Dünyanın en disiplinli toplumlarından biri olan Japonya’da, öyle bir şehir var ki orada zaman 1200 yıl önce durmuş gibi. Türklerin vize engeline takılmadan ziyaret edebildiği Koya Dağı (Koya-san), sadece doğal güzellikleriyle değil, günlük hayatı şekillendiren sıra dışı yasaklarıyla da misafirlerini hayrete düşürüyor. 100’den fazla tapınağın bulunduğu bu kutsal yerleşimde, sofraya oturduğunuzda alışık olduğunuz hiçbir tadı bulamayabilirsiniz.
SOĞAN, SARIMSAK VE ET YASAK
Türk mutfağının temel direkleri olan soğan, sarımsak ve pırasa bu şehirde "istenmeyen ilan edilmiş" durumda. Budist rahiplerin uyguladığı Shojin Ryori felsefesine göre bu bitkiler "Gokun" yani beş keskin koku kategorisine giriyor.
Neden mi? Çünkü bu bitkilerin insan zihnini bulandırdığına, öfkeyi tetiklediğine ve huzuru kaçırdığına inanılıyor. Şehirdeki tapınak konaklamalarında (Shukubo) sunulan yemeklerde bu malzemelerin kullanılması kesinlikle yasak. Amaç; zihni tamamen dinginleştirmek ve meditasyona uygun bir ruh hali yaratmak.
Şehirde sadece sebze ve meyvelerle hazırlanan, sanatsal bir mutfak hakim. Canlılara zarar vermeme ilkesi (Ahinsa) nedeniyle et, balık ve hatta bazen süt ürünleri bile sofralardan uzak tutuluyor. Ancak buradaki en şaşırtıcı nokta; yemeklerin lezzeti! Rahipler, soya fasulyesi ve sebzeleri öyle ustaca işliyor ki, yediğiniz yemeğin et olmadığını anlamak için uzman olmanız gerekiyor.
Vizesiz seyahat imkanı sayesinde Türk gezginlerin radarına giren Koya-san’a ulaşmak oldukça kolay.
Vize Durumu: Türk pasaportuna sahip olanlar için vize gerekmiyor.
Ulaşım: Osaka'dan kısa bir tren yolculuğu ve ardından bulutların üzerine çıkan dik bir füniküler hattı ile bu "yasaklar şehrine" ulaşabilirsiniz.
Konaklama: Tapınaklarda rahiplerle birlikte kalarak, şafak vakti yapılan ritüellere katılabilir ve hayatınızın en sessiz gecesini geçirebilirsiniz.