Ruhat Mengi
Ruhat Mengi

Korku iklimi yaratılmasında SADAT’ı kullanacaklar

İYİ PARTİLİ AHAT ANDİCAN, SEÇİM GÜVENLİĞİNE İLİŞKİN TARTIŞMALARI SÖZCÜ'YE DEĞERLENDİRDİ

SADAT'a ilişkin kamuoyuna yansıyan bilgiler üst üste konulduğunda ‘çok ciddi' bir durumun ortaya çıktığını belirten Ahat Andican, “Böyle bir örgütlenme modeli bulunduğunu toplumun bilmesi önemli” dedi.

Türkiye'nin bitmeyen, bir türlü çözüm bulunamadığı için ülkesini seven tüm vatandaşların bakarak üzüntü duyduğu sorunları tüm ürünlere her gün gelen fahiş zamlarla da birleşince neredeyse huzurlu bir nefes almamızı bile zorlaştırıyor. Muhalefet partilerinin yükselişinin sonucunu önlemek için her geçen gün yeni buluşlar ortaya çıkıyor, 4 yıl önce dünyanın en iyi 3'üncü havalimanı seçilen ve büyük maddi kayba yol açacak olan Atatürk Havalimanı'nın ısrarla yıkılması için hazırlanan iş makinaları, milli güvenlik sorunu haline gelen mülteciler meselesi ve daha ne ararsanız-aramazsanız akla gelecek bir dizi anlamsız, hukuksuz olay. Bunun yanında artık açıkça ortaya konan SADAT endişesi.  Bu olayların perde arkasını ve bundan sonra neler olacağını 55'inci Hükümet Devlet Bakanı, İYİ Parti İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Ahat Andican'la konuştum.

Ahat Andican, Ruhat Mengi’nin sorularını yanıtladı.

TOPLUMU BASKILAMAYA ÇALIŞIYORLAR

Sayın Andican, 6'lı masa bu seçimi kazanmak ve Türkiye'yi demokratik bir düzene kavuşturmak için ortak bir amaçta birleşti ama öyle görünüyor ki seçimde muhalefet partileri için mümkün olan her zorluk gerçekleşecek. Seçim Kanunu'nu değiştirdiler, Canan Kaftancıoğlu'na hapis ve siyaset yasağı, şimdi de Ekrem İmamoğlu'na siyaset yasağı gelme ihtimali dillendiriliyor. Bunlar seçimi nasıl etkileyecek ve seçime doğru başka neler olabilir?

Meseleyi sadece Canan Kaftancıoğlu olayı diye görmemek lazım, bu bir süredir devam etmekte olan bir olayın parçalarından biri. Gezi olayları ve Gezi mahkumiyetleri, daha önce amirallere yönelik Montrö meselesiyle ilgili dava ve daha da geriye giderek 28 Şubat davası sonrasında yaşlı generallerin hapsedilmesi gibi olaylar zincirinin bir halkası aslında. Burada temel sorun şu; iktidar dünya tarihinde örnekleri görüldüğü gibi otoriter anlayış içerisinde bir korku iklimi yaratmaya ve toplumu bu şekilde baskılamaya çalışıyor. Bu baskılamanın araçları olarak da yargıyı, hukuku kullanıyor. Neredeyse hepsinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi tarafsız yargı mercilerinden döneceği belli olan kararlar alıyor.  Otoriter yönetimler “Amaca giden her yol mubahtır” diye Makyavel'e izafe edilen söz gereği bu tip şeyleri yargı açısından, bürokratik vesayet açısından, kurumların baskısı açısından kullanırlar ama bunlar Mandela'lar yaratır ve ortaya çıkan Mandela'lar da bu otoriter yönetimlerin çöküşünü hızlandırır. Bu yönetimlerin açmazı da budur.

Kullanılan yöntemler umduklarının tam aksi bir tesir yaratabilir mi?

Benim şahsi düşüncem bu, yani siz bir korku iklimi yaratmak amacıyla, her yol mubahtır diye topluma veya toplumda hedef seçtiğiniz bireylere, gruplara bu tip yasa dışı, hukuk dışı uygulamalar yaparsanız bunların sonucu er ya da geç bu otoriter yönetimin çöküşünü hızlandırır.

TEK ADAM YÖNETİMİNİ DEĞİŞTİRMEK

Türkiye'de de bu olayların sürüp gitmesi  “6'lı masa”yı ortaya çıkardı.

Doğrudur ve 6'lı masa bu konuyu gayet iyi değerlendiriyor. 6'lı masa deyince kamuoyunda şöyle bir algı var; bu masa bir anlamda bir hükümet gibi program ortaya koyması, aday ortaya çıkarması lazım ve hatta bir hükümetin alt kurullarını belirlemesi lazım gibi. Oysa 6'lı masanın bir araya gelmesinin temel amacı; ülkeyi ekonomik açıdan, hukuki ve siyasi açıdan darboğaza sokmuş olan bu “tek adam yönetimini” değiştirmek ve güçlendirilmiş parlamenter sistemi ülkeye getirmek.

AKP ne yaparsa yapsın seçim güvenliğini sağlayacağız

Özellikle Canan Kaftancıoğlu ile uğraşılmasında, onun seçim güvenliğini sağlayabiliyor olmasının, o gücünün etkisi yok mu sizce? 

Canan Hanımın bu seçimler sırasındaki etkin rolünü biliyoruz, buna şahit olduk ama yine de sandık güvenliğini şahıslara indirgemek yanlış olur,  ne yapılırsa yapılsın muhalefet partileri bu seçimde Türkiye genelinde seçim güvenliğini sağlamak için gereken her önlemi alacaktır.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener sık sık “O sandık gelecek, vesayet bitecek” diyor. Sizce Erdoğan kolay kolay sandığı getirecek mi? Yargının ve Yüksek Seçim Kurulu'nun bu kadar siyasallaştığı bir ortamda seçimde daha öncekilere benzer sorunlar çıkma ihtimali yüksek değil mi?

Evet, bunlarla karşılaşılacak, bunun için uğraşacaklar ama mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Türkiye, Ortadoğu'da bir sultanlık ya da Kuzey Kore değil, neredeyse 100 yıllık bir demokrasiye sahip, hukukun geçerli olduğu bir devlet. Bu, 84 milyona, böyle bir tecrübeyi geçirmiş bir millete güvensizlik olur.

Kılıçdaroğlu'nun SADAT'a gitmesi çok önemliydi

Siz sandığı kimsenin engelleyemeyeceğinden eminsiniz ama CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu SADAT binasına gitti ve “Çıkacak her türlü kaostan SADAT ve Saray sorumludur” dedi. Bir duyum almamış olsa, bir şüphe olmasa bunu yapar mıydı sizce?

SADAT'ın kurucusu Adnan Tanrıverdi, 2016'da “15 Temmuz ‘dan sonra istediğimiz bütün Anayasa değişikliklerini yaptırdık, başkanlık sistemini önermiştik gerçekleşti, kuvvet komutanlıklarının Savunma Bakanlığı'na bağlanmasını önermiştik, harp okullarının askeriyenin elinden alınması gerektiğini söylemiştik gerçekleşti ve MGK'da askerlerin azınlığa düşmeleri gerektiğini söyledik gerçekleşti” diyor.

SADAT'ın internet sitesinde “gayri nizami harp öğretiyoruz” yazıyor. Terörist organizasyonların yürüttükleri mücadele sırasında uyguladıkları yöntemleri siz kime öğretiyorsunuz? Sedat Peker “Bayırbucak Türkmenleri'ne gönderiyoruz” diyerek hazırladıkları TIR'ların içine SADAT'ın silah yerleştirdiğini, bunların da El Nusra örgütüne verildiğini söylüyor. Bunları üst üste koyduğunuzda ortaya çok ciddi bir durum çıkar. Demek ki bu örgüt seçim dönemine gidilirken ciddi bir korku iklimi yaratma noktasında önemli bir araç olarak kullanılacak. Bu nedenle Sayın Kılıçdaroğlu'nun SADAT'a gitmesi toplumda bir farkındalık yaratmak açısından önemliydi. Böyle bir örgütlenme modeli olduğunu toplumun bilmesi önemli.

Bugün adayı açıklasak yarın soruşturma açılır

Meclis'teki bütün soruşturma önergelerini reddederken ve soruşturulacak olaylar bu kadar birikmişken iktidarın seçime kolayca razı olmayacağı görüşü giderek daha da yaygınlaşmaya başladı. SADAT'ın tartışılma nedeni de bu olmalı, Kemal Kılıçdaroğlu açık açık söyledi.

O mantıkla yola çıkılmış olsaydı büyük şehirlerin büyük bölümünün iktidarın elinden alınması gerçekleştirilemezdi. AKP'nin yaptığı gibi insanları olmayan suçlar üzerinden mahkum ettirecek hesaplaşmayı onaylamayız. Anlatacağım bu iki örnek önemlidir. Mansur Bey aday olduğunda AKP'nin “makbul iş adamı” dediği kişi onu suçlamıştı, 3 gün sonra adamın hırsızlıktan tutun, rüşvet vermeye, çocuk tacizine varan bir suçlamalar zincirinin ortasında olduğu anlaşıldı. Yavaş gerçekleri ortaya koymasaydı belki seçime girmesi engellenecekti. Yine İstanbul'da FETÖ'den tutuklanmış şahsa AKP'li bakan giderek “İmamoğlu hakkında itiraflarda bulunursan cezanı hallederiz” dedi. O şahıs “Alet olmak istemiyorum” karşılığını verdi. AKP olmayan suçları icat etmekte o kadar mahir ki, bugün sizi aday olarak ilan etmiş olsak yarın “olmayan bir olaydan dolayı” hakkınızda soruşturma başlatılabilir. O nedenle 6'lı masa seçim kararı verildikten sonra cumhurbaşkanı adayını açıklayacaktır.

Yeni bir hükümet gelir de Atatürk Havalimanı'nı açar diye yıkıyorlar

 Türkiye'nin tarihi veya doğasını korumak için sit alanı ilan edilmiş en değerli bölgelerine, zeytinliklerine inşaat, altın arama, termik santral izinleri verildi. Şimdi de Atatürk Havalimanı pistleri yıkılarak yerine millet bahçesi yapılması işlemi halkın ve muhalefet partilerinin büyük tepkisine rağmen sürüyor. 

Atatürk Havalimanı pistlerinin kırılıp yerine millet bahçesi yapılacağı ve ihalesinin de kapalı olarak yapıldığı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un bir televizyon konuşmasında söylediği cümlelerle ortaya çıktı; “O iş çoktan bitti, kısa sürede millet bahçesi yapılacak” dedi. O zaman anlaşıldı ki bu çoktan 5'li çeteden birisine ihale edilmiş. Yeni havalimanı da aslında büyük bir rant projesinin sacayağı. Kanal İstanbul ve etrafına yapılacak 1.5-2 milyon nüfuslu bir şehir ve yeni havalimanı Marmara'nın kuzeyinde yapılacak büyük bir şehirleşme projesinin parçası. Rant için yeni havalimanı yapılıyor ve bu yeni havalimanı zarar içinde, satılmak isteniyor. Şimdi Katarlılar aldığı takdirde, yeni bir hükümet gelir ve Atatürk Havalimanı'nı açar diye düşünerek oranın “yeniden açılamayacak hale getirilmesi” konusunda hükümeti zorluyorlar.

Alacak firmanın Katarlı olduğu ve Avrupa yakasında bir başka havalimanı istemediği kesin gibi konuşuluyor zaten.

İktidarın fon arayışına Katarlılar, Suudi Arabistan veya Birleşik Arap Emirlikleri “evet” diyebilir. Bu büyük bölgede bir bölüme millet bahçesi yapılması, kalan bölümlere ise alışveriş merkezleri, oteller ve konut rezidanslar yapılacağı, bunun için de yine Katarlılarla pazarlık yapıldığı iddiaları var.

‘İYİ Parti kamplaştırmıyor onun için oyu arttı'

ORC Araştırma 15 aylık anket tablosunu yayınladı, AKP'nin oyu 8.8 puan erirken CHP ve İYİ Parti oyunu artırmış. İYİ Parti'nin oyu 7.6 puan artmış, bunu neye bağlıyorsunuz?

İYİ Parti, uygulanan siyasetin şeklini, biçimini değiştirdi. Yaklaşık 2 senedir Sayın Meral Akşener neredeyse Anadolu'nun bütün ilçelerinde dolaşarak halkla doğrudan temas etti, aynı şekilde bütün milletvekilleri de her hafta Anadolu'nun bir ilinde konuşma yapıyorlar. Halk, problemlerini dinleyip Meclis'e taşıyan bir parti olarak İYİ Parti'yi benimsedi ve destekledi. İYİ Parti'nin Cumhur İttifakı partileri ve liderleri gibi karşı oldukları diğer parti ve liderleri aşağılayan, kamplaştıran bir dili, bir siyaseti yok. O tür siyasetten bıkmış usanmış olan halk bu uzlaşmacı tarzı tercih ediyor.

Cumhuriyet'in temel değerlerini yıkamadılar

İktidarın 2023 davası, son zamanlarda hilafetten bahsedilmesi sizce ne anlama geliyor?

Bu iktidarın siyasal hedefinin, siyasal İslam'a endekslenmiş ve milleti ümmete dönüştürme projesi olduğunu düşünüyorum, inancım bu. Ve eğitimden hukuka bütün politikaları da buna oturtulmuş vaziyette ama başarılı olamadılar. Cumhurbaşkanı “Biz bu ülkede birçok şeyi ele geçirdik ama kültür açısından, yaşam kültürü, olaylara bakış, dünyayı kavrayış açısından istediğimizi elde edemedik” demiştir.

Atatürk etkisi. O etki varken işleri zor.

Cumhuriyetin temel değerleriyle mücadele ediyorlar fakat yıkabilme başarısını gösteremediler. Mülteci sorunu da AKP tarafından bilinçli bir şekilde çıkarılmıştır, geleceğe yönelik “milleti ümmetleştirme” politikasındaki önemli bir demografik yaklaşım bu. İngiltere yeni bir yasa çıkardı, “yasadışı olarak ülkeme girenleri hapsedeceğim” diyor. Türkiye'nin de bir göçmen yasasına ihtiyacı var.

Loading...