Milyonlarca kişinin sofradan kalkar kalkmaz yaptığı "yemek üstüne çay" geleneği, aslında vücudun besinlerden alacağı hayati değerleri sıfırlıyor. Deneyimli sağlık uzmanları bu alışkanlığın sadece bir damak tadı meselesi olmadığını, sinsi bir kansızlık ve kronik yorgunluk kaynağı olduğunu vurguladı.
En sık karşılaşılan şikayetlerin başında gelen halsizlik ve odaklanma sorunlarının ardında, çoğu zaman yanlış zamanlanan çay tüketimi yatıyor. Uzmanlar, yemeğin hemen ardından içilen demli bir çayın, vücutta bir "mineral hırsızı" gibi davrandığı konusunda uyardı.
DEMİRİ MIKNATIS GİBİ DIŞARI ATIYOR
Uzmanlara göre, çayın içinde bulunan tanen ve polifenol adlı maddeler, yiyeceklerle aldığımız demir moleküllerine bir mıknatıs gibi yapışıyor. Bu durum, vücudun demiri emmesini imkansız hale getirerek mineralin işlenmeden vücuttan atılmasına neden oluyor. Özellikle kırmızı et, yumurta ve baklagillerden alınan yüksek kaliteli demir, yemekten hemen sonra içilen çayla birlikte etkisini kaybediyor.
YANILTICI BİR RAHATLAMA
Birçok kişi yemek sonrası içilen çayın hazmı kolaylaştırdığına inansa da sağlıkçılar bunun bir yanılsama olduğunu belirtti. Çay, mide asidini seyrelterek sindirim sürecini yavaşlatır. Kafein içeriği mide kapakçığını gevşeterek mide asidinin yemek borusuna kaçmasına (reflü) ve mide yanmalarına yol açar. Vücut sindirimle uğraşırken gelen ani kafein yüklemesi, kalp ritmini ve tansiyonu olumsuz etkileyebilir.
60 DAKİKA BEKLEYİN
Uzmanlar, bu alışkanlıktan vazgeçemeyenler için hayati bir "altın saat" kuralı önerdi. Yemek ile çay arasına mutlaka en az bir saat mesafe koyun. Bu süre, vücudun demiri ve vitaminleri absorbe etmesi için gereken kritik zamandır. Çaydaki C vitamini (limon), tanenlerin demir emilimini engelleme özelliğini kırabilir.
Özellikle çocuklar, hamileler ve demir eksikliği olan bireylerin yemek sonrası çay tüketiminden tamamen kaçınması veya çok açık çay tercih etmesi öneriliyor.