Vücudumuzun verdiği bazı fiziksel tepkiler veya yaptığımız el hareketleri, bugün bizim için sadece birer alışkanlık olabilir. Ancak tarihsel kayıtlara bakıldığında; kulak çınlaması, hapşırmak veya parmakları çıtlatmak gibi durumların kökeninde Roma gladyatörlerinden Büyük Veba Salgını'na kadar uzanan derin kültürel kodlar yatıyor.
Batıl inançlar, eski çağlarda insanların açıklayamadıkları fiziksel veya doğa olaylarını anlamlandırma çabasıyla ortaya çıkmıştır. Bugün bilimsel gerçeklerini bildiğimiz bu olayların kültürel mirası ise yaşamaya devam ediyor.
Halk arasındaki en yaygın inançlardan biri, kulak çınlamasının arkasında bir dedikodu yattığıdır.
Sağ kulağınız çınlıyorsa birisi hakkınızda kötü konuşuyor, sol kulağınız çınlıyorsa biri sizi sevgiyle anıyordur. Sağ kulağın çınlaması durumunda "kulağı çekmek", dedikodu yapan kişinin dilini ısırması için yapılan sembolik bir savunma ritüelidir.
Bilimin de bir açıklaması var. Kulak çınlamasının dedikoduyla veya telepatiyle hiçbir ilgisi yoktur. Tıpta Tinnitus olarak adlandırılan bu durum; iç kulaktaki tüy hücrelerinin hasar görmesi, yüksek sese maruz kalma, tansiyon veya yaşa bağlı işitme kayıpları nedeniyle beynin olmayan bir sesi "duyması" durumudur.