Reklamsız Sözcü
EGE CANSEN

Geçen sefer olmadı bu sefer olur

8 Ekim 2017

Önümüzdeki günlerde işlemem gereken üç konu var. Üçünün de ortak yanı ekonomiye yön verenlerin geçmişten ders almamaları üzerine. Onların “iyi niyetle” tasarladıkları düzenlemeler, iktisadın doğasına aykırı olduğu için sonuç vermiyor. Ama onlar cin fikirli “işlemez mekanizmaları” tekrar yürürlüğe koymaya kalkıyorlar. Neyse. Önce konuları özetleyim.
1. Halkın ihtiyat saikıyla biriktirip, yastık altında sakladığı altın, bankaya yatırılınca veya Hazine'ye emaneten verilince ekonomiye girmiş olmaz. Bu altınların ekonomiye kaynak olması için, ya “satılıp” paraya dönüşmesi ya da altının kendisinin tedavül eden “para” olması gerekir.
2. Türk Lirası, Rus Rublesi veya İran Tümen'i ile ilgili iki ülke arasında bile serbest dış ticaret yapılamaz. Olsa olsa, sınırlı sayıda mallar, “takas” benzeri işlemle iki ülke arasında becayiş edilir.
3. Üçüncü başlık ise, enflasyonla savaş, ticaret veya tarım bakanlarının gayretiyle kazanılmaz. Bugün böyle bir savaşın niçin kaybedilmeye mahkûm olduğunu anlatacağım.

ENFLASYON

Enflasyon “fiyatlar genel düzeyinin sürekli artması” demektir. Bu konuda en iddialı hipotezin sahibi Nobel Ödüllü iktisatçı Milton Friedman'dır. Friedman uzun süreli “enflasyon, her zaman ve her yerde parasal bir olgudur” demiştir. Friedman'ın bu aforizması, zayıflatmacı doktorların “kalıcı şişmanlık, her canlı için yaktığından fazla enerji yükü olan gıda alma olgusudur” demesi kadar doğrudur. Ama bu doğru saptama, özellikle Amerika'da veya başka bir ülkede insanların gitgide daha şişmanlaşmasına çare olmamaktadır. Friedman'ın saptamasından kalkılarak “enflasyonla mücadele, her zaman ve her yerde paranın patronu merkez bankasının görevidir” noktasına gelinmiştir. Ama “parası, para olmayan” ülkelerde merkez bankaları, cari açığı büyütmeden enflasyonu düşürememektedir.

ENFLASYONU DÖVİZLE ÖLÇMEK DE GEREKİR

Çünkü o ülkelerde “ulusal para ile ölçülen enflasyon” ulusal paranın sıkı ve ya gevşek olmasına değil, yabancı paranın bol veya kıt olmasına bağlı olarak değişmektedir. Bu ülkelere sıcak döviz girdikçe “ulusal para ile ölçülen enflasyon” düşerken “yabancı parayla ölçülen enflasyon” yükselmektedir. (Berber fiyatlarını döviz üzerinden izleyin) Ya da bunun tam tersi olmakta, yeterli sıcak döviz girişi olmazsa, yani piyasadaki “yabancı para miktarı düşüp, maliyeti artınca” (devalüasyon diye okuyun) yabancı para ile ölçülen enflasyon, deflasyona dönmekte (döviz cinsinden berber fiyatları) ulusal para ile ölçülen enflasyon ise yükselmektedir.
Son söz: Para mekanizmaları, gerçek para ile çalışır.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp