Denizcilik efsanelerinin korkulu rüyası, devasa dokunaçlarıyla gemileri yuttuğu anlatılan Kraken, bilim dünyasında yeniden gündem oldu. Batı Avustralya'nın karanlık derinliklerinde tam çeyrek asırdır izine rastlanmayan dev kalamar türü Architeuthis dux, modern teknoloji sayesinde "suçüstü" yakalandı.

BİLİM DÜNYASINDA GÖRÜNMEZ AV

Dev kalamarları canlıyken görmek neredeyse imkansız. Genellikle sadece kıyıya vuran ölüleri veya balinaların karnındaki kalıntılarıyla tanınan bu gizemli devler, bu kez çevresel DNA (eDNA) yöntemiyle tespit edildi.

Curtin Üniversitesi araştırmacıları, su kolonlarından örnekler alarak canlıların arkalarında bıraktıkları deri ve mukus izlerini sürdü. Cape Range ve Cloates kanyonlarının dondurucu ve karanlık sularında dev kalamarın varlığı genetik olarak kesinleşti.

OKYANUSUN DİBİNDE DEVLER ARENASI

Araştırma sadece Kraken ile sınırlı kalmadı. Schmidt Okyanus Enstitüsü'ne ait R/V Falkor gemisiyle yapılan çalışmalarda, adeta bir "su altı metropolü" keşfedildi. Yapılan keşiflerde 11 tre ait 226 farklı tür ortaya çıkarıldı.

Dev kalamarların en büyük düşmanı olan pigme ispermeçet balinaları ve Cuvier gagalı balinalarının da aynı bölgede olduğu saptandı. Bu, derin deniz kanyonlarında devasa bir yaşam mücadelesinin sürdüğünü kanıtlıyor.

EN KUZEYDEKİ OLARAK KAYITLARA GEÇTİ

Bu keşif, Hint Okyanusu’nun doğusunda bugüne kadar kaydedilen en kuzeydeki dev kalamar kaydı olarak tarihe geçti. Dr. Georgia Nester ve Dr. Lisa Kirkendale, geleneksel yöntemlerle keşfedilmesi imkansız olan bu canlıların, genetik teknolojiler sayesinde korunabileceğini vurguluyor.

Dev kalamarların gözleri bir yemek tabağı büyüklüğündedir ve bu sayede zifiri karanlık derinliklerde en ufak ışık sızıntısını bile fark edebilirler.