28 Mayıs 1940 tarihinde, II. Dünya Savaşı dünyayı ateşe verirken, Atlanta’daki Oglethorpe Üniversitesi’nin bodrum katında sıradışı bir kapı mühürlendi. 

"Medeniyet Mahzeni" (Crypt of Civilization) adı verilen bu devasa zaman kapsülü, altın veya mücevher değil; bir bira kutusu, takma kirpikler ve Donald Duck oyuncağı gibi "sıradan" parçalarla 8113 yılının insanlığına seslenmeyi bekliyor.

Projenin mimarı Dr. Thornwell Jacobs, bu girişimi "tersine arkeoloji" olarak tanımlıyor. Jacobs’a göre antik medeniyetlerden kalan tapınaklar ve kralların görkemli mezarları, o dönemin sıradan insanının nasıl yaşadığına dair çok az bilgi veriyor. Jacobs, gelecek nesillere "kazara kalıntılar" yerine, bilinçli ve kapsamlı bir kayıt bırakmayı hedefledi.

İçinde yok yok

Yüz binlerce mikrofilm sayfasından rüzgar enerjisiyle çalışan jeneratöre kadar geniş bir yelpazeye sahip olan mahzen, 1930’ların Amerika’sına dair dürüst ve bazen tuhaf bir portre sunuyor:

Teknoloji: Bir radyo, daktilo, haber filmleri ve elektrikli aydınlatma armatürleri.

Sıradan yaşam: Kadın çorapları, oyun kartları, plastik bir kuş modeli ve bir tost makinesi.

Dil sorunu: Jacobs, 6 bin yıl sonra İngilizce’nin unutulmuş olabileceğini hesaba katarak, resimleri ses ve yazıyla eşleştiren bir "dil öğretici" cihazı da odaya yerleştirdi.

"Uzak bir medeniyet için bir oyuncak veya ev aleti, bir kraliyet yazıtı kadar değerli bir kanıt haline gelebilir."

Zaman kapsüllerinin en büyük düşmanı doğa olayları değil, "insan unutkanlığıdır." Uluslararası Zaman Kapsülü Derneği’ne göre, bugüne kadar gömülen 10 bin kapsülden yaklaşık 9 bin tanesi çoktan kayboldu.

Medeniyet Mahzeni de neredeyse aynı kaderi paylaşıyordu. 1970 yılında Paul Hudson isimli bir öğrenci, üniversitenin yasaklı bir bölgesinde tesadüfen mühürlü kapıya rastlamasaydı, bu görkemli miras bugün hafızalardan silinmiş olabilirdi. Hudson, bu keşiften sonra kapsüllerin izini sürmek amacıyla Uluslararası Zaman Kapsülü Derneği'nin kurulmasına öncülük etti.

8113 yılına bir mesaj

Mahzen mühürlendiğinde dünya büyük bir felaketin eşiğindeydi. Jacobs’un bu odayı mühürlemesi, insanlığın bu mesajı alacak kadar uzun süre hayatta kalacağına dair duyduğu devasa, belki de safça bir iyimserliğin simgesi.

Kapı bugün hala kapalı ve 8113 yılına kadar açılması yasak. Ziyaretçiler sadece paslanmaz çelikten kapının önünde durup, altı bin yıl sonra bu kapıyı açacak olan "elleri" —ya da belki de başka türlü uzuvları— hayal edebiliyorlar. İçeride ise bizi andıran bir versiyonumuz bekliyor: Kusurlu, yaratıcı ama her şeye rağmen umutlu.