Reklamsız Sözcü
ÜMİT ZİLELİ

“Dövünmenin faydası yok kuş uçtu!..”

23 Kasım 2017

Başlık bana ait değil, bizim Can Ataklı'nın deyişiyle “Hürriyet gazetesinin AKP Komiseri” Abdülkadir Selvi'ye ait!.. Sözünü ettiği kuş, şu sıralar gündemin ilk maddesi haline gelen İran asıllı Türk yurttaşı Rıza Sarraf!.. 27 Kasım'da jüri seçimiyle başlayacak olan, birilerini fena halde endişeye gark eden “yolsuzluk, rüşvet, dolandırıcılık, para aklama” gibi suçların masaya serileceği davaya sayılı günler kaldı… Diğer bir deyişle şu tanımı yapabiliriz:

– Pandora'nın kutusu açılmak üzere!..

Üstüne üstlük daha dün kadar yakın bir zaman önce iktidar yakını ATV'nin programına çıkıp, kocaman Türk bayrağı altında “cari açığın yüzde 15'ini tek başıma kapattım” diye övünen, iki bakanın elinden “en başarılı işadamı” plaketini alan Rıza Bey'in artık tutuklu değil, tanık olduğu da neredeyse yüzde yüz ortaya çıktı!…

Sarraf ABD'ye uçup, tutuklandığında, “bizi ilgilendirmiyor” havalarına giren iktidar cenahı, kendileri tarafından T.C. yurttaşı yapılan İranlı, hapishane kayıtlarında “yok” çıkınca bir panikledi ki sormayın; Türkiye iki kez NOTA bile verdi!.. Müzik notası sanılmasın, ciddi ciddi “yurttaşımız nerede” sorusu yöneltildi ABD Adalet Bakanlığı'na!.. Türk askerinin kafasına Irak'ta çuval geçirildiğinde, “ABD'ye nota verelim” sözlerine “Müzik notası mı veriyoruz, biraz ciddi olun” demişti zamanın başbakanı. Bu sonradan olma Türk yurttaşının iktidar nezdinde ne denli “önemli olduğunu göstermiyor mu sizce de!.. Zaten kendileri de aynen öyle söylüyor, fark etmeden!..

-Tıpkı Abdülkadir Selvi gibi!..

“Kuzu gibi teslim olunca anlamalıydık!..”

Tıpkı Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İlnur Çevik gibi!..

Her devirde “çok ünlü ve faydalı kişi” listelerine abone olan Çevik, Yeni Birlik gazetesindeki köşesinde bir kaç gün önce aynen şu satırları yazdı:

-Bu işlerin buraya varacağını daha Rıza Sarraf kuzu kuzu Amerika'ya gidip kendini FETÖ'cü ABD savcılarına yakalattığı zaman anlamalıydık!..

Çevik, “FETÖ'cü” olarak nitelendirdiği Amerikan mahkemesinin Türk liderleri köşeye sıkıştırıp onları itibarsızlaştırmanın peşinde olduğunu da yazdı!..

France 24 televizyonuna konuşan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ise bakın bu davayla ilgili nasıl “itiraf” gibi bir açıklama yaptı:

-Son derece siyasi motivasyonlu bir dava. Hedefte cumhurbaşkanımız var.. Biz, dışarıdan aldığımız enerjiye bağımlıyız, yaptırımlar esnasında İran ile bu ticareti yapmak zorundaydık… Bunu başka yollarla yapmak zorunda kalacağımızı söyledik. Bankalarımız, ekonomi bakanımız işin içine girdi…

Bu itiraf gibi açıklamaları, sızlanmaları görünce, aklıma taa 15 Mart 2016'da, yani bir buçuk yıl önce ABC gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ'ın benim de alıntı yaptığım “İşte Türkiye'yi sarsacak Zarrab dosyası” başlıklı haberi geldi.. Yanardağ o haberinde insanın kanını donduracak bilgiler veriyordu. Başlıklar halinde anımsayalım:

-Sarraf, Türkiye'de öldürülmekten korkuyordu… İddialara göre dört kez suikast girişimine maruz kalmış, bunları FBI önlemişti… İran'dan da tehdit alıyordu… Sarraf, yaşam güvencesi ve servetinin bir kısmına dokunulmaması karşılığında FBI ile anlaştı… Türkiye'den çıkarılana kadar Yeniköy'de bir villada FBI gözetiminde kaldı… Yine FBI tarafından yapılan bir operasyonla Türkiye'den çıkarılıp Miami'ye götürüldü!..

Casus filmleri halt etmiş yani!..

Siyasi dengeleri sarsacak dava!..

Kısacası durum tam da Abdülkadir Selvi'nin dün köşesinde söylediği gibi olmuştu:

-Kuş uçmuştu!..

Dövünmenin hiçbir faydası yoktu!.. Bunun yerine perde arkasında büyük pazarlık ve uzlaşmalar süreci başlatılmalıydı, başlatıldı da… Ancak önümüze gelen haber ve görüntülerden anlıyoruz ki, bu pazarlıklarda da bir arpa boyu yol alınamadı!.. Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı bile ABD'ye gitti, yalnızca bir “figür” olmaktan başka yetkisi olmayan Başkan Yardımcısı Mike Pence ile görüşebildi, park bahçe gezdi, Türklerle konuştu ve döndü!.. Açıkça görünen şuydu artık:

-Sarraf artık iki tarafı keskin bir hançere dönüşmüştü!..

Bu durumda anladığımız gerçek şu: Rıza Sarraf, zaten başından beri FBI gözetiminde tutuluyordu. Ancak, gelen bilgilere göre dava zamanı yaklaştıkça federal hapishanenin bile çok güvenli olmayacağı gerekçesiyle Sarraf FBI'ın güvenli evlerinden birine alındı!.. Bu geçen süre içinde bildiklerinin tümünü anlattı mı, yoksa bir kısmını mahkemeye mi sakladı, yaptığı anlaşmanın içeriği neydi bilmiyoruz…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, önceki gün grup toplantısında çok ağır bir suçlama yaptı:

-Nota verdiler çünkü Sarraf suç ortakları, protokolde yeri vardı!..

Tüm haberlerin, iddiaların, suçlamaların doğruluk derecesini 27 Kasım Pazartesi günü başlayacak davada göreceğiz…

-Pandora'nın kutusu açılıp tüm çamaşırlar ortalığa döküldüğünde!..

Ümit Zileli
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp