2016 MERSİN İMSAKİYESİ
| Miladi Tarih | İmsak | Güneş | Öğle | İkindi | Akşam | Yatsı |
| 06.06.2016 | 03:34 | 05:15 | 12:50 | 16:42 | 20:08 | 21:52 |
| 07.06.2016 | 03:34 | 05:14 | 12:50 | 16:42 | 20:09 | 21:52 |
| 08.06.2016 | 03:33 | 05:14 | 12:51 | 16:42 | 20:09 | 21:53 |
| 09.06.2016 | 03:33 | 05:14 | 12:51 | 16:42 | 20:10 | 21:54 |
| 10.06.2016 | 03:32 | 05:14 | 12:51 | 16:43 | 20:10 | 21:55 |
| 11.06.2016 | 03:32 | 05:14 | 12:51 | 16:43 | 20:11 | 21:55 |
| 12.06.2016 | 03:32 | 05:14 | 12:51 | 16:43 | 20:11 | 21:56 |
| 13.06.2016 | 03:32 | 05:14 | 12:52 | 16:43 | 20:12 | 21:56 |
| 14.06.2016 | 03:32 | 05:14 | 12:52 | 16:44 | 20:12 | 21:57 |
| 15.06.2016 | 03:32 | 05:14 | 12:52 | 16:44 | 20:12 | 21:57 |
| 16.06.2016 | 03:32 | 05:14 | 12:52 | 16:44 | 20:13 | 21:58 |
| 17.06.2016 | 03:32 | 05:14 | 12:53 | 16:44 | 20:13 | 21:58 |
| 18.06.2016 | 03:32 | 05:14 | 12:53 | 16:44 | 20:13 | 21:58 |
| 19.06.2016 | 03:32 | 05:14 | 12:53 | 16:45 | 20:14 | 21:59 |
| 20.06.2016 | 03:32 | 05:15 | 12:53 | 16:45 | 20:14 | 21:59 |
| 21.06.2016 | 03:32 | 05:15 | 12:53 | 16:45 | 20:14 | 21:59 |
| 22.06.2016 | 03:32 | 05:15 | 12:54 | 16:45 | 20:14 | 21:59 |
| 23.06.2016 | 03:33 | 05:15 | 12:54 | 16:46 | 20:14 | 21:59 |
| 24.06.2016 | 03:33 | 05:16 | 12:54 | 16:46 | 20:14 | 21:59 |
| 25.06.2016 | 03:33 | 05:16 | 12:54 | 16:46 | 20:15 | 21:59 |
| 26.06.2016 | 03:34 | 05:16 | 12:54 | 16:46 | 20:15 | 21:59 |
| 27.06.2016 | 03:34 | 05:17 | 12:55 | 16:46 | 20:15 | 21:59 |
| 28.06.2016 | 03:35 | 05:17 | 12:55 | 16:47 | 20:15 | 21:59 |
| 29.06.2016 | 03:35 | 05:17 | 12:55 | 16:47 | 20:15 | 21:59 |
| 30.06.2016 | 03:36 | 05:18 | 12:55 | 16:47 | 20:15 | 21:59 |
| 01.07.2016 | 03:36 | 05:18 | 12:55 | 16:47 | 20:15 | 21:59 |
| 02.07.2016 | 03:37 | 05:19 | 12:56 | 16:47 | 20:14 | 21:58 |
| 03.07.2016 | 03:38 | 05:19 | 12:56 | 16:47 | 20:14 | 21:58 |
| 04.07.2016 | 03:39 | 05:20 | 12:56 | 16:48 | 20:14 | 21:58 |
MERSİN'İN TARİHİ CAMİLERİ
ESKİ CAMİ
Sultan Abdulmecit'in annesi Bezm-i Alem Valide Sultan adına 1870 yılında yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı, ahşap beşik çatılı, tek minareli cami 1901 yılında onarım görmüştür. 2008 yılında da Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yeniden restore edilmiştir.
MÜFTÜ CAMİ
Müftü deresinde Müftü köprüsünün yanındadır. Mersin'in eski camilerindendir. Müftü Emin Efendi tarafından 1884 yılında cami ve medrese olarak inşa edilmiştir. 19. yüzyıl geç dönem tarzında süslemeli, tuğralı mihrabı vardır. 2007 yılında da Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yeniden restore edilmiştir.
ULU CAMİ
1898 yılında Sultan II.Abdulhamit zamanında, Saydalı Abdulkadir Seydavi öncülüğünde halk tarafından yaptırılan eski Gümrük Meydanı'ndaki (Günümüzde Ulu Çarşı) Yeni Cami yıktırılmış, yerine büyük ve modern Ulu Cami inşa edilmiştir. Cami üç katlıdır. Zemin katta 2000 kişilik ibadet mekanı ve son cemaat yeri bulunmaktadır. Ayrıca bodrum katında 400 kişilik konferans salonu olan caminin, iç yüzeyinde ilk defa bu camide uygulanan rumi ve hatai desenli Kütahya çinisi ile profilli ve oymalı ahşap malzeme kullanılmıştır. İbadet mekanına giriş tavanında rumi desenli renkli malakari rölyef uygulanmıştır.
Mihrabı çini ve ahşap karışımıdır. Mukarnaslı alçıdan yapılmış olup, üst kavsarasının yüzeyi altın varak kaplanmıştır. 2 şerefeli iki minaresi vardır.
AVNİYE CAMİİ
Minaresinin önceleri ahşap olması nedeniyle, Tahtalı Camii adıyla da bilinen yapı, Mahmut Şami-Sümen tarafından bağışlanan arsa üzerinde 1898 yılında inşa edilmiştir.
HAZRETİ MİKDAT (MUĞDAT) CAMİİ
Ankara Kocatepe Camii'nden sonra, Cumhuriyet döneminin ikinci büyük cami Muğdat Semti'ndedir. Cemaat yeri, ana kubbe, son cemaat yeri ve mahfil katından ibaret olan ve klasik Osmanlı mimarisi tarzındaki yapı, toplam Üç'er şerefeli, 6 adet minaresi, konferans salonu, kütüphane, aşevi, sağlık ocağı ve diğer birimleriyle külliye özelliği taşır.
ESHAB-I KEHF CAMİİ
Tarsus'un kuzeybatısında 14 km. uzaklıkta Dedeler Köyündedir. Kuran-ı Kerim'de Kehf Suresinde sözü edilen bu mağara Müslüman ve Hıristiyanlarca kutsal sayılır. Mağaraya 15-20 merdivenle inilir.
Eshab-ı Kehf Mağarasına ait bir efsane halk arasında anlatılır; "Mitolojik tanrılara inanışın, gücünü kaybettiği dönemlerde, tek Tanrıya inandıkları için eziyet edilmekten kaçan Hıristiyan dinine mensup Yemliha, Mekseline, Mislina, Mernuş, Sazenuş, Tebernuş ve Kefeştetayuş adında yedi genç, Putperestliğe dönmeyi kabul etmediklerinden Rum Hükümdar Dakyanus'un huzuruna çıkarılmışlar. Bu hükümdar, Putperestlik dinine bağlı kalmalarını, aksi takdirde kendilerini öldürteceğini söyleyerek birkaç günlük zaman vermiş. Köpekleri Kıtmir ile birlikte bu yedi genç ölümden kurtulmak için verilen süreden faydalanarak kaçmışlar ve bu mağaraya sığınmışlar. Allah tarafından kendilerine 300 yıl süre bir uyku verilmiştir. İlk uyanan, yiyecek almak için kente gider ama, elinde bulunan zamanı geçmiş para yüzünden yakalanır. Yakalayan parayı nerede bulduğunu ve oraya götürülmesini ister. O da yalnız olmadığını yedi arkadaşıyla beraber mağarada kaldığını söyler. Onunla birlikte mağaraya geldiğinde yedi yavru kuşun tünediği bir yuvadan başka bir şey görmemiştir. Bu nedenle burası Yedi Uyurlar Mağarası diye de anılır."
Halk arasında ziyaret dağı olarak bilinen dağ, konik biçimi ve topoğrafik görünümü itibariyle doğal bir özellik arz eder. Mağara 300 m2 büyüklüğünde 10 m yüksekliğindedir. Mağaranın içinde 3 tünel mevcuttur. Eshab-ı Kehf Mağarasının yanına Osmanlı Padişahı Abdulaziz tarafından 1873 yılında bir mescit yaptırılmıştır.
ESKİ CAMİ
Çarşıbaşındaki Kilisenin 1102 yılında St. Paul Katedrali olarak yapıldığı söylenmektedir. Roma sitilinde kalın ve yüksek duvarları, iç kısmı geniş, dışa bakan tarafı dar, derin pencereleri ve kalın sütunları ile dikkat çekicidir. 1415 yılında Ramazanoğlu Ahmet Bey tarafından onarılarak camiye çevrilmiştir. . Bazı kaynaklarda Ortaçağın başlarına ait bir Ayasofya Kilisesinden söz edilir ve Papa'nın elçisi Mainz Piskoposu Konrad Von Wittelsbach'ın 6 Ocak 1198'de burada, Ruppenlerden l.Leon'u Ermeni Kralı olarak tanıdığı ve taç giydirmiş olduğu anlatılır.1704'de Tarsus'a gelen P.Lucas'da burada bir Grek ve bir Ermeni Kilisesinden söz ederek Ermeni kilisesinin Paulus'un kendisi tarafından inşa edildiğini belirtir. 1851 yılında Tarsus'a gelen V.Langlois de bu kiliseyi ziyaret etmiştir. Roma stilinde kalın ve yüksek duvarları,iç kısmı geniş,dışa bakan tarafı dar,derin pencereleri ve kalın sütunları dikkat çekicidir.
Kilisenin bahçesine.batı yönde bulunan ve cephesi oldukça süslü bir kapıdan girilir.Yapı bu bahçe içerisinde yaklaşık 460 m2.lik bir alanı kapsamaktadır.Kesme taşlarla inşa edilen yapının dış uzun cephelerinde kör kemerler bulunmaktadır.Batıdaki ana kapıdan girilen salonun genişliği 19.30 m.,uzunluğu 17.50 m.dir.Girişin sağında ve solunda birer yarım plaster sütun ve bu sütunların hizasında salonu üç sahına (nef) ayıran,ikişerli iki sıra halinde dört serbest sütun yer alır.Kuzey ve güney duvarlarda da yine yarım sütunlar bulunmaktadır.Aslında bu sütunlar gri renkli granit olup,antik çağ yapılarına ait olmaları muhtemeldir.Orta salonun genişliği 12.60 m. olup, üzeri tonozludur. Tavanın merkezine rastlayan bölümde,ortada Hz. İsa olmak üzere doğuda Yohannes ve Mattaios,batıda Marcos ve Lucas'ın freskleri bulunmaktadır.Yapının kuzey-batı köşesinde ise bir çan kulesi yer almaktadır.Yapı ve çevresi yıl içerisinde oldukça büyük bir restorasyon görmüş, çevre düzenlemesi ve istimlak ile düzenlenmiştir.
MAKAM-I DANYAL CAMİİ
Cami, İlçe merkezindeki Kubat Paşa Medresesi’nin kuzeybatısında yer almaktadır. Tarsus Müzesi tarafından Makamı-ı Danyal Camii’nde yapılan kurtarma kazıları sonucunda camii içinde bulunan temsili mezarın altında, rivayetlerde anlatılan bir türbe yapısına ulaşılmıştır. 1857 yılında yapılan camiinin adı o dönemde yerin kutsallığına inanılmasından dolayı Makam-ı Danyal Camii olarak adlandırılmıştır.
Yahudiler, Hıristiyanlar ve Müslümanların saygı gösterdiği bir peygamber olan Danyal Peygamber’in yaşamıyla ilgili az yazılı kaynağın aksine, sözlü anlatım fazladır. Yüzyıllardır süregelen bu sözlü anlatımlardan yola çıkılarak Danyal Peygamber’in Tarsus’ta gömüldüğü halk tarafından kabul edilir.
ULU CAMİ (CAMİ-İ NUR)
Cami-i Nur adıyla anılan ve bulunduğu semte de Cami-Nur ismini veren bu cami, Tarsus merkezinde yer alan Türk-İslam sanatının önde gelen eseridir.1579 yılında Ramazanoğulları'ndan Piri Paşanın oğlu İbrahim Bey tarafından yaptırılmıştır.Selçuk-Osmanlı üslubunda tek şerefeli minaresi olan camii yapımında tümüyle kesme taş kullanılmıştır. 47X13 m. boyutlarında dikdörtgen plana sahip caminin iç avlusuna 10 m. yüksekliğinde, 7.20 m. genişliğinde olup, doğu, kuzey ve batı bölümlerini kapsayan 14 mermer sütunun taşıdığı revak vardır.Avlu taş levhalarla kaplı olup, ortada (H.1323) tarihli onarım kitabesi bulunan bir şadırvanı mevcuttur. Camiye kuzey yönünden abidevi portalla girilir. Bu portal Memlük mimarı özelliklerini taşıyan siyah beyaz mermerlerle süslüdür. Son cemaat yeri, doğu- batı doğrultusunda 14 adet baklava dilimli sütunların taşıdığı orijinal kiremitlerle örtülü 16 kubbeden revaklı ve 5 kapılı avlu yer alır. Caminin iç mekan sütunları "İran Kemeri" adı verilen yarı sivri kemerlerle birbirine bağlanmıştır. Caminin minber, mihrap ve müezzin mahfili mermerden yapılmıştır.
Caminin doğu bölümünde ayrı mekanda Hazreti Şit ve Lokman peygamberlerin makamları ve Abbasi Halifesi olan ve Pozantı'da 833 (H.218) yılında ölen Me'mun'un kabri bulunmaktadır.
Cami Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 01.11.1990 gün ve 696 sayılı kararı ile tescil edilmiştir. 2008 yılında da Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yeniden restore edilmiştir.
MAMURE CAMİİ
Mamure Kalesinin batı avlusunda halen ibadete açık, onarım görmüş tek minareli tarihi bir cami bulunmaktadır. İki bölümden oluşan kalede, iç içe iki sur ve surlar üzerinde kaleyi bütünüyle dolaşan ve bir taraftan bir tarafa geçişi sağlayan burçlar arasında bir yol vardır. Bu yıl üzerinde 35 normal, 4 büyük olmak üzere 39 kule bulunmaktadır.
AKCAMİ
Karamanoğulları döneminde 1326 da yapılan cami, daha sonra yapılan yivli minaresi ile ilgi çekicidir. Karşısında Karamanoğullarından kalma bir han ve bir köprü bulunmaktadır.
Akarca mahallesinde merkezi planlı tamamen kesme taştan kubbeli bir camidir.
Camiye batı yönünde basık kemerli taş kapıdan girilir. Girişin tam karşısında fazla derinliği olmayan taş mihrap sağda orijinal olmayan ahşap minber yer alır.
Yapıda köşelerde ve yan duvarlar üzerinde sağır sivri kemerli açıklıklarda duvar içine gömülmüş yuvarlak iç dolgu ile geleneksel Türk mimarisinde pek görülmeyen tarzda kubbeye geçiş sağlanmıştır. Sağır kemerlerin ayakları üçgenimsi payandalarla desteklenmiştir.
Girişin solunda zamanında ahşap olan güdük minaresinin yerinde yivli tek şerefeli minaresi kaide üzerinde yükselir.
Giriş kapısının hemen üzerinde yer alan altı satırlık yazıda 1326 H. tarihi okunmakla birlikte yazıt orjinal değildir.
ALAADDİN CAMİSİ
Roma köprüsünün karşısında bulunan cami, Selçuklu sultanlarından Alaaddin Keykubat döneminde yapıldığı için Alaaddin Camii adını almıştır. Şehrin tam merkezinde olduğu için Merkez Camisi olarak ta bilinir.
REŞADİYE CAMİSİ
Padişah Sultan Mehmet Reşat zamanında, Nüzhet Paşa tarafından 1912 yılında yaptırılan caminin doğu ve batısında bulunan sundurmaları, başlık ve tabanlıkları Korint tarzında sütunlarla desteklenmiştir. Mermer ve kireçtaşından yontulmuş bu sütunlar Silifke yöresindeki eski kalıntılardan devşirilmiştir.