Sözcü Plus Giriş
EMİN ÇÖLAŞAN

Panik nedeni: Yalana talana son!

Sevgili okurlarım, Türkiye olarak İmamoğlu olayına kilitlendik. Şimdi İstanbul'da yapılan itirazların sonucunu bekliyoruz.
31 Mart gecesi sayılan ve geçersiz kabul edilen oylar yeniden sayılıyor da, sonucu değiştirecek herhangi bir bulgu şu ana kadar ortaya çıkmadı.
Aslında sadece İstanbul'da değil, diğer seçim bölgelerinde de bildiğimiz kadarıyla çıkmadı.

★★★

Şimdi kısaca seçim öncesine bir bakalım…
AKP seçime arkasına devlet gücünü alarak girdi. Devlet gücü özellikle yerel seçimlerde en belirleyici etkendir.
Seçmene devlet adına bol kepçe vaatlerde bulunulur:
“Bize oy verdiğin takdirde yolunu yaparız, suyunu getiririz, camini tamir ederiz, her derdine ve her sıkıntına çözüm buluruz…”
“Vatandaşım kullan oyunu ama sandıktan sakın ola ki muhalefet partileri çıkmasın. O takdirde bütün isteklerin hayal olur…”
“Ver oyunu bize, beleş kömürü ve gıda paketlerini sen de hak et sevgili vatandaşım…”
“İş mi arıyorsun, sandıktan biz çıkarsak çoluğuna çocuğuna iş yaratırız…”
Devlet gücünün ağırlığı, genel seçimle kıyaslandığında yerel seçimde çok daha fazladır.
Yani yerel seçimde palavraları yutturmak ve seçmeni kandırmak genel seçime oranla çok daha kolaydır.

★★★

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Bey bu seçim öncesinde 100'e yakın il ve ilçede mitingler düzenledi…
Kapalı salon toplantılarını falan da sayarsak bu sayı en az 300 oluyor.
Birkaçı dışında bütün televizyon kanalları onun konuşmalarını canlı verdi.
Gittiği her yerde Recep Bey'in emrinde devletin uçakları, helikopterleri, son model makam araçları, konvoyları, koruma ordusu, valiler, kaymakamlar ve bütün kamu kurumları vardı.
Yüzlerce kürsüde özgürce nutuk attı, muhalefete sert çıktı…
Devlet gücünü kullanmak işte budur!
Küçük beldeler dahil özellikle eğitimsiz kırsal kesim seçmenini sindirir, gözdağı verir, çoğu zaman ikna eder, vaatlerle göz boyar.   
Emrinde sonsuz maddi olanaklar vardır ve bunu sonuna kadar kullanır.
Seçime devlet gücüyle girmek muhteşemdir!
Bu son seçimler işte bu nedenle de çok önemli idi ancak bu kez özellikle İstanbul, Ankara, Adana, Mersin, Antalya gibi Büyükşehirlerde iş tersine tepti!

★★★

Şimdi sıra geldi özellikle İmamoğlu'nun az farkla bile olsa kazandığı İstanbul seçimine…
İtirazlar gündemde…
İktidar normal koşullarda, herhangi bir katakulli yapılmadığı sürece İstanbul'u kazanmasının söz konusu olmadığını bizden daha iyi biliyor… (Aynı koşullar Ankara için de geçerli.)
Ama başarı şansı çok düşük bile olsa itiraz etmeleri zorunlu idi. Nedenlerine çok kısaca bakalım:
– Özellikle İstanbul Büyükşehir, uzun yıllardan bu yana AKP'nin mama ve talan deposu. Elinde sonsuz olanaklar var, bütçesi katrilyonlarla ölçülüyor. Yandaşlara peşkeş muhteşem!
– Orası belediye değil, iktidar açısından adeta bir “Hazine.” Şimdi bu hazine elden gitmiş görünüyor.
– İstanbul hep yağmalandı, peşkeş hep sürdü. Yandaş vakıflara kaynak aktarımı ile birlikte ihale dümenleri de olanca hızıyla devam ediyor. Böyle bir yağma Cumhuriyet tarihinde görülmedi.
– Bu para muslukları yeni başkanlar tarafından elbette ki kesilecek… Kesilmek zorunda. Sonra ne olacak!
– İktidarın korkusu, paniği ve böylesine sertleşmiş olmasının nedeni işte bu gerçeklerde yatıyor.

★★★

Aslında sertleşme, hakaretler ve çirkin iftiralar seçimden önce başlamıştı…
Tarım Bakanı kürsüde konuşma yaparken ahaliye “O adilere oy verecek misiniz” diye sordu.
Gaziantep ekibinden bir iktidar milletvekili kendilerine el sallamayan vatandaşlar için “Şeyin trene baktığı gibi bakıyorlar” dedi. Yani öküzün!..
Ve son olarak “Tarafsız (!)” cumhurbaşkanı Recep Bey, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere muhalefetten kazanan başkanlar için “Topal ördek gibi olurlar” diyebildi…
Verdiği mesaj açık:
“Onları çalıştırmayız, iş yaptırmayız!”
Olacakları ve yapacaklarını şimdiden açıklamış oldu.
Çok engeller çıkaracaklar çook!..
Akla hayale gelmeyecek şeyler yapacaklar.
Seçimden önce doyasıya kullandıkları “Devlet gücünü” şimdi seçimden sonra da kullanacaklar.
Herkes hazırlıklı olsun.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more