Sözcü Plus Giriş

‘Kaposi Sarkomu’ hastalığında tanı koymak, tedavi kadar önemli

Mardin'de yaşayan 70 yaşındaki Selma Vural'ın 1 yıl önce sol bacağı şişmeye başladı. Gitmediği doktor kalmayan ancak antibiyotik verilip evine yollanan Vural, İstanbul'a gelip Kalp Damar Cerrahı Prof.Dr. Ahmet Akgül'e gitti. "Kaposi Sarkomu" teşhisi konulan Vural ve Kalp Damar Cerrahı Prof.Dr. Ahmet Akgül, Kaposi Sarkomu yani damar kanseri hastalığına dair yaşananları ve tedavi sürecini sozcu.com.tr'ye anlattı.

Fatma VURGUN
11:00 -
‘Kaposi Sarkomu’ hastalığında tanı koymak, tedavi kadar önemli

70 yaşındaki Selma Vural’ın bir yıl önce sol bacağı şişmeye başladı. Mardin’de yaşayan Vural, çevre illerde dahil olmak üzere gitmediği hastane kalmadı. Ancak gittiği doktorlar antibiyotik ve şişliği azaltacak kremler kullanmasını önererek Vural’ı evine yolladı. Vural’ın gittikçe şişen bacağının yanı sıra içi kan dolu nodüllerde kendini göstermeye başladı. Vural’ın ailesi durumdan korkarak televizyonda gördüğü İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Kalp Damar Cerrahı Prof.Dr. Ahmet Akgül’den randevu aldı. Akgül, yaptığı test ve tetkikler sonucunda Vural’ın “Kaposi Sarkomu” teşhisi koydu. Damarda görülen yaygın bir kanser türü olduğunu söyleyen Akgül, ameliyat yapmadan “Ligasyon Tekniği” ile yani nodülleri tek tek dibinden iple bağlayarak kendiliğinden düşmesini sağladı. Şimdi kemoterapi alan Vural, “Bir sene önce sol bacağım şişmeye başladı ve daha sonra deride renk değişikliği başladı. Diyarbakır’da doktora gittim. Antibiyotik verip yolladı. Daha sonra sivilce gibi şişlikler oluştu. Bu sırada çocuklarım Mardin’e gelmişti. Hayata küsmüş gibiydim. Moralim çok bozuktu. Televizyonda Ahmet Akgül’ü gördük ve kalktık İstanbul’a geldik. Allah ondan razı olsun. Beni kurtardı.” diye konuştu.

“BU HASTALIKTA TANIYI KOYMAK ÇOK ÖNEMLİ”

Tedavi süreci ve hastalıkla ilgili bilgi veren Prof.Dr. Ahmet Akgül, Selma Vural ilk geldiğinde şüphelenip biyopsi istediğini dile getirdi. Akgül, “Sol bacağı şişti, lenf ödem bulguları vardı. Ciltte mercimek büyüklüğünden ceviz büyüklüğüne kasıklara kadar tomurcuklar çıkmıştı ve her biri kanamalıydı. Tanıyı koymak için biyopsi yapıldı. Ve ‘Kaposi Sarkomu’ teşhisi koyuldu. Ameliyatla da alınabilirdi fakat hastanın bazı özel durumları nedeniyle ‘Ligasyon Tekniği’ ile yani nodülleri tek tek dibinden iple bağlayarak kendiliğinden düşmesini sağladık. Şimdi kemoterapiye başladı. Bu sırada bacağın iyileşmesi için pansumanla temiz tutulması sağlandı. Bu tomurcukların, nodüllerin içerisinde virüs ve kan var. Her pansumanda kanıyor. Pansuman yaparken virüsü öldürecek ilaçlar koyuyoruz. Sonra tomurcuklar yavaş yavaş kendini bırakmaya başlıyor. Bu hastalıkta, hastanın özellikle kolu ve bacağı tutulur. Bu hastalık aslında ileri yaşta erkeklerin hastalığıdır. Kadınlar da daha nadir görülür. Böyle bir durumla karşılaştığınız da önce kan testi yapılıp AIDS’e bakılır. Çünkü HIV virüsü de yapar bunu. Hastanın akciğeri ve iç organları önemli. Bu nedenle tanıyı koyduktan sonra hemen kemoterapiye başladık. İç organda olsa da olmasa da kemoterapiyle tamamen temizler. Bu hastalıkta tanıyı koymak çok önemli. Bacakta 3 tane damar sistemi vardır. Atardamar, toplar damar ve hücreler arasındaki sıvıyı alıp yukarıya taşıyan lenf damarları. Bu hastalık 3 damarı da tutar. Bu yüzden hızlı bir tedavi süreci gerekir. Cilt bakımı da çok önemlidir.” ifadelerini kullandı.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more