Japonya’da yürütülen ve bilim dünyasında geniş yankı uyandıran bir araştırma, memelilerde "sonsuz klonlama" fikrinin biyolojik sınırlarına dair çarpıcı gerçekleri ortaya koydu.
Yamanashi Üniversitesi’nden Teruhiko Wakayama liderliğindeki ekip, tek bir dişi fareden yola çıkarak tam 20 yıl boyunca art arda 57 nesil boyunca 1200’den fazla klon birey üretti. Ancak Nature Communications dergisinde yayımlanan sonuçlar, 58’inci nesle gelindiğinde biyolojik limitlerin zorlanmasıyla yeni doğan tüm farelerin hayatını kaybettiğini ve soyun tamamen çöktüğünü gösterdi.
KLONLARIN NESİLLER BOYU HASTALIK TAŞIDIĞI ORTAYA ÇIKTI
Araştırma, dışarıdan bakıldığında sağlıklı görünen klonların aslında nesiller boyu biriken genetik hatalar taşıdığını kanıtladı. Yapılan DNA dizileme analizleri, klonlarda mutasyon oranının doğal yollarla dünyaya gelen yavrulara göre üç kat daha fazla olduğunu ve bazı durumlarda X kromozomunun tamamen kaybolduğunu saptadı.
Uzmanlar, bu durumu "genetik bir saatli bomba" olarak nitelendirerek, memelilerin neden eşeyli üremeye ihtiyaç duyduğuna dair evrimsel bir zorunluluğa dikkat çekti. Klonlama sürecinde kusurlu genlerin ayıklanamaması, nesiller ilerledikçe genetik havuzun kirlenmesine ve nihayetinde türün devamlılığının imkansız hale gelmesine yol açıyor.
NESLİ TÜKENMİŞ HAYVANLARI GERİ GETİRME ÇALIŞMALARI TEHLİKEDE
Bu keşif, özellikle yüksek verimli hayvancılık projeleri ve nesli tükenmiş türleri geri getirme çalışmaları için ciddi bir engel teşkil ediyor. Günümüzde popülerlik kazanan evcil hayvan klonlama veya "mükemmel sürüler" yaratma hayalleri, bu genetik bariyer nedeniyle uzun vadede sürdürülemez görünüyor. Bilim insanları, bitki ve bakterilerin aksine memelilerde genetik çeşitliliğin bir tercih değil, hayatta kalmak için mutlak bir gereklilik olduğunu vurguluyor.