Son Dakika Haberi... Dün gece Venezuela'da Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun ABD'ye kaçırılmasının ardından gözler Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'a çevrilmişti.
Erdoğan dün yaptığı açıklamada, Maduro'nun kaçırılmasına değinmezken; "Türkiye'yi yanına alan kazanacak, karşısına alan kaybedecektir. Yüzünü Ankara'ya dönen kazanacak, kıblesini şaşıranlar, kısa vadeli düşünenler ise kaybedecek." dedi.
AKP'den ise konuya ilişkin ilk açıklama geldi.
AÇIKLAMADA TRUMP VE ABD YOK
Parti Sözcüsü Çelik X üzerinden yaptığı açıklamada, "Venezuela halkının ülkelerindeki siyasi egemenliğin yegane sahibi olduğunun altını çiziyoruz" ifadelerini kullanırken; 'ABD' ve 'Trump' ifadelerinin açıklamada kullanılmadığı görüldü.
İşte o açıklama:
"VENEZUELA HALKININ ÜLKELERİNDEKİ SİYASİ EGEMENLİĞİN YAGANE SAHİBİ OLDUĞUNUN ALTINI ÇİZİYORUZ"
"Sayın Cumhurbaşkanımız ve AK Partimiz her zaman uluslararası hukukun, ülkelerin meşru egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün savunucusu olmuştur. “YÖNETİMLERİN MEŞRUİYETİNİN HALK İRADESİNE DAYANDIĞI” ve “BİR ÜLKEDE MEŞRU YÖNETİM DEĞİŞİMİNİN SADECE O ÜLKENİN HALKINA AİT DEMOKRATİK BİR HAK OLDUĞU” ilkeleri, Cumhurbaşkanımızın ve Ak Partimizin siyasi hayatının eksenidir. Bu ilkeleri ihlal eden hiçbir gelişmeyi onaylamayız. Cumhurbaşkanımızın ve Ak Partimizin siyasi yolcuğunun en büyük yol arkadaşı siyasi meşruiyettir. Siyasi meşruiyet ilkelerini hedef alan ve uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmeyiz.
Venezuela’daki olaylarla ilgili olarak bakışımız bu ilkeleri esas almaktadır. Venezuela halkının ülkelerindeki siyasi egemenliğin yegane sahibi olduğunun altını çiziyoruz.
"BİR ÜLKENİN SİYASİ TAPUSU O ÜLKENİN HALKINA AİTTİR"
Biz, “siyasi meşruiyet”e güç odaklarının gözünden değil, güç odaklarına “siyasi meşruiyet” merceğinden bakarız. Bir ülkenin halkına ait egemenliğin hedef alınması ve uluslararası hukukun ihlal edilmesi hiçbir şekilde kabul edilemez. Bir ülkenin “SİYASİ TAPU”su sadece ve sadece o ülkenin halkına aittir. “Meşru egemenlik” sadece o ülkenin halkının inşa edeceği bir iradedir; dışardan dayatılamaz. Uluslararası düzenin ve uluslararası hukukun varlığı da bunun için gereklidir. Cumhurbaşkanımız bu prensiplerin en güçlü savunucusudur.
ÖZEL'İN AÇIKLAMALARINA TEPKİ
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ve muhalefetteki kimi genel başkanların dünyayı sarsan bir olay karşısında akıllarına ilk gelenin Cumhurbaşkanımıza dönük niteliksiz sözler söylemek olması son derece vahim ve sağlıksızdır. Bu muhalefet odakları dış politikada tek bir olayı bile yönetmemiştir, böyle bir tecrübeleri yoktur. Dış politikadan anladıkları tek şey Türkiye’yi şikayet etmek, gelişmeleri
ancak iş işten geçtikten sonra anlamak ve kriz yönetmeyi retorik üretmek zannetmektir. Türkiye’de muhalefet niteliksiz ve dar siyaset koridorlarına sıkışmamalıdır. Dünyanın sarsıldığı bu zamanlarda herkes sağduyu ile hareket etmeli, sorumlu davranmalı ve söylenen sözlerin Türkiye’nin yoluna hizmet etmesine özen göstermelidir.
"GİDEREK ZORLAŞACAK BİR KÜRESEL ORTAMLA KARŞI KARŞIYA KALACAK TÜM DÜNYA"
Sayın Cumhurbaşkanımız küresel krizlerin en usta yöneticilerinin başında gelmektedir. Hakkı söylemekten geri durduğu ya da haksızlığa göz yumduğu da görülmemiştir. Cumhurbaşkanımızın hangi sözü ne zaman ve nerde söyleyeceği siyasi tecrübesinin ve kriz yönetme ustalığının bir parçasıdır. Cumhurbaşkanımız “KENDİ SÖZÜNE HAKİM”dir ve bu özelliğe sahip dünya liderlerinin önde gelenlerindendir. Cumhurbaşkanımızın, siyasi meşruiyet kavramına zıt bir gelişmeyi onayladığı ya da mazur gördüğü görülmemiştir.
Sayın Cumhurbaşkanımızın hangi krizi nasıl yönettiği, hangi sözü ne zaman ve ne şekilde söylediği, dünyanın her yerinde en dikkatli şekilde izlenir. Bunun sebebi, siyasi ezberlerin dışında nitelikli ve özgün bir siyasi çizgiyi inşa etme kabiliyetindendir.
Dünyanın zor zamanlarındayız. Giderek daha da zorlaşacak bir küresel ortamla karşı karşıya kalacak tüm dünya.
İÇ CEPHE VURGUSU
Bu zor zamanlarda en büyük dayanağımızın siyasi ilkelerimize daha çok sahip çıkmak olduğunu biliyoruz. Siyasi meşruiyet ilkelerimizden zerre kadar taviz vermiyoruz. Ülkemizdeki tüm siyasi odakların dış dünyadaki kaotik gelişmeler karşısında Türkiye için sorumlulukla ve sağduyu ile hareket etmesi gerektiğinin altını çiziyoruz.
Siyasi aklın gereği dünyadaki kaosa karşı iç cephemizi sağlam tutmaktır. Devlet aklının ve diplomasinin tüm imkanlarını değerlendirerek, istikametimizi daha da güçlendireceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın büyük tecrübesi ve siyasi iradesiyle krizlerin yönetiminde inşa edeceği siyasi hatlar, Türkiye’nin yolunu açık tutmaya devam edecektir."