Ankete katılanların üçte üçü, horlama veya uyku bozukluklarından etkilenen eşlerin başka bir odada uyuduğunu söylüyor. Bu gruptakilerin yüzde 85’i, ayrı odada uyumanın doğrudan boşanmaya yol açtığını ifade etti. Hatta katılımcıların yarısı, horlamanın yeni ilişkilerinde bile “ilişkiyi bitiren bir faktör” olduğunu belirtti.
32Co ve Aerox Health firmalarına bağlı Dr. Sonia Szamocki, horlamanın sadece hafif bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini vurguluyor. Szamocki’ye göre horlama, “ilişkilerin temel dokusunu sarsan” ciddi bir problem.
Horlama veya uyku apnesi yaşayan eşler ayrı odalarda uyumaya başladığında, kritik “yastık sohbeti” ve spontan fiziksel yakınlık kayboluyor. Bu da uzun vadede çiftler arasında derin bir duygusal kopukluğa yol açıyor. Dr. Szamocki, çiftlerin bu noktaya geldiğinde, başlangıçta basit bir uyku ihtiyacı olan sorunun ilişkilerde telafisi imkânsız bir mesafe yaratabileceğini belirtiyor.
Uzmanlara göre, horlama ve uyku apnesi çoğu zaman tedavi edilebilir sorunlar. Szamocki, “sessiz bir gece uykusu” için gerekli tedavilerin uygulanmadan ilişkilerin bozulmasının üzücü olduğunu ifade ediyor. Binlerce çiftin, uygun tıbbi müdahale ile çözülebilecek fizyolojik sorunlar nedeniyle ilişkisinin sona erdiğini gözlemlemiş.
Dr. Szamocki, horlama veya uyku apnesinin erken dönemde tedavi edilmesinin, çiftlerin birbirine duygusal olarak yakın kalmasını sağlayabileceğini ve boşanmanın önüne geçebileceğini belirtiyor. Bu nedenle gece alışkanlıkları ve uyku kalitesi, modern ilişkilerde dikkate alınması gereken ciddi bir faktör olarak öne çıkıyor.