Türk mutfak kültürünün sembolleşmiş sunumlarından biri olan kahve ve maden suyu kombinasyonu, modern beslenme ilkeleri ışığında yeniden tanımlanıyor. Estetik ve ferahlık gerekçesiyle suyun yerine geçen maden suyu, yanlış kullanım senaryolarında vücut mekanizmalarını zorlayan biyokimyasal bir süreci tetikliyor.
MİDE İÇİ BASINCI YÜKSELTEBİLİR
Türk kahvesi, yüksek asidite oranına sahip bir içecek olması nedeniyle mide asidi salgısını doğrudan uyarır. Kahvenin hemen ardından tüketilen, karbondioksit ve bikarbonat açısından zengin maden suyu ise mide içerisinde ani bir gaz genişlemesine yol açarak mide içi basıncı yükseltir. Uzmanlar, bu durumun özellikle modern toplumda yaygın görülen gastroözofageal reflü hastalığını kronikleştirme potansiyeli taşıdığını vurguluyor.
"MADEN SUYU KAHVEDEN 15 DAKİKA ÖNCE İÇİLMELİ"
Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan uzman doktor, bu alışkanlığın fizyolojik boyutunu şu sözlerle değerlendirdi:
"Maden suyu, zengin mineral içeriğiyle aslında bir takviyedir; ancak kahveyle eş zamanlı tüketimi bu minerallerin biyoyararlanımını düşürebilir. Kafeinin idrar söktürücü (diüretik) etkisi, maden suyundaki sodyum ve magnezyumun hücrelere ulaşmadan vücuttan atılmasına neden olur. Daha da önemlisi, kahveden sonra içilen maden suyu, ağız içindeki aromatik yağları temizlemek yerine mide kapakçığında mekanik bir gerilme yaratır. Sağlıklı bir ritüel için maden suyu kahveden en az 15 dakika önce, damağı temizlemek amacıyla içilmelidir. Kahve sonrasında ise tek seçenek saf su olmalıdır."
HİPERTANSİYON HASTALARI İÇİN GİZLİ TEHLİKE
Bir diğer kritik nokta ise sodyum dengesi. Kahve, nabız ve kan basıncı üzerinde geçici bir artışa neden olurken, maden sularındaki sodyum miktarı bu etkiyi katlayabiliyor. Bu durumun, gizli tansiyonu olan bireylerde ani baş ağrıları ve kalp çarpıntısına zemin hazırlayabileceği belirtildi.