Reklamsız Sözcü
RAHMİ TURAN

“Kripto Üçgeni”

29 Kasım 2017

Savcının “Asrın yolsuzluğunda, asrın hukuksuzluğu yapıldı!” dediği olayların anlatıldığı kitap:
“Kripto Üçgeni”
Araştırmacı gazeteci arkadaşımız Saygı Öztürk, Doğan Kitap tarafından yayınlanan 18'inci kitabında, son dönemin en önemli olaylarını polisiye bir roman gibi anlatıyor.
Reza Zarrab, banda alınan konuşmasında bir Bakan için “Ona iyi yatırım yapmamız gerekiyor” diyor ve Bakan'ın isminin baş harflerini açıklayarak, paranın hangi kutu içinde verileceğini söylüyor.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Soruşturma Komisyonu, AKP'li 9 üyenin oyuyla 4 eski Bakanı Yüce Divan'a göndermemeye ve ses kayıtlarının imha edilmesine karar veriyor.
17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmasının hemen ardından Emniyet'te “Paralel Devlet Yapılanması” dönemin Başbakanı tarafından açıklanıyor, yüzlerce emniyet mensubu meslekten çıkarılıp cezaevine atılıyor.
Reza Zarrab, devlet görevlilerine her istediğini yaptırdığı gibi, Bakan emriyle İstanbul Deniz Liman Şube Müdürü'nü arattırarak, Boğaziçi'ndeki villasının denizden korunması için polis botu tahsis ettiriyor.

* * *

Saygı Öztürk'ün “Kripto Üçgeni” kitabının önsözünü yazan Emin Çölaşan “Saygı'nın bugüne kadar hangi kitabı çıktıysa hepsinde benim önsözüm var. O, imza attığı gazetecilik olaylarını hayranlıkla izlediğim bir arkadaşım, meslektaşım, dostum. Bu kitap için fazla söze gerek yok. AKP döneminde devletin nasıl yönetildiğini gösteren çok ilginç bir belgesel” diyor.
Bu kitap elbette bir roman değil ama âdeta roman gibi… Bazı kritik bilgi ve belgeler, ülkemizde yaratılan bu korku ortamında ilk defa yayınlanıyor. (Doğan Kitap)

“Batsın bu dünya!”

“Yarab, bu neyin nesi?
Devlet yok, hükümet yok, kanun yok, insanlık yok.
Böyle giderse,
Dönebilir ülkenin tersi.
Cebimde Danıştay kararı,
Otuz sekiz yaşında tecrübeli bir adam,
Göreve dönmeyi bekliyor.
Utansın bu karara uymayanlar.
Utansın ülkeyi bu hale getirenler.
Bütün sorumlular, dış güçler, örgütler utansın.
Beni işimden, eşimden, yavrumdan ayıran,
Herkes utansın!
Yerin dibine batsın bu dünya.
Bu ne ihtiras, bu ne kin?
Nerede bu ülkeyi sevenler?
Polisi, askeri, hâkimi, savcısı nerede?
Nerede hak, hukuk, adalet, insanlık?
Nerede sağduyu, Allah korkusu?
Her şey bitmiş tükenmiş,
Ben küçük bir örneğim bu ülkede.
Kendime değil, ülkeme acıyorum.
Ve bu ülkedeki yabancılardan utanıyorum!”

* * *

Sevgili okurlar… Yukarıdaki dizeleri, uzun yıllar TRT'nin her kademesinde müdür olarak çalıştıktan sonra emekli olan ünlü televizyoncu Atalay Akçalı'nın yazdığı “On ve SON” adlı kitabından aktardım.
Anlatılanları günümüze benzetenler olursa hemen uyarayım. Bu dizeler 30 yıl önce yazılmıştır ve o günleri eleştirmektedir.
Partizanca davranan TRT Genel Müdürü'nün görevden aldığı Atalay Akçalı, hakkını Danıştay'da arar ve kazanır. Fakat TRT Genel Müdürü onu bir türlü görevine iade etmez. İşte o günlerde Atalay Akçalı not defterine bu isyanını yazar.
Her devirde partizanlık vardı. Günümüzde çok daha fazla var!
Atalay Akçalı kendisine e-mail yollayan bütün okurlara ücretsiz olarak kitabını yolladığını bildirdi. Bu hassasiyeti nedeniyle kendisine teşekkür ediyorum.

TEBESSÜM

Gizli çekmecenin sırrı!

Adam evlenirken kadınla anlaşma yapmış:
“Salondaki masanın arkasında gizli olan kilitli çekmeceyi asla açmayacaksın. Bana söz ver!”
Kadın “Verdim gitti” demiş, evlenmişler. Aradan uzun yıllar geçmiş. Fakat kadın unutamamış o çekmeceyi! Sonunda dayanamayıp bir anahtar uydurarak açmış, fakat o ne?
Çekmecede sadece 3 yumurta ve 750 dolar para var.
Hiçbir anlam verememiş buna… Kocasına “Beni affet, dayanamayıp gizli çekmeceyi açtım” demiş.
Kocası “Sen de beni affedersen bunun sırrını anlatırım” demiş, anlaşmışlar. Kadın meraktan çatlıyormuş. Adam anlatmış:
“O çekmecedeki 3 yumurta var ya… İşte onlar seni her aldattığımda çekmeceye koyduğum yumurtalar…” demiş.
Kadın “30 yıldır evliyiz. Demek ki on yılda bir kez aldatmış… Eh, affedilebilir bir şey” diye düşünmüş, sonra sormuş:
“Peki, o 750 dolar nedir?”
Adam boynunu bükmüş:
“Yumurtalar çekmeceye sığmayınca dolara çevirdim!”

GÜNÜN SÖZÜ

Bir şarkı: “Bu devirde kimse sultan değil, hükümdar değil. Bu kadar güvenme kendine kimse şah değil padişah değil!”

11rahmibeyyeni30cm
Rahmi Turan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp