Ülkemizde geçici koruma altında 3 milyon 237 bin 585 Suriyeli, ikamet izni ile 1 milyon 113 bin 761, uluslararası koruma kapsamında 262 bin 638 olmak üzere 4 milyon 613 bin 984 yabancı bulunuyor. 2-3 milyon arasında düzensiz ve kaçak göçmenler de dikkate alındığında Türkiye’deki yabancı sayısı 8 milyonu buluyor, diğer bir deyişle 100 kişiden 10’u yabancı uyruklu. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin yayımladığı yıllık raporlara göre de ülkemiz, yıllardır, dünyada en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan ülkedir.

Suriyelilerden örnek verelim: Ülkemizde bulunan Suriyelilerden çalışma çağında olanların sayısı 1 milyon 650 bin civarında. Bunlardan yaklaşık 77 bini SGK’lı olarak çalışıyor. Yani bu kişilerin ne yaptığına ilişkin devlette kaydı var. Diğerlerinin ne iş yaptığını bilen yok. Oysa kayıt dışı çalıştırılanlar kayıt altına alınırsa, SGK’lı çalıştırılması sağlandığında en azından devletin üzerindeki yükleri azalmış olacak.

ÇALIŞACAK GENÇ KALMADI

Hemen her sektörden “Çalıştıracak işçi bulamıyoruz, o yüzden yabancıları çalıştırıyoruz” sözlerini duyuyoruz. Tabii, siz sigortasız, daha ucuza çalıştıracak yabancı buluyorsunuz. Yani, kendi vatandaşınızın hakkı olanı vermezseniz, sigortasız, ucuz işçi çalıştırmak için kaçaklara yönelirseniz tabii o koşullarda çalışacak vatandaşımızı bulamazsınız. Ama bu hep böyle gitmez. Gitmemeli…

Anadolu’da çoban bulunamıyor. Ayda 80 bin 100 bin lira vermelerine rağmen çoban bulamamaktan yakınan üreticilerden, bu yüzden hayvancılığı bırakanların olduğunu da söyleyelim. Siz, köyleri boşalttırdınız, tarım, hayvancılık yapacak genç bırakmadınız. Köy okullarını kapattınız. İnsanımızı üretimden soğuttunuz. Bu ülkenin yaklaşık 30 milyon vatandaşı, devletin yardımını alıp bir kenarda oturur hale getirildi.

SAHİ ONLAR ŞİMDİ NEREDE?

“Çoban” sözcüğü sevimsiz diye Tarım Bakanlığı, onlara “Sürü Yöneticisi” denilmesini istiyor. Yabancı bir ülkeden gelen ve çobanlık yapanların da denetim altında tutulmasına ihtiyaç var. Devletin ilgili birimlerinin de bu konularda boş durmadığına eminim. Çünkü yapılacak düzenlemeler güvenlik açısından da önem taşıyor. Sırt çantalarıyla gelen, sınırımızdan koşarak geçen, yanlarında çoluk-çocuk, kadın olmayan ve ABD’nin Afganistan’da kullandığı on binlerce Afganlı sahi şimdi nerede? 

Ülkemize kaçak girişler, ülkemizden kaçak çıkışlar zirve yapmıştı. İçişleri Bakanlığı’na Ali Yerlikaya’nın getirilmesinden sonra etkili bir mücadele yürütüldüğü yakalanan kaçaklar, bunların organizatörlerinin sayıları, organizatörlerin WhatsApp yazışmalarından da anlaşılıyor. O yazışmalarda Türkiye’nin kaçak girişlerde “Güvenli hat” olmaktan çıktığı belirtiliyor. O yüzden yeni rotanın Libya ve İtalya olduğu anlaşılıyor. İtalya başbakanın Türkiye ziyaretinde bu konuda Türkiye’nin deneyimlerinden, mücadele yöntemlerinden yararlanmak istediğini öğrendim.

Ali Yerlikaya’nın göreve başladığı 1 Haziran 2023’den, 15 Mayıs 2024’e kadar 7 bin 334 operasyon yapıldı, gözaltına alınan 11 bin 866 organizatörden 4 bin 214’ü tutuklandı, bin 659’u adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

YARGITAY’IN KAÇAK YABANCI İŞÇİ KARARI

Yasal olmayan yollardan Türkiye’ye giren, ikamet ya da çalışma izni olmayan, başka bir ülkeye gitme amacı bulunmayan ve ülkemizde sürekli olarak kalmak istediği anlaşılan, kaçak olduğunu bilmelerine rağmen bunları çalıştıranların nasıl bir cezaya çarptırıldığını öğrendiğinizde şaşıracaksınız. Kaçaklara işverenlerle ilgili Yargıtay kararına işlerlik kazandırılacak. Bu durum, kaçak işçi çalıştırmayı da önemli ölçüde etkileyecek.

Afganistan’dan yurdumuza kaçak olarak giren ve bir köyde çobanlık yapmaya başlayan kişi, 13 gün sonra işinden ayrıldı. Sürü sahibi de beraat etti. Konu Yargıtay’a geldi. Yargıtay 4. Ceza Dairesi kararından aktaralım:

“Ülkemize kaçak olarak giren, başka bir ülkeye gitme amacı bulunmayan ve ülkemizde sürekli olarak kalmak istediği anlaşılan Afganistan uyruklu göçmeni; kaçak olduğunu bildiği halde istihdam etmek ve bu şahsın ülke içerisinde bir yerden başka bir yere gitmelerine aracı olmak suretiyle göçmenlerin yasal olmayan yollardan ülkede kalmalarına imkan sağlaması, kayıt dışı olarak çalıştırdığı göçmen yönüyle sigorta ve vergi masrafları yükümlülüğünün bulunmaması, haksız bir şekilde işlerine son vermesi halinde kaçak işçilerin sınır dışı edilme korkusuyla haklarını arayamayacak olmaları ve bu sayede tazminat ödeme gibi yükümlülüklerden kurtulması gibi avantajlar sayesinde doğrudan ve dolaylı olarak menfaat elde ettiğinden, TCK’nın 79. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki göçmen kaçakçılığı suçunun tüm unsurlarıyla oluştuğu, sanığın bu eylemi aynı zamanda çalışma izni bulunmayan yabancıyı çalıştırma kabahatine de uymakta ise de Kabahatler Kanunu’nun 15/3. maddesi uyarınca yalnızca TCK’nın 79/1-a maddesi uyarınca cezalandırılması gerekir.”

GÖÇMEN KAÇAKÇISI GİBİ 

Yerel mahkeme beraat vermişti ama dava orada kalmadı. Dosya istinafa, ardından Yargıtay’a, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na kadar geldi. Yargıtay, “Beraat” değil, sanığın Türk Ceza Kanunu’nun 79. Maddesine göre cezalandırılması gerektiğine hükmetti. O madde şöyle:

“Türk Ceza Kanunu’nun 79/1-a maddesi: Bir yabancıyı ülkeye sokan veya ülkede kalmasına imkan sağlayan, b) Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlayan, kişi, beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve bin günden on bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.”

Kaçak olarak yabancı çalıştırılmasının önüne geçmek için vatandaşlar önce uyarılacak ve ardından da kapsamlı bir denetim başlayacak. Verilecek hapis ve adli para cezası kuşkusuz yurda kaçak giriş yapmış ve değişik iş kollarında çalışanları da, çalıştıranları da etkileyecek. Bu durum ülkemize kaçak girişleri de engelleyecek, ama çalıştırılan yabancı üzerindeki baskı daha da artacak. 

İşverenler çalıştırabilmek için yine kendi vatandaşlarımıza sarılacak.