Pazar gününden bu yana dünyanın gözü İran’da.

İran medyasına Cumhurbaşkanı Reisi'yi taşıyan helikopterin sert iniş yaptığı haberi son dakika olarak düştüğü ilk andan bu yana birçok soru işareti var.

Önce Reisi’nin sağlık durumunun iyi olduğu hatta kurtarılıp Tebriz'e götürüldüğüne dair haberler yansıdı basına.

Ancak saatler geçip de belirsizlik arttıkça haberlerin pek de iyi olmadığına dair görüşler ağır bastı.

Nitekim sabaha karşı Reisi ve beraberindekileri taşıyan helikopterin düştüğü ve kurtulan olmadığı ortaya çıktı.

Helikopterin düşüş nedeni belli değil.

Belli olsa da helikopterin düştüğünü bile neredeyse 12-13 saat sonra enkaza ulaşılınca öğrendiğimiz için, gerçek sebebi öğrenebilir miyiz şüpheli.

İran gibi otoriter rejimlerde hep böyle olmuştur zaten.  

Gerçek her zaman eğilip bükülüp istenildiği gibi kullanılan bir aparata dönüşmüştür.

Aynısını Eylül 2022’de 22 yaşında gencecik bir kadın olan Mahsa Amini’nin ölümünden sonra da görmedik mi?

Saçının ucu gözüktü diye sözde “Ahlak” Polisi tarafından yaka paça gözaltına alınan ve gözaltındayken ölen Amini ile ilgili gerçekleri hiç öğrenemedik.

O İran’da bir ayaklanma başlattı ama rejim ısrarla ölümün kendisiyle bir bağlantısı olmadığını savundu.

Hatta sayfa sayfa adli tıp raporları yayınlandı.  

Raporda Amini’nin çocukken geçirdiği bir beyin ameliyatından kaynaklı gözaltında fenalaştığı ve çoklu organ yetmezliğinden öldüğü yazılıydı.

Sonrasında internet kesintileri başladı.

Aylar süren gösterilerde olan biteni, yaşamını yitirenlerin sayısını bile hiç bilemedik.

İran’da farklı farklı yetkililerin açıklamalarına göre 200-300, insan hakları örgütlerine göre 500’den fazla kişi o eylemlerde hayatını kaybetti.

On binlerce kişi gözaltına alındı. İdam edilenler, hapishanede ölenler oldu.

Onlarla ilgili gerçek de hep belirsiz kaldı.

***

Şimdi yine benzer bir durumla karşı karşıyayız.

Gerçek bir kez daha istendiği gibi yoğrulma riskiyle karşı karşıya.

Reisi’nin de içinde olduğu helikopterin neden düşmüş olabileceği ile ilgili spekülasyon çok.

Kaza, sabotaj, ihmal…

Birçok senaryo var.

Ama hepsinin ucunda büyük bir itibar kaybı bulunuyor.

İsrail’in 1 Nisan’daki büyükelçilik saldırısı sonrası nasıl bir misilleme yapılacak diye beklenirken İran’ın elindeki nükleer silahlar, füzeler, bilinmeyen teknolojiler endişe yaratmıştı.

İran İsrail’e 300 füze ve SİHA gönderdi.

Dakika dakika canlı yayında o füze ve SİHA’ların İsrail’e doğru ilerleyişi takip edildi.

Böyle göstere göstere olunca da İsrail onların yüzde 99’unu havada imha etti.

O gün İran hedefine ulaştı, gözdağı verdi yorumları yapan da vardı, meğer kağıttan kaplanmış diyen de.

Bugün ikinci yorumu yapanların daha isabetli olduğunu görüyoruz.

Reisi’nin ölümü kazaysa ya da ihmalse de, sabotajsa da kendi cumhurbaşkanını koruyamayan bir ülke duruyor karşımızda.

Çok boyutlu bir zafiyetten bahsediyoruz.

Bu da kriz anlarında İran’ın yeteneklerinin “kısıtlı” olduğu tartışmalarını alevlendirmiş durumda.

***

Sokakta yürüyen kadınların başörtülerine rahatça müdahale edebilen, kadınları kolaylıkla darp edebilen rejim, asıl yapması gerekenlerde sınıfta kalıyor.

Kendi konsolosluğu içindeki komutanlarını, kendi ülkesindeki bakanını hatta cumhurun başındaki ismi koruyamıyor.

Koruyamamakla kalmıyor, o düşen helikopterin enkazına bile saatlerce ulaşamıyor.

Helikopterin “sert iniş” yaptığını söyleyen İran devlet televizyonu, sonrasında enkaza karadan ulaşmak üzere olduklarına dair birçok haber yayınladı Pazar günü.

Ancak o haberlerden 8 saat sonra Akıncı TİHA yerini tespit etti enkazın.

Tesadüf o ki Akıncı henüz 17 Mayıs’ta Van’da göreve başlamıştı.

Bu sayede hızla olay yerine varabildi.

Türkiye olmasa belki hala enkaza ulaşılamamış olacaktı.

Fakat İran devlet televizyonu yine de enkazı kendilerinin bulduklarına dair haberler yayınladı.

Sadece bu örnek bile gerçek dışı senaryolarla kamuoyunun nasıl yönlendirilebileceğinin açık bir göstergesi.

Şimdi İran 28 Haziran’da yeni cumhurbaşkanını belirlemek için sandık başına gidecek.

Seçimlerden önce sabotaj yönünde açıklamaların yapılması ile ABD ve İsrail karşıtı bir ortam yaratmak seçimlerde şahin kanadın elini güçlendirir.

Ama bir yandan da güvenlik zafiyeti tartışmalarını alevlendirir.

Kaza yönündeki her bulgu da benzer polemikleri besler.

Failden bağımsız olarak her senaryonun ucu İran’a dokunuyor.

Bu yüzden de rejim son yılların en büyük çıkmazlarından birine girmiş durumda.