Prof. Dr. Teoman Kankılıç ve farklı üniversitelerden gelen uzman ekibin Hatay, Gaziantep, Kilis ve Diyarbakır hattında yürüttüğü titiz çalışmalar meyvesini verdi. Bilim dünyasına "Nannospalax garzanensis", "Colaki" ve "Karyominor" isimleriyle üç yeni tür armağan edildi.

GÖRÜNÜŞLERİ AYNI GENLERİ BAŞKA

Kör köstebekleri diğer canlılardan ayıran en büyük özellik, dışarıdan bakıldığında birbirlerinin kopyası gibi görünmelerine rağmen, genetik ve kromozomal açıdan devasa farklar taşımalarıdır. Yaklaşık 1200 örneği inceleyen araştırmacılar, bu canlıların yaklaşık 33 milyon yıl öncesine (Oligosen dönemi) dayanan köklü bir geçmişe sahip olduğunu belirledi.

KÖSTEBEKLE KARIŞTIRMAYIN

Halk arasında sıkça karıştırılan bir gerçeğe de ışık tutan Prof. Dr. Kankılıç, şu farklara dikkat çekti:

Köstebekler: Gözleri vardır ve böcekçil beslenirler.

Kör Köstebekler (Körkösnü): Gözleri tamamen deri altındadır. Patates, havuç ve turp gibi bitki kökleriyle beslenen otobur canlılardır.

KANSERE KARŞI DİRENÇLİLER

Bu keşfi sadece biyolojik bir sınıflandırma olmaktan çıkaran asıl unsur, kör köstebeklerin tıp dünyasındaki önemi. Bu canlıların doğuştan kansere karşı dirençli olduğu biliniyor.

Hücresel Mucize: Kör köstebekler, kanserli hücre oluşumuna izin vermeyen benzersiz bir biyolojik yapıya sahip.

Türlerin Netleşmesi: Daha önce Türkiye'deki tüm türlerin İsrail menşeli "ehrenbergi" türüne ait olduğu sanılıyordu. Ancak bu araştırma, Türkiye'deki popülasyonların tamamen özgün türler olduğunu kanıtlayarak, kanser araştırmalarında kullanılacak "doğru genetik modelleri" belirlemiş oldu.

3 AŞAMALI BİLİMSEL OLAY

Yeni türlerin tanımlanması süreci; kafatası ve diş yapılarının incelendiği morfolojik, kromozom sayılarının belirlendiği sitogenetik ve evrimsel bağların çözüldüğü DNA analizleri ile tamamlandı. Elde edilen bulgular, Almanya’nın prestijli bilimsel dergilerinde yayımlanarak uluslararası çapta tescillendi.