Zıt kutuplar birbirini çeker" klişesi ilişkinin başında heyecan verici olsa da, yıllar geçtikçe en büyük krizin sebebi haline gelebiliyor. Davranış bilimciler ve ilişki uzmanları, 40 yaşından sonra uzun soluklu bir evlilik için hayati önem taşıyan, ancak genellikle gözden kaçan iki "küçük" alışkanlığı açıkladı.
İşte bütünsel medyum Cathleen Miller, davranış analisti Steven Sisler ve ünlü biyolojik antropolog Dr. Helen Fisher, uzun süreli bir evliliği sürdürmenin şifrelerini verdi.
1. ÖNCE "AYNAYA" BAKIN
Uzmanların üzerinde durduğu ilk ve en önemli kural: "Kendini Tanı." Araştırmalar, öz farkındalığı yüksek bireylerin ilişkilerde çok daha tatmin edici sonuçlar aldığını gösteriyor. Kendi kişilik tipinizi, neye öfkelendiğinizi ve duygusal ihtiyaçlarınızı net bir şekilde analiz etmeniz gerekiyor.
Kendini bilen kişi, duygularını yönetmede ve partnerinden ne istediğini ifade etmede daha başarılı oluyor. Uzmanlar, "Kendinizi tanıdıktan sonra bu kullanma kılavuzunu partnerinizle paylaşın. Böylece birbirinizin ihtiyaçlarını tahmin etmeye çalışmak yerine, doğrudan karşılamak için çalışabilirsiniz" tavsiyesinde bulunuyor.
2. "ONU TAMİR ETMEYE ÇALIŞMAYI BIRAKIN"
İkinci kritik alışkanlık ise kabul ediştir. Partnerinizin beyninin sizden farklı çalıştığını ve hayatı sizinle aynı pencereden görmediğini kabul etmek zorundasınız.
Davranış analisti Steven Sisler, ilişkilerdeki en büyük yanılgıyı şöyle açıklıyor: "Sorun şu ki, insanları oldukları gibi görmüyoruz; onları kendimiz gibi görüyoruz. Zorluk burada başlıyor. Onları oldukları gibi görmeli, farklılıklarına saygı duymalıyız. Sizi sinirlendiren o davranışları, sizi kızdırmak için yapmıyorlar; bu sadece onların doğası."
Bilimsel veriler de Sisler'ı doğruluyor: Partnerinizi değiştirmeye çalışmak, ona "olduğun gibi yeterli değilsin" mesajı vererek ilişkiyi temelden sarsıyor. İlişki memnuniyeti, kişiliklerin birebir aynı olmasından değil, farklılıklara duyulan saygıdan geçiyor.
Uzmanların ortak görüşü ise net; 40 yaşından sonra bir evliliği ayakta tutan şey sadece romantik duygular değil, bilinçli bir "seçim"dir. Her gün yeniden birbirini seçmek, farklılıklara rağmen güven inşa etmek ve "değiştirme" arzusundan vazgeçmek, mutlu bir birlikteliğin anahtarıdır. Sizi incitmeyeceklerine ve sizi seçmeye devam edeceklerine güvenmek, ilişkinin ömrünü belirleyen asıl faktördür.