“Olay, 10 Kasım tarihindeki anma töreninde arkadaşları tarafından ikaz edilmesine rağmen Teğmen A.A.’nın Atatürk fotoğrafını yakasına takmaması ve ancak bölük komutanının emri üzerine istemeyerek fotoğrafı takmasıyla başladı. Törenden sonra A.A.’nın kaldığı oda önünde A.A., oda arkadaşları olan F.A. ve M.F.A ile bazı teğmenler arasında sözlü olarak tartışma yaşanmıştır. Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki bu teğmenlerin Harp Okulu’ndan itibaren cemaat ve tarikat evlerine gittikleri, whatsapp grupları kurarak örgütsel tutum gösterdikleri, kendilerinden küçük Harbiyeli öğrencilerle ‘abilik’ adı altında iletişim kurdukları, sosyal medya hesaplarında ‘şeriat yanlısı’ paylaşımlarda bulunduklarına dair devre arkadaşları tarafından Harp Okulu idaresine defalarca bilgi verildiği öğrenilmiştir. Ancak Harp Okulu yetkililerince herhangi bir işlem yapılmadığından bu şahıslar devre arkadaşları tarafından ‘idarece korunan tarikatçılar’ olarak görülmüş ve bilinmişlerdir.”

CHP Genel Başkan Yardımcısı (emekli Tümamiral) Yankı Bağcıoğlu, Tuzla Piyade Okulu’nda yaşanan olayı böyle özetledi.

Sonrasında...

A.A. darp edildiğini iddia ederek arkadaşlarından şikayetçi olmuş, olayı Okul Komutanlığına, olis ve Savcılığa intikal ettirmiştir. Bu süreçte, kendisini haklı gösterecek tedbiri almak üzere hastaneye gitmiş ve ancak kendisine “darp yoktur” şeklinde rapor verildi. İdari süreçte Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından yürütülen idari soruşturma sonucunda A.A., F.A, M.F.A “Atatürk ilkelerine bağlılık, Cumhuriyete ve Anayasa’ya sadakat konusundaki olumsuz söz ve davranışları” nedeniyle, bu kişilerle tartışan teğmenler B.Y., Ö.S., R.A, T.M. ise “küfürlü konuşarak askeri hizmete engel davranışta bulundukları” gerekçeyle Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kuruluna (YDK) sevk edilmişler ve disiplin yargılaması neticesinde Cumhuriyete sadakat göstermediği kabul edilen 3 teğmen ile bu teğmenlerle küfürlü olarak tartışarak hizmete engel oldukları kabul edilen 4 teğmen TSK’dan ayırma cezasıyla (idari yargı yolu açık şeklinde) cezalandırıldı.

Teğmenlerden B.Y.’nin avukatları İstanbul 6. İdare Mahkemesi’ne “yürütmenin durdurulması talebinde” bulundu.

Avukatlar “ret” kararına itiraz edecek

Şimdi o mahkeme kararını paylaşacağım.

Tarih 16 Mayıs 2024.

Teğmen B.Y.’nin avukatları davacı oldukları Milli Savunma Bakanlığı’yla ilgili İstanbul 6. İdare Mahkemesi’ne şu istemle başvurdu:

Tuzla Piyade Okul Komutanlığı bünyesinde kursiyer subay olarak görev yapan davacı tarafından, “hizmete engel davranışlarda bulunmak” disiplin suçunu işlediğinden bahisle “Türk Silahlı Kuvvetleri’nden Ayırma” disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin...

Savunma hakkının etkin şekilde kullanılması engellendiği,

Savunma istem yazısında eylemler ayrıntılı olarak belirtilmediği,

Yer ve zaman unsurlarıyla netleştirilmediği, somutlaştırılmadığı,

Bu nedenle hangi eylemin idare tarafından disipline aykırı olduğu anlaşılamadığı ve belirli olmayan eyleme yönelik savunma yapmanın beklenemeyeceği,

Ek soruşturma oluru alınmadan soruşturma genişletilerek, soruşturma emrine konu idari tahkikat raporunda disiplin suçu işlediği tespit edilmediği halde hakkında disiplin soruşturması yapılarak cezalandırılmasının istenildiği,

Hizmete engel davranışlarda bulunmak suçunun maddi unsuru oluşmadığı, engellenen bir hizmet söz konusu olmadığı,

Dava konusu işlem kanunilik ve hukuki belirlilik ilkelerine aykırı olduğu, cezanın orantılı ve ölçülü olmadığı ileri sürülerek yürütülmesinin durdurulması ve iptali istenilmektedir.

İstanbul 6. İdare Mahkemesi ise kararında dedi ki:

“2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinin, 2. fıkrasında; idari mahkemelerin, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilecekleri hükme bağlanmıştır. Dava dosyasının incelenmesinden; uyuşmazlıkta yukarıda anılan Kanun hükmünde öngörülen şartların gerçekleşmediği anlaşıldığından, yürütmenin durdurulması isteminin reddine oy birliğiyle karar verildi.”

Teğmen B.Y.’nin avukatlarının “ret” kararını bir üst mahkemeye taşıyacaklarını ve karara itiraz edeceklerini öğrendim. Ortak görüş; mahkeme kararının hatalı olduğu yönünde.

Avukat Gültekin: Karar hukuka aykırı

Kararı hukukçu Ruşen Gültekin’e sordum.

Dedi ki:

“... Bilindiği üzere kamuoyunda teğmenler davası olarak bilinen konuda Atatürk rozeti takan teğmenler Türk Silahlı Kuvvetleri’ni ayırma disiplin cezası ile cezalandırılmıştır. Elbette 5277 sayılı İdari Yargılama Kanunu’na göre Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın verdiği disiplin kararı hakkında iptali için Milli Savunma Bakanlığı aleyhine dava açıldı. 16 Mayıs 24 tarihli idare mahkemesi kararına göre yürütmeyi durdurma istemi reddedildi. Mahkemenin kararı incelendiğinde ise kanundaki ‘idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmiş olması şartı oluşmadığından’ yani kanun hükmü tekrar edilerek yürütmeyi durdurma istemi reddedilmiştir. Bu karar açıkça hukuka aykırıdır. Atatürk rozeti takmak veya takmamak gibi bir konuda kişinin askerlikten ihracı gibi ağır bir disiplin cezasının kişinin maaşından mahrum olmadan başlayarak pek çok konuda telafisi güç veya imkansız zararların doğacağı şüphesizdir.

“... Benzer konuda mahkemelerce yürütmenin durdurulması kararının verildiği pek çok örnek vardır. Ancak işbu dosyanın medyaya yansıyış şekli Türk Silahlı Kuvvetlerinde son dönemde konuşulmaya başlayan tarikat ve cemaat meseleleri verilen kararın hukuki olmaktan uzak olmasını açıklamaktadır. Çünkü ruhsatı iptal edilen bir iş yeri hakkında dahi ekmeğinden olmasın diye sıradan bir dosyada yürütmenin durdurulması talebini kabul eden idari yargı hak mahrumiyetinin bu kadar açık olduğu bir dosyada talebi nasıl reddedebilir? Kanımca Bölge idare Mahkemesi itiraz yoluna başvurularak derhal bu haksızlık ortadan kaldırılmalıdır. Böylece ilgili teğmenin en azından dava sonuna kadar maaşı ve özlük haklarına daha genel tabir ile adaletsizliğe uğramasından kurtarılması gerekmektedir.”