Reklamsız Sözcü

Avrupa’nın bohem yüzü Berlin

Avrupa’nın bohem yüzü Berlin’i ziyaret etmek için fazla düşünmeye gerek yok
06:286 Kasım 2016
Avrupa’nın bohem yüzü Berlin
Avrupa’nın bohem yüzü Berlin’i ziyaret etmek için fazla düşünmeye gerek yok

Özge Kara – Gezimanya.com

1
Avrupa'nın bohem yüzü Berlin'i ziyaret etmek için fazla düşünmeye gerek yok; istisnasız herkesi kendine hayran bırakacak kadar etkileyici, kıpır kıpır bir enerjisi ve gezilecek onlarca yeri var bu şehrin. Hakkında söylenenlere şöyle bir baktığınızda anlayacaksınız: Bu şehir acı geçmişine rağmen ayağa kalkmakta hiç zorlanmamış.

2

Sokaklarda yürürken bile şehrin küllerinden doğuşuna tanık olabiliyorsunuz. Bir yanda çok yakın tarihe kadar devam eden savaşların izleri, bir yanda sokak sanatçıların elinden çıkmış rengarenk duvar görüntüleri… Hakikaten fotoğraflamaya doyamayacağınız bir şehir Berlin.

15

Berlin'deki turistik geziler Brandenburg Kapısı'yla başlar genelde. Burası şehrin en önemli sembollerinden biri. Kapı 1781-1791 yılları arasında inşa edilmiş. Toplam 12 sütuna sahip ve bu sütunlar beş yol oluşturuyor. Tarihi boyunca farklı zamanlarda kapanıp, tekrar açılmış. Kapının kuzeyinde Almanya Parlamentosu'nun toplandığı Reichstag bulunuyor. Binanın cam kubbesini ziyaret etmek mümkün. Ancak sırada beklemeyi göze almak gerekiyor. Dolayısıyla bileti önceden almakta fayda var.

3 4

Branderburg Kapısı'ndan Reichstag'a doğru değil de aksi istikamete doğru yürürseniz Katledilen Avrupalı Yahudiler Anıtı'nı göreceksiniz. Peter Einsman ve Buro Happold işbirliğiyle tasarlanmış anıt, adından da anlayabileceğiniz üzere İkinci Dünya Savaşı'nda katledilen Yahudileri anmak üzere inşa edilmiş. Holokost Anıtı olarak da biliniyor. 19 bin metrekarelik bir alana yayılan anıt 2 bin 711 adet beton bloklardan oluşuyor.

5 6

Berlin'in simgesi haline gelmiş yapılardan bir diğeri de Berliner Dom, yani Berlin Katedrali. Tarihi 1700'lere dek giden katedral, yıllar içinde çeşitli nedenlerle birkaç kez yeniden inşa edilmiş. En son olarak İkinci Dünya Savaşı'nın ardından 1975-1981 yılları arasında Günter Stahn tarafından tasarlanmış. Bugün Barok tarzı ve heybetli duruşuyla dikkat çekiyor. Katedrali ziyaret etmek için aldığınız biletlerle yapının en üst katına çıkabilir, buradan şehri tepeden fotoğraflayabilirsiniz. Hemen yakınındaki Müzeler Adası da mutlaka uğramanız gereken bir yer. Katedralin önünden de geçen Spree Nehri'nin üzerinde bulunan Müzeler Adası, adından da anlayabileceğiniz üzere bir müzeler kompleksi. 1999'dan beri UNESCO'nun Dünya Mirasları Listesi'nde bulunuyor. Kompleksin içinde Altes Museum (Eski Müze), Neues Museum (Yeni Müze), Alte National Galerie (Eski Ulusal Galeri), Bode Müzesi ve Pergamon Museum (Bergama Müzesi) olmak üzere toplam beş müze bulunuyor. İçlerinden en dikkat çekeni Bergama Müzesi için mutlaka zaman yaratmalısınız.

7 8 9

Gelelim meşhur Berlin Duvarı'na. 1961 yılında Doğu Alman meclisinin kararıyla ve Doğu Almanya vatandaşlarının Batı Almanya'ya geçişini önlemek amacıyla inşa edilen Berlin Duvarı'nın kalıntılarıyla şehrin farklı yerlerinde karşılaşabilirsiniz. 1989 yılında yıkılan ve Utanç Duvarı olarak da anılan Berlin Duvarı'nın en sembolik kalıntısını East Side Gallery olarak adlandırılan bir açıkhava müzesinde görebilirsiniz. East Side Gallery'de duvarın yaklaşık 1,3 kilometre uzunluğunda bir kalıntısı bulunuyor. Dünyanın farklı yerlerinden gelen 105 sanatçının işleriyle canlandırılan duvar, Berlin seyahatinde görmeden dönmemeniz gereken yapılar arasında başı çekiyor.

9 10

Alışveriş etmek isteyenler Kurfürstendamm isimli caddeye mutlaka uğramalı. Öte yandan Berlin'de özellikle bitpazarlarının meşhur olduğunu hatırlatmakta fayda var. Buralardaki tezgahlardan Berlin seyahatinizi anımsatacak çok orijinal objeler bulabilirsiniz. İçlerinde en popüleri cumartesi günleri kurulan Mauer Park. Alexanderplatz'da da çok sayıda mağaza ve alışveriş merkezi bulabilirsiniz. Buraya kadar gelmişken şehrin en uzun yapısı Televizyon Kulesi'ne çıkabilirsiniz. 368 metrelik kule, şehre bir de kuşbakışı hakim olmak isteyenler için en ideal nokta.

11 16

Kreuzberg'de mutlaka bir tur atmalısınız. Buradayken dükkanların üzerinde Türkçe isimler göreceksiniz ve hatta Almanca'dan çok Türkçe duyacaksınız. Nitekim Kreuzberg için Berlin içinde ‘Küçük Türkiye' denebilir. Öte yandan bu bölgede özellikle akşamları zaman geçirmek için çok sayıda restoran ve bar da bulabilirsiniz. Son olarak şehrin ortasında kocaman bir park olan Tiergarten'da keyifli bir yürüyüş yapmadan Berlin'den ayrılmayın! Hatta havalar elverişliyse mini bir piknik de yapıp parkın keyfini doyasıya sürebilirsiniz.

18 17 14 12 13
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet