Fiziğin en temel taşlarından biri sarsılıyor mu? Isaac Newton'un yerçekimi yasasını tanımlamasının üzerinden asırlar geçti ancak bilim dünyası hala tek bir soruya net bir yanıt veremiyor. Günlük hayatımızda aldığımız nefesten attığımız adıma kadar her şeyi etkileyen bu 'sır' aydınlatılamıyor. 

TEKNOLOJİ GELİŞSE DE ÇÖZÜLEMİYOR

ABD Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü'nde (NIST) yürütülen ve tam 10 yıl süren dev deneyin sonuçları açıklandı. Ancak beklenen "kesin sonuç" yerine, bilim dünyasını daha derin bir karanlığa iten yeni bir gizem ortaya çıktı.

Araştırmanın lideri fizikçi Stephan Schlamminger, bu 10 yıllık süreci "insanın enerjisini emen bir deneyim" olarak tanımlıyor. Schlamminger’e göre bu çalışma, bir sayı peşinde koşmaktan ziyade bilinmezliklerle dolu karanlık bir vadide yol almaya benziyordu. Modern teknolojiye rağmen "Big G" (Yerçekimi Sabiti) ölçülemiyor.

IŞIK HIZI GİBİ NET OLMAMASININ NEDENİ AÇIKLANDI

Işık hızı veya Planck sabiti gibi değerler bugün kusursuza yakın bir hassasiyetle biliniyor. Ancak yerçekimi sabiti, metroloji (ölçüm bilimi) dünyasının "yaramaz çocuğu" olmaya devam ediyor. Bunun temel sebebi yerçekiminin aslında inanılmaz derecede zayıf bir kuvvet olması.

Alman fizikçi Christian Rothleitner durumu basit bir örnekle açıklıyor: Küçük bir buzdolabı mıknatısı bile koskoca Dünya'nın yerçekimine karşı koyup metal bir nesneyi havada tutabilir. İşte bu zayıflık, yerçekimini ölçmeyi çevresel gürültülere karşı aşırı hassas hale getiriyor.

BİLİM İNSANLARI KENDİLERİNİ BİLE KANDIRDI

Hata payını sıfıra indirmek isteyen NIST ekibi, "torsiyon dengesi" adı verilen hassas bir düzenek kullandı. İnce bir fiber ucunda sallanan kütlelerin milimetrik hareketleri izlendi.

Önyargıları tamamen ortadan kaldırmak için ise "kör deney" yapıldı. Deney kapsamında Bilgisayar sistemine rastgele bir sayı eklendi. Araştırmacılar 10 yıl boyunca gerçek değeri bilmeden ölçüm yaptılar. Gerçek sayı gizli bir zarfa konuldu ve ancak çalışma bittiğinde açıldı.

RAKAMLAR UYUŞMADI

Zarf açıldığında ekip şoke oldu. Elde edilen yeni "Big G" değeri, önceki deneylerden yüzde 0,0235 daha düşük çıktı. Fizik dünyasında bu fark, boyunuzu ölçerken birkaç milimetre hata yapmaktan çok daha kritik bir anlama geliyor. Bu sapma, uluslararası kabul görmüş CODATA verileriyle de çelişiyor.

HATA MI YOKSA YENİ BİR FİZİK Mİ?

Bilim dünyası şimdi şu soruyu tartışıyor: Bu fark cihazlardaki gizli bir hatadan mı kaynaklanıyor, yoksa Newton’un bile öngöremediği henüz keşfedilmemiş yeni fizik kuralları mı devreye giriyor?

Çoğu araştırmacı bunun teknik bir detaydan kaynaklandığını düşünse de, Schlamminger ve ekibi bu sonucun bir başarısızlık değil, bilimin doğası olduğunu savunuyor. Bu tutarsızlıklar, belki de bizi evrenin işleyişine dair tamamen yeni bir kapıya götürecek.