Sözcü Plus Giriş

Soma davası yine ertelendi

Can Gürkan'ın tahliye talebi mahkemeyi karıştırdı.

Güncellenme: 14:05, 16/06/2015
Soma davası yine ertelendi

MANİSA’nın Soma İlçesi’nde 301 madencinin hayatını kaybettiği faciayla ilgili, 8’i tutuklu 45 sanıklı davanın görüldüğü Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dava 18 Ağustos’a ertelendi.

Manisa’nın Soma İlçesi’nde 301 madencinin hayatını kaybettiği faciayla ilgili 8’i tutuklu 45 sanıklı davaya devam edildi. Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada tutuklu 8 sanığın yanı sıra, tutuksuz sanıkların biri bölümü, avukatları, madenci aileleri ile mağdur avukatları hazır bulundu. Tutuklu ve tutuksuz sanıklar, sanık avukatları ile müşteki ve katılan avukatlarının katılımıyla ilgili tespitlerin yapılmasıyla başlayan oturumda, Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı, sanık avukatlarından 5’inin mahkeme heyetine istifasını sunduğunu bildirdi. Dünkü oturumda, “Aralarında menfaat çatışması bulunan iş güvenliğinden sorumlu sanıkların aynı avukat tarafından savunulamayacağı, yeni avukat bildirmelerine yönelik” alınan ara kararı hatırlatan Mahkeme Başkanı Ballı, bu sanıklara durumlarını sordu.

SANIKLAR SÜRE TALEP ETTİ

Bunun üzerine avukatın istifası ve “menfaat çatışması” dolayısıyla çekilmeler nedeniyle avukatsız kalan tutuklu sanıklar Hilmi Kazık ve Yasin Kurnaz ile tutuksuz sanıklar Ergün Yılmaz, Harun Güneş, Serdar Günay, Soner Günay, Serhat Dinç, Coşkun Derici, Mehmet Uçkun ve Uğur Karabulut, yeni avukat tayin edebilmeleri için makul süre verilmesini talep etti. Sanıkların taleplerine ve tutuklu sanıkların durumuna ilişkin mütalaası sorulan cumhuriyet savcısı Koray Keskin de, süre talebinin kabulü ile tutuklu sanıklar hakkında kuvvetli suç şüphesinin devam etmesi ve üzerilerine atılı suçun katalog suçlar arasında yer alması nedeniyle tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi yönünde görüş bildirdi.

CAN GÜNKAN TAHLİYESİNİ İSTEDİ

Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı, daha sonra tutuklu sanıklara talepleri olup olmadığını sordu. Söz alan, Soma Kömürleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, bilirkişi raporunda ve savcılık iddianamesinde, ocakta yangın olduğunun bilinmesine rağmen, gereken önlemleri almadığı suçlamasının tarafına yöneltildiğini, ancak kendisine ocakta yangın olduğuna ilişkin bildirim yapıldığına ilişkin ne yazılı bir delil ne de bir tanık beyanı bulunduğunu söyledi. Can Gürkan, bu nedenle, neden tutuklu olduğunu bilmediğini dile getirip, tahliyesini, eğer tutukluluk halinin devamına karar verilecekse de “kuvvetli suç şüphesinin” gerekçesinin detaylarıyla açıklanmasını, buna ilişkin ek savunma yapma hakkı verilmesi talebinde bulundu. Can Gürkan’ın ardından söz alan avukatlarından Kadir Çekin de, bilirkişi raporunda illiyet bağı kurulmadan, müvekkili Can Gürkan’a sırf yönetim kurulu başkanı olduğu için kusur atfedildiğini ileri sürerek, bunu haklı çıkarır tek bir Yargıtay kararı olmadığını söyledi. TBMM Araştırma Komisyonu’nun raporunda “‘kazanın önceden öngörülemeyen gaz drenajı sonucu meydana geldiği” tespiti bulunduğunu ama buna itibar edilemeyerek, müvekkilinin tutukluluk halinin devam ettirildiğini dile getiren Kadir Çekin, “Bu rapora niye itibar edilmediğinin gerekçesi açıklanmalı. Kamuoyu baskısıyla kolaya gidilip, sanıkların tutukluluklarının devamı isteniyor. Bu hukukla bağdaşmıyor. Müvekkilim hakkında bu şekilde verilen tutukluluk kararı karşısında bir hukukçu olarak vicdanım sızlıyor” dedi.

MADENCİ AİLELERİ TEPKİ GÖSTERDİ

Avukat Kadir Çekin’in bu sözleri üzerine salondaki madenci yakınları büyük tepki gösterdi. Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı, sert ifadelerle salondakileri sükunete çağırdı. Salondaki tepkinin dinmemesi üzerine sözlerine devam eden Kadir Çekin, Can Gürkan’ın bihakkın tahliyesini ya da adli kontrol şartıyla salıverilmesini talep etti. Can Gürkan’ın avukatlarından Abdurrahman Gök de, TBMM Araştırma Komisyonu ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın raporlarına göre, olayda kusur değil en fazla taksir durumunun söz konusu olduğunu savundu.

DURUŞMAYA ARA VERİLDİ

Avukatların sözlerine ve tahliye talebinde bulunmasına birkez daha tepki gösteren madenci ailelerinden ayağa kalkarak bağıranlar oldu. Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı, tepkiler devam ederken taleplere ilişkin heyet olarak karar almak üzere oturuma ara verdi. Verilen arada, bir madenci yakını sanıklar salon dışına çıkartılırken, tepki göstererek onlara ayrılan bölüme geçmeye çalıştı. Madenci yakını, diğer izleyiciler ve görevliler tarafından sakinleştirildi. Verilen arada bir madenci yakını da salon dışında baygınlık geçirdi.

DURUŞMA 18 AĞUSTOS TARİHİNE ERTELENDİ

Yaklaşık yarım saatlik aranın ardından mahkeme heyeti adına ara kararları açıklayan Aytaç Ballı, istifa ve çekilme nedeniyle avukatı bulunmayan sanıkların kendilerine yeni avukat tayin etmeleri için süre talebinin kabul edilerek, duruşmaya 18 Ağustos’a kadar ara verilmesine karar verildiğini belirtti. Tutuklu sanıkların, bilirkişi raporları, soruşturma aşamasında alınan tanık ifadelerine dayanarak, üzerilerine atılı suça ilişkin kuvvetli şüphe bulunması, katalog suçlar arasında yer alması ve tutukluluk kararının ölçülü olması nedeniyle mevcut hallerinin devamına karar veren mahkeme heyeti, ayrıca askerde olması nedeniyle ifadesi alınamayan Erdem Cambaz’ın bir sonraki oturuma zorla getirilmesine karar verdi.

ÇHD BAŞKANI SELÇUK KOZAĞAÇLI: İSABETLİ BİR KARAR

Duruşmanın ardından aynı zamanda mağdur ailelerin avukatı da olan ÇHD Başkanı Selçuk Kozağaçlı ile Sosyal Haklar Derneği Başkanı Can Atalay, açıklama yaptı. Ortalama 2 bin lira maaşla çalışan sanık genç mühendis ve teknikerlerin şirketin patronlarını ve üst düzey yöneticilerini korumak için hayatlarını karartmamaları gerektiğini söyleyen Selçuk Kozağaçlı, “Tutuklu ve tutuksuz maden mühendisi sanıklara sesleniyorum; bu kadar açık görülebilen, bu kadar ucuz bir oyunla hayatlarınızı karartmayın. Burada 15 yıldan müebbet hapse kadar hapis cezalarının söz konusu olduğu bir yargılama yapıyoruz. Sadece vicdan ve ahlak meselesi değil. Vicdanlarına seslenmiyorum. Ahlaklarına seslenmiyorum. Akıllarına sesleniyorum; eğer bu yolla devam edecek olurlarsa, patronlarını korumak için ayda 30 bin lira maaş alan üst düzey temsilci mühendisleri korumak için bu şekilde suçu üstlenmeye devam edecek olurlarsa, onlar kurtulur kendileri de yatarlar” dedi.

Duruşma periyodunun bir kez daha erken kesintiye uğradığını, ancak son derece önemli bir meselenin halledildiğini belirten Selçuk Kozağaçlı şunları söyledi:

“Mahkemenin başlangıçta eksik de olsa nihai olarak doğru bir karar verdiği kanaatindeyiz. İki büyük sorun vardı, birincisi şuydu; çocuk büyük bir sermaye şirketi ile karşı karşıyayız. Kendi beyanlarına göre 500 milyon Türk Lirası yatırım yapmış bir sermaye şirketi. Patronları tutuklu sanık. Bu şirketin, bütün personelin avukat tutmalarında etkili olduğunu fark ediyorduk. 2 bin 500 lira maaş alan mühendislerin, 2 bin lira maaş alan teknikerlerin, işçilerin avukatlarının organizasyonu da böyle büyük bir sermaye grubu tarafından yapılıyordu. Sıralı ilişkileri olan, vardiya amiri, güvenlik şefi, güvenlikçi, emniyetçi gibi kişilerin amirleri ile aynı avukatı tercih etmek zorunda bırakılmış olmasının da bu davanın geleceği için bir tehdit olduğunu her celsede söyledik. Geçen celsede bir tablo sunduk ve bu ilişkileri anlattık. ‘Bu avukatlık ilişkisi böyle sürdüğü sürece kişilerin serbestçe konuşması, sorumluluğu olan amirlerini suçlaması, yahut çalışmaya devam ettikleri şirketin patronu hakkında beyanda bulunması mümkün değil’ dedik. Mahkeme nihayet, geç de olsa bu celse periyodunun başında talebimizi kabul etti. Menfaat çatışması nedeniyle ayrılmasına karar verdi. Son derece isabetli bir karardır.”

Bu kararın ardından “Yeni gelen avukatlara aynı şekilde etki olmayacak mı” diye sorulabileceğini de ifade eden Selçuk Kozağaçlı, “Şunu anlayamadığımızı her zaman söyledik; 2 bin lira maaşla her gün madene giren maden mühendisi oradaki sorunları bildiği halde, hiçbir söz hakkı olmadığını bildiği halde, ağzını açtığı anda kapının önüne konacağını bildiği halde, ekmek parası için madene inen maden mühendisleri neden bugün bu gerçekleri anlatmazlar? Ortak avukat tutmaya zorlanmanın bunda etkisi var. Hala çalışıyor olmaya devam etmelerinin etkisi var. Eğer bu madenin gerçek durumunu anlatırlarsa, maden sektöründe bir daha iş bulamayacakları korkusunun etkisi var ama bugün tablo öyle bir noktaya gelmiştir ki; patronlar ve onları temsil eden büyük mühendisler, özel avukatları ve stratejik planları sayesinde kendilerini kurtarmaya çalışıyorlar. Bu teknikerlere ve genç mühendislere de ‘biz sizin için de avukat tutalım’ deyip sorumluluğu tamamen üstlenmelerini sağlamaya çalışıyorlar. Hiçbir tür erteleme bizi yormaz. Aileler inanılmaz bir zorlukla buraya geliyorlar. Ekonomik zorlukla, gönül yarasıyla. Araç bulamadan, yemek bulamadan buraya geliyorlar. Bu sayı artacak. Aileler artarak takip etmeye devam edecekler. Kolektif avukat çalışması artarak devam edecek” dedi.

Selçuk Kozağaçlı’nın ardından konuşan Can Atalay da, duruşmaya gelen aile sayısında azalma olduğunu ve bu azalmanın yargılama sürecini doğrudan etkileyeceğini söyledi. Soma hesabının sorulmaması durumunda bundan sonra Soma’dakine benzer işçi katliamlarının yaşanmaya devam edeceğini söyleyen Can Atalay, “Karşımızda parasıyla, puluyla, devlet desteğiyle koskoca bir şirket var. Bu şirketin karşısında kendi iradeleriyle örgütlenen aileler var. Bu ailelerin iradesinin parçası olmak, onlara destek olmak durumundayız. Aile sayısı bu hafta itibariyle azaldı. Buraya geldiği için iş bulamayan insanlardan bahsediliyor. Bu davanın takibinin bir parçasıdır ailelerin örgütlenmesi. Bu davanın takibinin bir parçasıdır bu kara listelerin yırtılıp atılması. Avukatlar olarak ilan ediyoruz; gerekirse Bergama’da, Kınık’ta ve Soma’da köy köy ailelerin buraya katılmasının önündeki tüm engelleri kaldırmak için dolaşacağız, dertleşeceğiz” dedi.

DHA

Yayınlanma Tarihi:10:00,