Reklamsız Sözcü
HÜSNÜ MAHALLİ

İçi benim dışı kimin?

7 Mayıs 2018

Seçimin curcunası içinde dış politika artık geri planda.
Afrin ve Menbiç ‘şimdilik' iktidarın umrunda değil.
Kıbrıs'ta önemli olaylar yaşanıyor hükümet sessiz medya habersiz.
Türkiye ve İran'a komşu Irak'ta bu hafta çok önemli seçim var ama kimsenin haberi yok. ‘Arap Baharı'nın ilk ülkesi Tunus'ta  yerel seçimlerde İslamcılar laikleşme çabası içinde ama uzman ve azmanlarımız dedikodu peşinde.
Suudi Arabistan bugün yapılacak olan Lübnan seçimlerinde ‘Hizbullah kazanmasın' diye milyarlarca dolar harcıyor ama ‘demokrasi savunucuları' bihaber.
İsrail, ABD ve Suudi Arabistan İran'a saldırmanın hazırlığı içinde ama stratejistlerimiz iktidara yalakalık yapmaktan dünyadan habersiz.

Oysa Türkiye'de bugün yaşanan TÜM sorunların nedeni dış politikadaki yanlışlardır. Örneğin Türkiye'nin 2011'de Suriye'ye müdahalesi olmasaydı bugün bu ülkede IŞİD, Nusra, ÖSO ve PYD olmayacaktı.
Örneğin bu müdahale olmasaydı bugün Türkiye'nin Afrin, Menbiç, İdlib gibi bir derdi olmayacaktı ve TSK Suriye'nin kuzey bölgelerinde şehit vermeyecekti.
Örneğin bu yanlışlıklar olmasaydı bugün Türkiye TSK'nın kontrolü altındaki bölgelerde 100 binden fazla İslamcı militana bakmak ve her türlü gereksinimlerini karşılamak zorunda kalmazdı.
Her şey ‘Arap Baharı' ile başladı.
Batı destekli İslamcılar iktidara gelir gibi olunca AKP'nin saltanat ve hilafet hevesleri kabardı. Kabarınca batının ‘model' ilan ettiği AKP bu tanıma ‘layık' olmak için içerde toplumu ve devleti İslamlaştırma çabasına girişti.
Sonuç ortada. İçerde ve dışarda AKP'nin hiç dostu kalmadı.
Hiç kimse AKP'den mutlu değil.
İçerde ve dışarda ‘mutlu' gibi görünenler kesin çıkarlarının gereğini yerine getiriyorlar.
Bir düşünün Cumhurbaşkanı Erdoğan her fırsatta Batılı liderlere çok ağır laflar ediyor ama o ülkeler Türkiye'de çok para kazandığı için seslerini çıkarmıyor.

İçerde ise AKP'ye oy veren insanların büyük bölümü iktidarın nimetlerinden yararlanıyor. Ama yine de bunların büyük bölümü mutlu değil.
Elbette başka hesapları da var.
Kim ister laik, Kürt, Alevi ya da kendisi gibi düşünüp davranmayan komşusuyla sürekli  kavgalı olmayı?
Siyasal ve sosyal ideoloji ve iktidarların en önemli başarısı toplumsal barış, uzlaşma, zenginlik ve esenliği sağlamasıdır.
AKP bunu başaramadı.
AKP tersini yaptı.
AKP Türkiye'ye ve Türkiye insanlarına yazık etti.
Elinizi vicdanınıza koyun ve kararınızı doğru verin.
Türkiye 2011 öncesine dönebilir.
Bunu yapacak olsa AKP iktidarda kalsın.
Ama AKP artık geri dönüşü olmayan bir yolun sonuna geldi.
AKP içerde ve dışarda kendisi gibi düşünmeyen ve yanlış da olsa bu düşüncenin gereğini yapmayan herkesi düşman belliyor ve öyle davranıyor.
AKP'lilerin içerde ve dışarda kullandıkları dil ve demagojik söylemlerle bunu kanıtlıyor.

Muhalefet liderleri AKP'den farklı olduklarını kanıtlamak zorundalar.
İçerde her türlü gerginlikten kaçınarak AKP'liler dahil herkese olumu mesaj vermeli.
Dışarda başta Suriye ve Irak olmak üzere bölgenin tüm ülke ve halklarına dostluk elini uzatmalı ve 2011 öncesinde olduğu gibi Türkiye'nin herkesle dost ve kardeş olmak istediğini vurgulamalıdırlar.
İnanın bana çok kolay.
Örneğin AKP'nin bütün ‘kötülüklerine' rağmen Suriye Devleti bile Türkiye ile hemen dost olmaya hazırdır.
AKP iktidardan gittiği an.
AKP iktidardan gittiği an herkes yeniden Türkiye'nin dostu olacak.
Herkes Türkiye'nin dostu olduğunda en çok Türkiye kazanacak.
Demokratik, laik, özgür, çağdaş ve 100 bin camisiyle dindar Türkiye yeniden herkesin modeli olacak.
2011 öncesinde olduğu gibi.
25 Haziran'da olacağı gibi.
Herkes gerçekten bunu istiyorsa sandığa gidip oyunu kullanacak.

sozcu-banner-1
Hüsnü Mahalli
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more