokolünü CHP gelince iptal ettiler. Ama hiç merak etmeyin yargıda kazanacağız, Denizli'nin hakkını söke söke alacağız, söke söke alacağız.
"BUGÜN 2,5 KİLO PAMUK SATIYORSUN 1 LİTRE MAZOT ALIYORSUN"
Bir yandan, bir yandan Denizli, Denizli çiftçilerin en mağdur olduğu kentlerden bir tanesi. Mecliste Denizlili pamuk üreticilerinin sesini duymak için, Türkiye'ye duyurmak için elimizde pamuk kozası gösterip söylemiştim. Bir de Denizli'de tekrar edeyim.
Eskiden, ben de Manisa'da Hacıhaliller köyünde yazlarımı geçirdim. 12 yaşından beri traktör üstünde, küfünatör çektim, pamuk ara çapası yaptım, pamuk toplayan emekçilerin testi testi onlara su taşıdım. O beyaz altının bereketini dayımlarla, anneannemle birlikte ben yaşadım. O günlerde 1 kilo pamuk satan 2,5 litre mazot alıyordu. Var mı burada çiftçiler? Doğru mu?
1 kilo, 1 kilo pamuk satıyordun, 2,5 litre mazot alıyordu. Bugünkü hesaba vurursan pamuğun kilosu 150 liraymış mazot üzerinden. Bugün 2,5 kilo pamuk satıyorsun, 1 litre mazot alıyorsun. Bugün pamuğun kilosu 18 lira 20 lira, sen 2,5 kilo pamuk satıp 1 litre mazot alabiliyorsun. Nereden nereye gelmiş.
Niye böyle? Çünkü çiftçinin, köylünün bir kıymeti kalmamış. Kanuna göre 772 milyar lira destekleme lazım ama sadece bu paranın 168 milyarını bütçeye koydular. Yani kanun Denizli'nin çiftçisine "5 vereceksin destekleme" diyor, bunlar sadece 1 veriyorlar. Ve bunu utanmadan, sıkılmadan şimdiden bütçeye yazarak yapıyorlar. 10 yıldır da böyle yapıyorlar.
"GEÇİNEMEYENLER YÜZDE 88"
Ama iş gelince, iş gelince yandaşa destek vermeye, o zaman ellerini hiç korkak alıştırmıyorlar. Bakın, sizin hakkınız 772 milyarın 168'ini bütçeye koymuş ama aynı para, hemen hemen aynı para, 768 milyar lira kurumlar vergisi verecek şirketler, oradan vazgeçilen kurumlar vergisi tutarı... Diyor ki bu sene 768 milyar lira kurumlar vergisinden vazgeçeceğim. Faiz lobilerine 2.7 trilyon lira vereceğim. Geçiş garantili otobanlara, köprülere 238 milyar lira vereceğim. Kur korumalı mevduata 2,5 trilyon lira verdim.
Öyle bir noktaya geliyor ki çiftçiye gelince 5'in 1'ini veriyorlar ama yandaşlara gelince ne istiyorlarsa fazlasıyla veriyorlar. Buradan, buradan açıkça söylüyorum: 1 kilo buğday satılıp 1 kilo mazot alındığı günlerden, 6 kilo buğday satılıp 1 litre mazot alındığı günlere geldik. 1 kilo pamuğun 2,5 litre mazot aldığı günlerden, 2,5 kilo pamuğun 1 litre mazot alamadığı günlere geldik.
Şimdi dönüp bakıyorsunuz dünyada vergi zenginden alınır, bunlar zengini bırakmışlar vergiyi tavana değil tabana yaymışlar. Tırnak makasından, mutfak tüpünden, törpüden özel tüketim vergisi alanlar elmastan, pırlantadan, lüks yatlardan almıyorlar. Yüzde 65 dolaylı vergi. Yani zengin fakir ayırmayan, en zenginden de en yoksuldan da aynı vergiyi alan dolaylı vergi. Elektriğin vergisi, sütün vergisi, doğalgazın vergisi, çocuğa alınan hırkanın, ayağa alınan ayakkabının vergisi milyardere de aynı, asgari ücretliye de aynı.
Bunun adı, bunun adı dolaylı vergi. Yüzde 64. Bunun üstüne vergilerin yüzde 24'ü gelir vergilerinden kesilen, hepimizin maaşlarından kesilen gelir vergisi. Yaptı mı yüzde 88? Yüzde 1 bir ıvır zıvır vergisi var. Sadece yüzde 11 kurumlar vergisi. Para kazanandan, kar edenden yüzde 11, para kazanmayan, sürünen, geçinemeyenlerden yüzde 88.
Bunun adı, bunun adı AK Parti'nin kara düzenidir. Denizli'den, hemşehrilerimin arasından, buradan Türkiye'ye haykırıyorum ki: Zenginden değil yoksuldan alan, yoksulu görmeyip zengini kayıran, verginin yüzde 88'ini yoksuldan, 11'ini zenginden alan AK Parti'nin kara düzenini vallahi de yıkacağım, billahi de yıkacağım."
AYRINTILAR GELİYOR...