Orta Doğu’daki çatışmaların yarattığı belirsizlik, Körfez sermayesinin yönünü yeniden şekillendirirken, Türkiye’nin bu süreçte “güvenli liman” olarak öne çıkabileceği değerlendiriliyor. Bölgedeki artan riskler nedeniyle birçok yatırımın ertelendiği ya da askıya alındığı, bu nedenle yatırımcıların daha güvenli ve öngörülebilir pazarlara yöneldiği belirtiliyor.
TÜRKİYE'NİN COĞRAFİ KONUMU ÖNE ÇIKTI
Sektör kaynaklarına göre, Körfez’de büyüklüğü trilyon doları aşan fonların önemli bir bölümü alternatif yatırım alanları arıyor. Bu süreçte Türkiye’nin coğrafi yakınlığı, mevcut ticari ilişkileri ve özellikle müteahhitlik alanındaki güçlü bağları sayesinde avantaj sağladığı aktarılıyor. Likiditenin doğası gereği güven duyulan pazarlara yöneldiğine dikkat çekilirken, Türkiye’nin bu akımdan pay alabilecek ülkeler arasında bulunduğu vurgulanıyor.
Öte yandan bu potansiyelin hayata geçmesinde siyasi duruş ve güven ortamının belirleyici olacağına işaret ediliyor. Türkiye’nin istikrarını güçlendirmesi halinde daha fazla sermaye çekebileceği, aksi durumda yatırımcıların Avrupa gibi alternatif merkezlere yönelebileceği dile getiriliyor.
TÜRKİYE GÜÇLÜ BİR ALTERNATİF
Ayrıca yatırımcıların şu aşamada temkinli hareket ettiği ve büyük ölçüde bekle-gör yaklaşımı benimsediği belirtiliyor. Çatışmaların uzaması durumunda ise yatırım rotasının daha net çizileceği ve Türkiye’nin bu tabloda daha güçlü bir alternatif haline gelebileceği ifade ediliyor. Uzmanlar, doğru ekonomik politikalar ve güven veren bir ortamın sağlanması halinde Türkiye’nin bölgesel bir finans ve yatırım merkezi olarak konumunu güçlendirebileceğine dikkat çekti.