Gayme, mangır, canlı, papel, sipali, bu aralar çok tersoyum beni biraz yemle, yeşillik, şuradan bi 200’lük ateşle, mangiz, sakal, çorba, apop, duka, asker, balya, tomar, bit, hacı, kapik, Napolyon...

Bazılarını duymamış olabilirsiniz para anlamına geliyor hepsi!

Fakat Türkiye sınırları dışında söylemeyin, bakanlarımızı örnek alın.

Misal, ülke ülke para arayan Hazine bakanımız “hey corc ateşle şuradan 3-5 milyar dolar” diyor mu? Demez, anlamazlar çünkü.

Ne yapacağız, işaretle mi anlatacağız derdimizi?

Anlatan var...

Hastaneler ve üniversite kurucusu olan, kardeşine devrettiği hastane için altı ay önce devletin 4 milyar 834 milyon lira yatırım ve 50 milyon 473 bin dolar da makine ve teçhizat teşviği sağladığı Sağlık bakanımız Dr. Fahrettin Koca mesela. Hekimlerimiz yurt dışına neden kaçıyor denildiğinde parmaklarıyla yaptığı işareti görmediniz mi?

Araştırınca öğrendim, bakanımız işitme engellilerin kullandığı Türk İşaret Dili’nden almış bu hareketi...

Serçe ve yüzük parmağı kapalıyken, baş parmak ile işaret ve orta parmağın uç kısımları ileri geri sürtülerek yapılan işaretin anlamı ‘keş para’ demekmiş!

Bakana göre Türkiye’nin sağlıkçıları, doktorları sanıldığının aksine Almanya’ya değil Dubai’ye, Arap ülkelerine falan gidiyorlarmış. Gidişlerin nedeni ise tamamen duygusal, yani Napolyon’un dediği gibi para para paraymış!

Yine de siz siz olun bizdeki bazı işaretleri yurt dışında yapmaya kalkmayın...

Mesela kültürümüzde çok meşhurdur, rahmetli Levent Kırca ile özdeşleşen ‘nah’ işareti! Güney Kore dışında bir ülkede yaparsanız tuhaf karşılanabilir. Çünkü bizim ki hangi anlama geliyorsa tek benzeri bu ülkede! Kore savaşına giden askerlerimizden öğrenmişler!

Sağlık bakanının işaretle anlattığı para mühim. Hatta bazıları için her şey demek!

Para, sermaye demek. Yat demek, kat demek, Dilan Polat gibiler için kahvenin üzerine konulan yaprak altın demek, bankada istiflenen şey demek, kestane ballı manda kaymağı demek, uçak demek, konvoyla lüks araba demek, parayı basıp trol ordusu kurmak, medya esnafını kendine bağlamak demek.

Fakat paradan da kıymetli bir zenginlik daha var!

İnsan...

Dünya Bankası’nın başlattığı ‘İnsan Sermayesi Projesi’ ülkelerin insan sermayesi zenginliğini masaya yatırıp hesaplıyor.

Projenin amacı basit. Küresel anlamda insanlara daha fazla eşitlik ve ekonomik büyüme için iyi yatırımları hızlandırmak, üye ülkelerle birlikte çalışmalar yapmak, yol göstermek, ülkeler arasındaki açıkları kapatmak.

Çünkü çuvalla parası olsa da yetişmiş insan biriktirememiş, insan sermayesi olmayan ülke, içi boş altın bir tenekeye benziyor. Vurunca, tın tın diye ses çıkarıyor!

Ülkelerin sağlık çalışanları, hemşireleri, doktorları, cerrahları diğer yetişmişleri gibi insan sermayesinin en üst sıralarında yer alıyor mesela.

İnsan Sermayesi Endeksi bugün doğan bir çocuğun 18 yaşına geldiğinde edinmiş olmayı bekleyebileceği kaliteli eğitimin düzeyini ölçüp, bir sonraki çalışan neslin karşılaştırmalı üretkenlik seviyesini veriyor.

Bizim durumumuz ne acaba?

Ayrıntısı çok, ilgilenen Dünya Bankası’ndan bulup inceleyebilir ben sonucu vereyim.

Katılımcı 157 ülke arasında 53’üncü sıradayız!

Görüldüğü gibi para her şey değil maalesef... Türkiye milli gelir açısından sözde(!) dünyanın ilk 20 ülkesi arasında ama insan sermayesindeki yerimiz ortada işte!

Yani pek kıymetli Sağlık bakanı!

Doktorlarımız için yüzünüzde gülücük, elinizle yaptığınız işaret var ya ‘işte bu yüzden’ gidiyorlar dediğiniz... Onlar bu memlekette insanı canından bezdiren vasatlıklar, ülkeden kaçırtan uygulamalar, boşvermişlikler, çifte standartlar, adam kayırmalar, bir türlü durdurulamayan şiddet, emeklerinin karşılığını alamama yüzünden ailelerinin ve bu milletin dişinden tırnağından kısarak biriktirdiği sermayeden eksilenler.

Alt tarafı ‘para’ değil, insan öğüten çarka döndürülen memleketin bozuk para gibi harcanan öz sermayesi onlar!