Sözcü Plus Giriş
EGE CANSEN

Kaynak tahsisini burkmayın

25 Şubat 2018

Ekonominin üçte biri ulaştırmadır. Ulaştırmanın alt sektörlerinin biri de otomotiv sanayisidir. Otomotiv, ne mutlu ki; Türkiye'nin en gelişmiş sanayi koludur. Bunun belli başlı sebepleri şunlardır:

1. Türkiye'nin iç piyasası yabancı otomotivcilerin fabrika kurmasına değecek kadar büyüktür. Mesela dünyanın hem zengin ve hem de gelişmiş ülkelerinden olan İsviçre, Norveç, Finlandiya ve hatta Hollanda için aynı şey söylenemez. Onların iç piyasa hacmi bir otomobil fabrikası kurmayı cazip kılacak kadar büyük değildir.

2. Otomotiv sektöründe katma değerin %80'ini teşkil eden emek maliyeti, Türkiye'den otomotiv ürünleri ithal eden gelişmiş ülkelerdeki emek maliyetinin yarısından azdır. Nitekim Türkiye'de kurulmuş fabrikalar, emek maliyeti yüksek Avrupa'ya yüz binlerce arabayı kârlı fiyatla satabilirken, emek maliyeti düşük koskoca Çin veya Hindistan'a 100 tane otomobili satabilmiş değildir.

3. Yüksek sayılarda nihai ürün imal eden büyük fabrikalar, yan sanayinin de gelişmesine imkân sağlar. Türkiye'de yabancı otomotiv fabrikalarına parça üretmekle işe başlayan otomotiv yan sanayi firmaları, ulaştığı kalite seviyesi ve kurduğu ticari ilişkiler sayesinde tüm Avrupa'ya ve hatta dünyaya mal satar olmuştur.

4. Markalı mallar piyasalarında, ister giyim eşyası, ister cep telefonu, isterse otomobil olsun, müşteri güvenini sağlayan özellik, mamulün üstündeki markadır. Hangi ülkede imal edildiği önemli değildir. Türk otomotiv firmalarının ihracatta gösterdiği başarının sebebi, dış pazarlarda satılan araçların, bilinen/güvenilen markalar taşıması ve o markanın dağıtım ağında piyasaya sunulmasıdır.

5. Sanayide verimlilik ve kârlılık, “az çeşitten, çok üretmekle” sağlanır. Pazarlamada verimlilik ve kârlılık ise müşteri tipine en uygun ürünü sunabilecek kadar “çok çeşit malı” piyasaya sunabilmekle elde edilir. Nitekim Türkiye piyasasında satılan çok çeşitli 100 otomobilin 70'i ithal malıdır. Buna karşı az çeşitli üretimin % 80'i pek çok ülkeye ihraç edilmektedir.

6. Büyük sanayi kuruluşları, aynı zamanda birer okuldur. Öğrenme süreci “hoca-öğrenci” veya “usta-çırak” ilişkisi ile başlar. Bilgiyi içselleştirmenin yolu ise, işi bilfiil yapmaktır. Türkiye'de kurulmuş çok uluslu otomotiv fabrikalarında çalışan mühendis ve işçilerimiz bu iki fırsatı da yakalamıştır. Bu sayede mesleki yetkinlikleri dünya standardına ulaşmıştır. Bu da hem insan kaynağımızın hem de otomotiv sanayimizin gelişmesini sağlamıştır.

YERLİ VE MİLLİ OTOMOBİL

Türkiye'de otomotiv sanayisinin çocukluk dönemi çok gerilerde kalmıştır. Devletin, onlara yol göstermesine gerek yoktur. Piyasalar bu sektörü  “iktisaden doğru” yola yönlendirecektir. Bu sektöre bizim de “yerli ve milli” bir otomobilimiz olsun diye, 1960'lardan kalma bir anlayışla, besleme bir devlet şirketi sokmak, kaynak tahsis dağılımını burkar. Haksız rekabet yaratır. Yabancı sermayeyi ürkütür. Kamu kaynaklarını da heba eder.

Son söz: Bir hata, bin doğruyu götürür.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more