Düşük ve orta gelirli ülkelerde ilaçlara erişim üzerine çalışan Hollanda merkezli bağımsız sivil toplum kuruluşunun raporuna göre, 2021’de büyük araştırma odaklı ilaç şirketleri tarafından yürütülen 92 proje bulunurken bu sayı 2026 itibarıyla 60’a geriledi.
Raporda, yeni antibiyotiklere duyulan ihtiyacın hiç olmadığı kadar arttığı vurgulandı. Kuruluşun CEO’su Jayasree K. Iyer, önemli değişiklikler yapılmaması halinde önümüzdeki yirmi yıl içinde önlenebilir enfeksiyonlara bağlı ölümlerin ciddi şekilde artabileceği ve özellikle daha yoksul ülkelerde yaşayan savunmasız nüfusların en ağır darbeyi alacağı uyarısında bulundu.
Raporda, bulaşıcı hastalıklara yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetlerindeki yetersizliğin AMR ile mücadeledeki en büyük engellerden biri olduğu belirtildi. Çalışma kapsamında yedi büyük araştırma temelli şirket ile sekiz küçük ve orta ölçekli girişim olmak üzere toplam 15 şirketin Ar-Ge faaliyetleri incelendi.
Analize göre GSK, önleyici aşılar ve antibakteriyel tedaviler dahil 30 ilaçlık portföyü ve üç yenilikçi ilacıyla lider konumda yer aldı. Japonya merkezli Shionogi’nin ikinci sıraya yükseldiği, 2021’de bu sırada bulunan Pfizer’ın ise geriye düştüğü kaydedildi. Raporda şirket performanslarının genel olarak karışık olduğu ve hiçbir şirketin potansiyeline henüz yaklaşamadığı ifade edildi.
AMR NEDİR?
Antimikrobiyal direnç; bakteri, virüs, mantar ve parazitlerin ilaçlara yanıt vermemesi durumunda ortaya çıkıyor. Doğal bir süreç olarak zaman içinde genetik değişimlerle gelişse de, özellikle antimikrobiyal ilaçların yanlış ve aşırı kullanımı nedeniyle hızla arttığı belirtiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 2025 sonu itibarıyla laboratuvar ortamında doğrulanan her altı bakteriyel enfeksiyondan biri standart tedavilere dirençli hale geldi.
AMR’nin yalnızca Avrupa Birliği’nde her yıl 35 binden fazla ölüme yol açtığı, 2025 ile 2050 yılları arasında ise dünya genelinde 39 milyon ölümün doğrudan bakteriyel antimikrobiyal dirençle ilişkilendirilebileceğinin öngörüldüğü aktarıldı.
'YETERLİ DÜZEYDE DEĞİL'
Raporda çocukların, özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşayanların, enfeksiyonlara karşı orantısız şekilde daha savunmasız olduğuna dikkat çekildi. Buna karşın geliştirme hattında yalnızca beş pediatrik ilaç bulunduğu belirtildi.
Antimikrobiyal projelerin sadece yüzde 13’ünün beş yaş altı çocuklara yönelik olduğu, 2000 yılından bu yana piyasaya sunulan yeni antibiyotiklerin ise yalnızca yüzde 10’unun pediatrik kullanım etiketine sahip olduğu ifade edildi.
Çocuklara uygun ilaç formlarının onay süreçlerinin yıllar sürebildiği ve mevcut antibiyotiklerin düşük ve orta gelirli ülkelerde çoğu zaman yeterli düzeyde bulunmadığı da raporda yer aldı.
ESKİ İLAÇLAR ETKİSİZ KALIYOR
Analiz ayrıca ilaç dirençli enfeksiyonlara karşı önemli potansiyele sahip yedi yenilikçi projenin geliştirme sürecinin ileri aşamalarında olduğunu ortaya koydu. Bu projelerden üçünün büyük araştırma şirketleri tarafından, dördünün ise küçük ve orta ölçekli şirketler tarafından yürütüldüğü belirtildi.
Ancak rapor, eski ilaçların etkisiz kaldığı durumlarda direnci aşabilecek yenilikçi antimikrobiyallerin geliştirilmesinin hâlâ sınırlı olduğuna dikkat çekti.
Raporda, küresel ve ulusal düzeyde özellikle tedarik, finansman ve düzenleme alanlarında reform yapılmadan sektör çabalarının gerekli hız ve ölçekte ilerleyemeyeceği vurgulandı.
Araştırmacılar, antibiyotik keşiflerinin AMR’nin yarattığı tehditle orantılı şekilde finanse edilmemesi halinde mücadele çalışmalarının proaktif değil reaktif kalacağını ve bunun hem ekonomik kayıplara hem de daha fazla can kaybına yol açacağını belirtti.