Birçok kişi gece lambasını güvenlik hissi veya rahatlık sağlamak için açık bırakıyor. Ancak son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, uyku sırasında maruz kalınan yapay ışığın vücudun doğal dengesini etkileyebileceğini gösteriyor. Araştırmalar, gece ışığının vücudu daha “uyanık” bir durumda tutarak glikoz düzeni ve kalp ritmi üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğine işaret ediyor.

GECE IŞIĞIYLA UYUMAK SAĞLIĞI NASIL ETKİLİYOR?

Elde edilen verilere göre, gece boyunca yapay ışığa maruz kalmanın metabolizma ve kalp-damar sistemi üzerinde bazı olumsuz sonuçlar doğurabileceğini ortaya çıkardı. Işık açıkken uyumak bazı kişilerde psikolojik bir rahatlama sağlasa da, bu durumun uzun vadede kalp hastalıkları ve diyabet riskini artırabilecek fizyolojik değişimlerle ilişkili olabileceği düşünülüyor.

GECE IŞIĞI METABOLİK SÜREÇLERİ BOZUYOR

Işık, insan vücudunun biyolojik saatini düzenleyen en önemli çevresel faktörlerden biri olarak kabul ediliyor. Biyolojik saat, hormon üretiminden vücut sıcaklığına kadar birçok sürecin günlük ritmini belirliyor. Doğal olarak gün ışığı ve karanlık döngüsüne göre çalışan bu sistem, gece saatlerinde yapay ışığa maruz kalındığında bozulabiliyor. Bu durum, uyku kalitesini ve metabolik süreçleri etkileyebiliyor.

IŞIK AÇIKKEN OBEZİTE RİSKİ DOĞURUYOR

Bazı araştırmalar, ışık açıkken uyumanın özellikle kadınlarda obezite riskini artırabileceğini ve ileri yaş gruplarında tip 2 diyabetle ilişkilendirilebileceğini öne sürdü. Öte yandan Hollandalı araştırmacıların yaptığı daha yeni bir çalışma, gündüz parlak ışığa maruz kalmanın ve gece saatlerinde daha karanlık bir ortamda bulunmanın özellikle prediyabeti olan kişilerde kan şekeri kontrolünü destekleyebileceğini ortaya çıkardı.

ABD'DEKİ ARAŞTIRMADAN ŞAŞIRTAN SONUÇLAR

ABD’de gerçekleştirilen bir araştırma, gece yapay ışığa maruz kalan bireylerin, tamamen karanlık ortamda uyuyanlara kıyasla daha olumsuz glikoz ve kardiyovasküler düzenlemeye sahip olabileceğini gösterdi. Araştırmacılar, bunun vücudun gece boyunca tam olarak dinlenememesi ve daha “tetikte” kalmasıyla bağlantılı olabileceğini belirtiyor.

Çalışmanın ortak yazarlarından Dr. Phyllis Zee’ye göre, çok düşük seviyedeki ışık bile otonom sinir sisteminin aktivitesini artırabiliyor. Bu durum kalp atış hızının yükselmesine ve insülin duyarlılığının azalmasına yol açabiliyor.

Araştırmada 20 gönüllünün iki gece boyunca glikoz toleransı ve kalp atış hızları incelendi. Katılımcıların bir kısmı her iki geceyi loş ışıkta geçirirken, diğer grup bir gece loş ışıkta, diğer gece ise yaklaşık 100 lüks aydınlatmaya sahip bir odada uyudu.

Araştırma sonunda melatonin seviyelerinin iki grup arasında benzer kaldığı görüldü. Ancak ışık açık ortamda uyuyan katılımcılarda sabah saatlerinde şu dikkat çekici değişiklikler tespit edildi

Daha yüksek insülin direnci

Daha hızlı kalp atış hızı

Daha düşük kalp atış hızı değişkenliği

Araştırmacılar, yalnızca tek geceyi kapsayan ve sınırlı sayıda sağlıklı birey üzerinde yapılan bu çalışmanın kesin sonuçlar çıkarmak için yeterli olmadığını vurguluyor. Bununla birlikte insülin seviyelerindeki değişimin fizyolojik açıdan önemli olabileceği belirtiliyor.

IŞIK BİYOLOJİK SÜREÇLERİ ETKİLİYOR

AUppsala Üniversitesi’nden Prof. Jonathan Cedernaes, uyku sırasında ışığın metabolizma üzerinde etkili olmasının şaşırtıcı olmadığını ifade ediyor. Cedernaes’e göre ışık, sirkadiyen ritmi düzenleyen en güçlü çevresel sinyallerden biri ve bu nedenle metabolizma dahil pek çok biyolojik süreci doğrudan etkileyebiliyor.

UYURKEN KARANLIK NEDEN ÖNEMLİ?

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Russell Foster ise elde edilen bulguların, uyku sırasında karanlık bir ortamın önemini desteklediğini belirtiyor. 

Foster’a göre gece ışığı:
Vücudun fizyolojik uyanıklık seviyesini artırabilir
Derin uyku süresini azaltabilir
Sempatik sinir sistemi üzerinden stres hormonlarının salgılanmasını tetikleyebilir
Bu etkilerin birleşimi de zamanla insülin direncinin artmasına katkıda bulunabilir.