Günümüz rekabet ortamında şirketlerin sürdürülebilir başarı yakalama biçimi, klasik performans göstergelerinin ötesine geçiyor. Bu değişimde öne çıkan en önemli unsur, iş süreçlerinin yalnızca dijitalleşmesi değil; stratejik dönüşümün bütünsel bir vizyonla ele alınması.

Uzun yıllardır yerli ve uluslararası şirketlerle çalışan Strateji Danışmanı Mehmet Acar’a göre, firmalar performansı sadece mali verilerle değil; insan, kültür ve ölçüm sistemlerini bir arada değerlendirebilen yapılarla artırabiliyor. Bu yaklaşım, özellikle değişimin hız kazandığı sektörlerde rekabet avantajı sağlıyor.

Acar, bu bakış açısının temelinde “stratejik öngörü” ve “davranışsal kapasite” gibi unsurların bulunduğunu vurguluyor. Ona göre, stratejik planlama yalnızca hedef koymaktan ibaret değil; bu hedeflerin organizasyon içinde içselleştirilmesi ve günlük operasyonla uyumlandırılması gerekiyor. Bu da liderlerin stratejiyi kurum kültürüne yayabilme yetkinliğiyle doğrudan bağlantılı.

Stratejiden performansa giden yolun bu entegrasyonu nasıl sağlayacağına ilişkin model geliştiren Acar, bunun şirketlerin sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşmasında kritik rol oynadığını belirtiyor. “Strateji, üst yönetimin metninden çıkıp tüm organizasyonda davranışa dönüşmeli” diyen Acar, stratejik dönüşümün artık yalnızca üst düzey kararlarla değil; tüm çalışanların bakış açısıyla şekillendiğini söylüyor.

PERFORMANSIN ÖLÇÜLMESİ YENİDEN TANIMLANIYOR

Uzmanlar arasında giderek güçlenen bir diğer görüş, performans ölçümünün de yeniden tanımlanması gerektiği yönünde. Acar, günümüz şirket yapılarında sıkça karşılaşılan “sadece sonuç odaklı” değerlendirme yöntemlerinin, stratejik uyum ve kültürel etkileşimi yeterince ölçmediğini belirtiyor. Bu nedenle yeni sistemlerde, niceliksel verilerin yanı sıra insani ve davranışsal göstergelerin de performans değerlendirmesine eklenmesi gerektiğini ifade ediyor.

Global arenadaki uygulamalardan da örnekler veren Acar, farklı ülkelerde yürütülen projeler sayesinde stratejinin kültürel bağlamda tasarlanmasının öneminin daha net görüldüğünü aktarıyor. “Kültürü okumadan strateji oluşturmak, sahada karşılık bulmayı zorlaştırıyor” diyen Acar, bu yaklaşımın şirketlerin uluslararası rekabette ayakta kalmasını sağlayan temel etmenlerden biri olduğunu belirtiyor.