Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

Katıldığı A Haber yayınında ABD-İsrail ve İran savaşına da değinen Bakan Fidan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"ABD-İsrail savaşı hukuka aykırı bir şekilde başlattı. Bir numaralı hedefimiz savaşın durması. Müzakerelerde bir aşamaya gelindi. En azından müzakereler başladı. Pakistan üzerinden mesaj aktarımı var. Amerikalılarla bu konuda görüşüyoruz. Tarafların hangi türden beklentiler içerisinde olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Savaş öncesi olan süreçle günümüzdeki süreç tabii ki çok farklı. Ümidimizi kaybetmeden çalışmaya devam ediyoruz.

Bazı taleplerin yukarıdan tutulması alışılmadık bir durum değil. Gerçekten iki tarafta da bir niyet varsa bunlar orta noktada buluşturulabilir. Burada müzakerelerin sürmesi gerekiyor. Burada bizim taraflarla yoğum temasımız var. Bir noktaya gelmesi için canla başla çalışıyoruz. Mısırlı arkadaşımla günde 4-5 defa konuşuyoruz. Avrupalılar çok fazla arıyorlar. Gazze savaşında olduğu gibi herkes bu savaşın bitmesini istiyor. Adım adım İsrail'in yazdığı bir oyunun içine çekilmekte. Özellikle Lübnan'ı işin içine çekeceğini deklare etmişti. Geldiğimiz noktada İran'a savaş açılırken İsrail yayılmacılığı vardı. Bizim Türkiye olarak buradaki fitnenin ortaya çıkmasını sağlamak.

İran'a da bölge ülkelerine de tavsiyemiz buradaki oyunu görmeleri. Giderek daha şahinleşen İran'a çok yardım eden ülkeler de bu noktaya gelmiş durumda. Bizim dışımızda bunu hatırlatan pek olmuyor. Halklarına yönelik hesap vermekte zorlanıyor İsrail. Riyad'daki toplantı tek gündemle toplandı. Bu da kendilerine yapılan saldırıydı. Kendilerine yönelik saldırının boşluk içinde olmadığı belirtildi.

Şimdi tabii bizim üzüldüğümüz nokta maalesef bölge adım adım İsrail'in senaryosunu yazdığı bir oyunun içine çekilmekte. Özellikle bir hatırlayacak olursak 7 Ekim'den hemen sonra biliyorsunuz İsrail'in ilk zamanlarda dillendirdiği sonra vazgeçtiği bir politikası vardı. Özellikle Lübnan'ı, Suriye'yi, arkasından İran'ı ve Irak'ı hedef alan eylemler yapacağını Gazze meselesini hallettikten sonra bunu bir müddet deklare etmişti. Sonra o tarafta sessizliğe gitti ve birebir bunları uygulamaya başladı. 

Geldiğimiz noktada aslında İran'a savaş açılırken İsrail yayılmacılığı üzerinden bölgede çok kalıcı, bölgedeki Müslümanların artık bir daha bir araya gelmesini neredeyse çok zor hale getirecek bir fitne tohumunun da maalesef atıldığını görüyoruz. Yani bizim Türkiye olarak bir numaralı hedefimiz bir defa bu fitnenin ortaya çıkmasını önlemek. Onun için en başta İran'a bizim telkinimiz de o olmuştu. Yani 12 Gün Savaşı'nda saldırıya uğradığında Körfez ülkelerine ve etraftaki ülkelere bir şey yapmamıştı, burada da hedefi orasıydı.

Ben bölgeye gittiğim zaman tabii gördüğüm şu oldu; bölge ülkeleri biz çok farkında değiliz, biz şu anda tabii ağırlıklı noktamız Amerika ve İsrail'in İran'a yaptığı saldırı ve askeri tesislerindeki, kritik tesislerindeki yıkım. Zaman zaman sivil hedeflerin vurulduğunu da görüyoruz okulda olduğu gibi. Ama Körfez'deki o altı-yedi ülke açıkçası bunlar kendi yıkımlarıyla baş başalar. Yani şu ana kadar bana dedikleri herkesinkini topladığımız zaman; Katar, Suudi Arabistan, Bahreyn, Kuveyt, BAE 8 bin civarında füze ve SİHA atılmış durumda o ülkelere. Yani hem de Ramazan ayında. Tıpkı nasıl Amerikalılar ve İsrailliler İran'a atıyorsa, onların tepesine de bu füzeler yağıyor.

Bu mücadele devam eden bir mücadele sistem içerisinde. Burada sadece konu İran değil aslında Gazze'nin de geleceği belirlenecek diyebiliriz. Bizim aslında getirdiğimiz teklifin can alıcı kısmı ateşkesin nasıl yapılacağı yönünde. Bu teklifimiz hayata geçseydi netice alınabilir diye düşünüyordum."