Yıllardır tartışılan, markaların imajlarını korumak için satılmayan milyonlarca dolarlık kıyafeti gizlice imha etmesi skandalı artık resmen sona eriyor. AB’nin yürürlüğe koyacağı yeni yönetmelik, moda sektöründe "üret ve at" dönemini kapatıp "döngüsel ekonomi" dönemini başlatıyor.
ARTIK HİÇ BİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK
AB’nin Sürdürülebilir Ürünler için Eko-Tasarım Yönetmeliği kapsamında, büyük ölçekli şirketler satılmayan giyim, aksesuar ve ayakkabıları imha edemeyecek. Şirketler artık ellerinde ne kadar stok kaldığını ve bu ürünlere ne yaptıklarını şeffaf bir şekilde raporlamak zorunda kalacak. Amaç, yüksek hacimli üretimin yarattığı çevresel baskıyı azaltmak ve israfı tamamen önlemek.
LÜKS VE HIZLI MODA RİSK ALTINDA
Karar, özellikle marka değerini korumak için ürünlerini indirimli satmak yerine imha etmeyi seçen lüks segmentteki devleri; Ekonomim’den Yener Karadeniz’in haberine göre ise hızlı moda tarafında dünya devlerini doğrudan etkileyecek. Burberry, Louis Vuitton ve Coach gibi lüks markaların yanı sıra Nike, H&M ve Victoria’s Secret gibi isimler artık stoklarını eritmek için şu yollara ağırlık verecek:
- İkinci el satış ve outlet kanallarının büyütülmesi,
- Bağış mekanizmalarının kurumsallaşması,
- Geri dönüşüm yatırımlarının artırılması.

TÜRKİYE HIZLI ÜRETİM GÜCÜYLE ÖN PLANA ÇIKIYOR
Peki, bu kararın Türkiye ile ne ilgisi var? Uzmanlara göre, AB’nin aşırı üretimi kısıtlaması markaları "daha az adetli ama daha sık" sipariş vermeye zorlayacak. İşte tam bu noktada Türkiye’nin avantajları devreye giriyor:
Yakınlık: Avrupa’ya coğrafi yakınlık lojistik hızı artırıyor.
Esneklik: Türk üreticiler, küçük partili siparişleri hızla teslim etme yeteneğine sahip.
Stratejik Konum: Markalar artık devasa stok riskine girmek yerine, Türkiye’den ihtiyaca göre "tam zamanında" tedarik yapmayı tercih edecek.
POZİTİF ETKİ BEKLENİYOR
TOBB Hazırgiyim ve Konfeksiyon Sektör Meclisi Başkanı Şeref Fayat, bu kararın sürdürülebilirlik odaklı dönüşümün bir parçası olduğunu vurguladı. Türkiye’nin hızlı termin ve esnek üretim yapısıyla bu süreçten pozitif etkilenebileceğini, sipariş modellerinin Türkiye lehine değişebileceğini ifade etti.