Reklamsız Sözcü
CAN ATAKLI

AB Merkel’e “dur” demiş

14 Eylül 2017

KAFAMI BOZAN ŞEYLER

İktidar çok zor günler yaşıyor. Artık birçok şey kontrolden çıktı. Avrupa Birliği özellikle Almanya ile işler çok kötü giderken Amerika'nın son “tutuklama” atağı tuz biber oldu. Artık iktidardaki paniği en yandaş yazarlar bile saklayamıyor, morallerin bozuk olduğunu söylemek zorunda hissediyorlar kendilerini.
Tabii buna rağmen kendi kendilerine bazı “moral” unsurları çıkarmaya da çalışıyorlar. Çölde bir yudum su bulmuş gibi de seviniyorlar. Gerçi sevindikleri şey aslında Türkiye'nin aşağılanması, haysiyetinin ayaklar altına alınması ama artık işin çivisi çıktığı için yandaşlar hiçbir şeyin farkında bile değil.
Almanya son haftalarda Erdoğan iktidarına karşı en sert tepkiyi gösteren ülke. Merkel Alman seçimlerine çok az bir zaman kala “Türkiye'nin üyelik müzakerelerini tamamen ortadan kaldıralım” dedi.
Avrupa Birliği'nin diğer ülkeleri ise buna karşı çıkarak üyeliği tümden yok etmek yerine müzakereleri askıya almaktan yana olduklarını açıkladılar.
İşte iktidar ve yandaşlarını sevindiren bu. Yandaşların televizyonları ve gazeteleri hemen manşetler attılar; “Merkel'e AB'den kapak gibi açıklama, Merkel'e AB dur dedi, Merkel AB'nin tepkisiyle karşılaştı, Merkel gördün mü hani AB Almanya'dan sorulurdu?”
Bunlar için “akılsız yandaşlar” diyeceğim. Çünkü sadece biat kültürü içinde oldukları ve çıkarlarını düşündükleri için haberi okumuyorlar, muhtemelen okusalar bile anlamıyorlar. Avrupa Birliği'ne üye ülkeler Almanya'nın Türkiye'yi tümden silmek istemesine karşı çıkıyorlar ama bunu Erdoğan'ı çok beğendikleri için yapmıyorlar. Tam tersine aslında ağır hakaretlerde bulunarak “Türkiye eşittir Erdoğan diye bakamayız, Erdoğan dışındaki Türkleri üzemeyiz, onları kaybedemeyiz” diyorlar.
Avrupa ülkeleri Erdoğan'ın gücünden, yeteneklerinden, Türkiye'yi uçurmasından falan endişe etmiyor, Erdoğan'ı bugüne kadar Türkiye'nin kazandığı tüm demokratik kazanımları yok eden, özgürlükleri gasbeden, hukuku katleden biri olarak görüyorlar. Bu nedenle “Lütfen Türkiye ile Erdoğan'ı bir tutmaya kalkmayın. Erdoğan bir arızadır gelip geçecektir, ama Türkiye büyük, önemli ve vazgeçilmez bir dosttur, müttefiktir” diyorlar.
Türkiye tarihi boyunca yabancı ülkeler önünde hiç bu kadar aşağılanmamış, küçük düşürülmemişti. Hani bir dönem AKP'nin bir sloganı vardı “Hayaldi gerçek oldu” diye. Böyle bir aşağılanmayı hayal bile etmek mümkün değil, ama onu bile başardılar.

BAŞIMDAN GEÇENLER

Üçüncü çevreyolunu kullanırsanız duble kazık yiyorsunuz

Geçen hafta cuma akşamı saat 18.00 sıraları Sabiha Gökçen Havalimanı'na gitmek üzere yola çıktım. Cuma ve akşam trafiği olduğunu düşünerek Kavacık'tan TEM'e çıkıp oradan üçüncü çevre yoluna geçmeyi düşündüm. Sabiha Gökçen- Kurtköy çıkışında HGS cihazı 8 lira küsur lira bir şey yazdı. Buraya kadar normal. O gişeden çıktıktan sonra kendinizi bir anda TEM'in ortasında buluyorsunuz. Yaklaşık 2 kilometre sonra Sabiha Gökçen kavşağından saptım ve bu kez TEM'in gişeleri önüne geldim. HGS ekranında “Giriş yok” diyerek 18 lira yazdı. Bu fiyat en uzaktan girişin fiyatı. Yani birkaç dakika önce üçüncü çevreyolundan çıkan aracımı sanki Ankara'dan çıkmış gibi göstererek 18 lira daha aldılar.
Tabii bilemiyorum bu herkesin başına mı geliyor. Ama elektronik ortamda “sadece bir kişinin başına gelen bir olay” yaşanmaz. Demek ki üçüncü çevreyolunu kullanan herkes TEM'deki çıkışlardan çok yüksek paralar ödüyorlar. Bu bir soygun değil mi peki?

BUNU YAZMAK GEREK

Şükürler olsun her kesilen ağacın yerine iki tane ekilecekmiş

İktidar hiçbir eleştirinin altında kalmıyor. Mutlaka verilecek, aptalca da olsa bir cevapları var. Doğaya karşı çok hoyrat oldukları, yeşili doğa yeşili olarak algılamadıkları, tek ağaç olan yere bile inşaat yapıp para kazanmayı düşündükleri zaten bilinen gerçekler.
Ama insanın canını sıkan, herkesi aptal yerine koyan güya “Biz herkesten fazla doğaya düşkünüz” türü açıklamalar.
Otoyol kenarlarına yapılan peyzajlarda kullanılan her çiçeği “ekilen ağaç” gibi değerlendirip iki yılda 4 milyar ağaç diktiklerini söylemişlerdi, tabii sonuçta inanan çok kişi olunca, hesabı da sorulmuyor bu tuhaflıkların.
En son ODTÜ'nün 50 yıllık ağaçlarının kesilmesinden sonra yapılan açıklamalar da bu açıdan evlere şenlik. Ne diyor Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ve yancısı ODTÜ rektörü “Ağaç kestik ama bilin ki kesilen her ağacın yerine iki ağaç dikilecek.”
Yahu anlatamıyoruz galiba, kesilen ağacın yerine iki ağaç dikilmesi değil mesele, “ağaç kesmeyin, medeni olun, ağaç kesmeden de yol yapmanın yolunu bulun” diyoruz.
Bir çift lafım da ODTÜ'nün belediye yancısı rektörüne; “Bu okul dünyanın da önde gelen teknik okullarından biri, çok iyi mühendisler yetiştirdi bugüne kadar. Sizin yönetiminizde bu kalitenin tutturulduğunu pek sanmıyorum ama hiç olmazsa eski mezunlara sorsanız, ağaç kesmeden de yol yapılabileceğini mühendislik olarak size gösterebilirlerdi.” Ama niyet doğa düşmanlığı olunca fark etmiyordur belki de.

CANIMI SIKAN ŞEYLER

İki kişi kaçırılmış diyorlar ama iktidardan tık yok

Ne olur ne olmaz diye “iki kişi” olarak tanımlıyorum. Çünkü maazallah “casusluk” veya “devlet sırrını açıklamak” gibi tuhaf suçlamalarla üzerimize gelirler.
Birkaç gündür ortalıkta dolaşan bir dedikodu var. Güya güneyimizdeki ülkelerden birinde saklanan terör örgütü üyelerinden birini alıp getirmek için bir operasyon yapılmak istenmiş. Ama terör örgütünün istihbaratı mı daha kuvvetliymiş ne karşı atak yapmışlar ve operasyona katılanlardan ikisini kaçırıp rehin almışlar. Konuyu bir CHP'li milletvekili daha açıkça yazarak soru önergesi haline getirmiş. Ama iktidardan hiç cevap yokmuş.
Bu dedikodulara ne kadar inanabiliriz? Bir akıl almaz dedikodu da şu; güya Amerikan ajanları Türkiye'ye gelmişler. Önemli bir eylem yapacaklarmış. Bir bombalama ya da suikast olabilirmiş. Amerika son anda vazgeçmiş, operasyona katılacak ekip de hızla Türkiye'yi terk edip güneydeki ülkelerden birine geçmiş. Giderken de mesaj bırakmışlar. “operasyon yapacaktık. Vazgeçtik, haberiniz olsun, biz gidiyoruz” demişler. Her iki dedikodu da hainlerin üfürmesidir mutlaka. Yoksa tüm dünyaya ayar veren AKP Genel Bakanı mutlaka bu konuda da konuşurdu. Türkiye'nin bu kadar aşağılanmasına izin verecek hali yoktur elbette.
Bir de aylar önce çıkarılan bir dedikodu vardı biliyorsunuz. Güya İŞID iki askerimizi kaçırmıştı, sonra da bunları yakmıştı. Onun da arkası gelmedi. Neyse bu tür saçma sapan dedikodulara hiç sesini çıkarmayan bir iktidarımız var da bunların yalan olduğunu anlamamız kolay oluyor.

Can Ataklı
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp