Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in geçmişte yaptığı “Vergi affı olmayacak” açıklamalarına rağmen Meclis’e gelen yeni vergi paketinde yer alan 72 ay taksit düzenlemesi kamuoyunda yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Düzenlemenin vatandaş açısından gerçek bir kolaylık sağlayıp sağlamayacağı tartışılırken, özellikle yüzde 39 seviyesindeki tecil faizi dikkat çekti.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ekonomist Deniz Eresen, ekonomi yönetiminin “af” kavramını kullanmaktan özellikle kaçındığını söyledi.
“Hatırlıyoruz değil mi Sayın Bakan Mehmet Şimşek’in Bloomberg ekranlarında yaptığı açıklamaları… ‘Vergi affı kesinlikle yok, asla’ demişti. Hatta öyle net cümleler kurdu ki, kamuoyunda oluşan algı çok açıktı. Ancak bugün geldiğimiz noktada adına ‘af’ denilmese de fiilen bir yapılandırma düzenlemesi görüyoruz” dedi.
Ekonomi yönetiminin “af” yerine “mali yapılandırma” gibi ifadeler kullandığını belirten Eresen, “Böyle olunca da ‘Af çıkarmadık, yapılandırma yaptık’ diyerek söylem ile uygulama arasında teknik bir ayrım oluşturuluyor” ifadelerini kullandı.
72 AYLIK TAKSİT VATANDAŞI RAHATLATACAK MI?
Meclis Genel Kurulu’na gelen vergi paketinde iki önemli değişiklik bulunduğunu belirten Eresen, ilk düzenlemenin teminat sınırına ilişkin olduğunu söyledi.
Kanunda yer alan 50 bin TL’lik teminat isteme sınırının önce Cumhurbaşkanı Kararı ile 250 bin TL’ye çıkarıldığını, şimdi ise 1 milyon TL’ye yükseltildiğini hatırlatan Eresen, ikinci önemli değişikliğin ise taksit süresinin 36 aydan 72 aya çıkarılması olduğunu ifade etti.
Ancak düzenlemenin vatandaş açısından gerçek bir avantaj sağlamadığını savunan Eresen, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi cezalarında hiçbir indirim yapılmıyor. Vergi aslının üzerine faiz, zam ve ceza yükü bindiriliyor. Bunun üstüne bir de yıllık yüzde 39 tecil faizi uygulanıyor. Şimdi soruyorum; bunun neresi kolaylık?”
"HEM FAİZ İSTİYORSUNUZ HEM İYİ İYİ NİYET ARIYORSUNUZ"
Düzenlemenin en dikkat çeken başlıklarından birinin de “iyi niyet” kriteri olduğunu belirten Eresen, Maliye’nin gerekli şartlar sağlansa bile mükellefi “iyi niyetli” bulmaması halinde taksitlendirme talebini reddedebileceğine dikkat çekti.
“Vatandaş zaten borçlu olduğu için devletin kapısına geliyor. Dilekçesini verip borcunu yapılandırmak istiyor. Böyle bir tabloda bir de ‘iyi niyet’ tartışması oluşturulması ciddi soru işaretleri doğuruyor” dedi.
DÜZENLEMEDEKİ "ÇOK ZOR DURUM HALİ" NEDİR?
Düzenlemede yer alan “çok zor durum hali” kriterine de değinen Eresen, teknik finansal oranlar üzerinden yapılan değerlendirmelerin sistemi daha karmaşık hale getirdiğini söyledi.
“Likidite oranları, kısa vadeli borç hesapları, finansal kriterler… Vatandaşın borcunu yapılandırabilmesi için neredeyse finans uzmanı olması gerekiyor” ifadelerini kullanan Eresen, mevcut yaklaşımın uygulanabilir olmadığını savundu.
VATANDAŞI RAHATLATACAK ASIL ÇÖZÜM
Eresen’e göre çözüm ise daha sade bir modelden geçiyor.
“Vatandaş vergi dairesine gittiğinde kimseye eyvallah etmeden borcunu yapılandırabilmeli. Gecikme faizi ve gecikme zamlarında ciddi indirim yapılmalı. Tecil faizi yüzde 20’nin altında belirlenmeli. ‘İyi niyet’, ‘çok zor durum hali’ ve teminat gibi şartlar sistemden çıkarılmalı” dedi.
Bu şekilde bir model kurulması halinde vatandaşın sürekli yeni af beklentisine girmeyeceğini ifade eden Eresen, “Sorunu olan vatandaş gider, borcunu öngörülebilir ve gerçekçi şartlarda yapılandırır” değerlendirmesinde bulundu.