Science Advances dergisinde yayımlanan araştırmaya göre kremasyon, Malawi’de düz bir ovanın ortasında yükselen Hora Dağı’nın eteklerinde bulunan Hora 1 arkeolojik alanında gerçekleşti. İlk kez 1950’li yıllarda kazılan bu alan, yaklaşık 30 kişiyi barındırabilecek büyüklükte doğal bir kaya sığınağının altında yer alıyor. 2016’dan sonra yapılan çalışmalar, insanların bölgede 21 bin yıl önce yaşamaya başladığını ve ölülerini 8 bin ila 16 bin yıl önce buraya gömdüğünü ortaya koymuştu.

Analizler, yanmış kemiklerin 18 ile 60 yaşları arasında, boyu yaklaşık 150 santimetrenin biraz altında olan bir kadına ait olduğunu gösterdi. Bulunan parçaların büyük bölümünün kol ve bacak kemiklerinden oluştuğu aktarılırken, Hora 1’de bu kadının alan genelinde tespit edilen tek kremasyon örneği olması dikkat çekti.

Oklahoma Üniversitesi’nden antropolog ve çalışmanın başyazarı Jessica Cerezo-Roman, kremasyonun avcı-toplayıcı topluluklar için son derece nadir bir uygulama olduğunu vurguladı. Bunun en önemli nedeninin, bir bedeni tamamen yakmak için ciddi miktarda zaman, emek ve yakıt gerektirmesi olduğu belirtildi. Araştırmacılar, odun kalıntılarındaki mantar ve termit izlerinden yola çıkarak bu işlem için yaklaşık 30 kilogram kuru odun toplandığını düşünüyor.

Analizlere göre ateşin sıcaklığı 500 derecenin üzerine çıktı ve alevler saatlerce, hatta günlerce sürdü. Bu durum, ateşin bilinçli şekilde sürekli beslenip kontrol edildiğine işaret ediyor. Kremasyon alanında bulunan yontulmuş taş alet uçlarının ise mezar hediyesi olarak ateşe atılmış olabileceği değerlendiriliyor.

Kemikler üzerinde tespit edilen kesik izleri, kadının etlerinin bilinçli biçimde ayrıldığını gösteriyor. Araştırmacılar, bu izlerin hayvan kemiklerinden farklı olduğunu ve yamyamlıkla ilişkilendirilemeyeceğini vurguluyor. En dikkat çekici ayrıntılardan biri ise kafatası ve dişlere ait hiçbir parçanın bulunmamış olması. Normalde kremasyonlarda korunması beklenen bu kemiklerin, başın yakılmadan önce ayrılmış olabileceğini düşündürdüğü belirtiliyor.

Araştırmacılara göre bu durum, ölen kişinin bedeninden parçaların alınarak saklandığı ya da başka bir yerde yeniden gömüldüğü karmaşık anma ritüellerine işaret ediyor olabilir. Hora 1’de yakılan tek kişi olması nedeniyle bu kadının özel bir statüye sahip olduğu düşünülüyor. Kemik analizleri, kadının hareket kabiliyetinin sınırlı olduğunu ancak kollarını yoğun şekilde kullandığını da ortaya koyuyor.

Afrika’da daha önce tespit edilen kremasyon örneklerinin en erken 3 bin 500 yıl öncesine tarihlenmesi, bu keşfi daha da çarpıcı kılıyor. Önceki örnekler genellikle hayvancılıkla uğraşan ya da yoğun nüfuslu tarım toplumlarına aitken, bu bulgu avcı-toplayıcı bir toplulukta kremasyonun beklenenden çok daha erken bir dönemde uygulandığını gösteriyor.