Sözcü Plus Giriş
AYTUNÇ ERKİN

Fetullah tehlikesini çizdi FETÖ’den cezaevine girdi

27 Nisan 2019

CUMHURİYET'İN 6 ESKİ ÇALIŞANI ‘TERÖRÖRGÜTÜNE YARDIM VE YATAKLIKTAN’ CEZAEVİNE GİRDİ…

MUSA KART 35 YIL, KARİKATÜRLE ÇARPIKLIKLARI ANLATTI, GÜLEN'İN ÖRGÜTLENMELERİNİ ÇİZDİ…

ALEYHİNE TANIKLIK YAPANLAR İSE FETÖ ELEBAŞI FETULLAH GÜLEN’İN EN YAKININDAKİ İSİMLER OLDU

Marko Paşa 1946'da kuruldu, defalarca kapatıldı. Son sayısı ‘Hıyarın faydaları' oldu.

1 – Tarih 25 Kasım 1946… Markopaşa yayındadır… Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Şerif Hulusi, Rıfat Ilgaz ve Mustafa Mim Uykusuz tarafından çıkartılan mizah dergisi dördüncü sayısında 60 bin tirajına ulaşmış ve en çok satan gazeteleri geçmiştir. Sabahattin Ali, 25 Kasım 1946 tarihli ilk yazısında şunları kaleme almıştır: “Bu milletin emperyalistler elinde bir kere daha oyuncak olmaya hiç niyeti yoktur. Aksini düşünenler, Damat Ferit'in hüsranına uğramaya mahkumdurlar.” “Haftalık siyasi mizah gazetesi” olarak sunulan gazetenin çıkış haberi ile amacı ilk sayıda şöyle dile getirilmiştir: “Maksadımız sadece gülmek değildir. Gülerek düşünmek ve faydalı olmaktır.” Ana muhalefet partisi gibidir… İsmet İnönü döneminde kapanır… Dergi Merhumpaşa ismiyle tekrar yayınlanmaya başlar. Slogan değişmiştir: “Yazarları hapishanede olmadığı zamanlarda çıkar…” Malumpaşa yayınlanmaya başlar. Sabahattin Ali'nin faili meçhul cinayet sonucunda öldürülmesinden sonra dergi kapanır ve son cümle şu olur: “Gazetemizin bu sayısı ‘Hıyar' sayısıdır.” Sonra…

GIRGIR'I KAPATMA GEREKÇESİ

26 Ağustos 1972'de Oğuz Aral tarafından Gırgır kurulur… Karikatür'ün “hücum edici, çarpıklıkları iletmek” tanımı bu dergide kendisine vücut bulur. Özellikle 12 Eylül 1980 darbesi ve Turgut Özal döneminde 500 bin satış rakamına ulaşır. Ana muhalefet gibidir… Oğuz Aral, NTV MAG dergisinin 2000 Eylül sayısında Gırgır'ın kapatılmasıyla ilgili Halil Nebiler'e şunları söyler: “Müşerref Tezcan, ‘Türkiyem' adlı şarkısını birgün TRT'de Türk Bayrağı'ndan yapılmış bir elbise ve şapkayla seslendirdi. Gırgır o hafta kapağını bu konuya ayırdı ve o kapak Gırgır'ın kapatılmasına gerekçe gösterildi. Bu kadın 12 Eylül'ün şarkı-marş simgesiydi. Kocası Mahmut, bunun imaj-maker'ı olmuş. Kafasına bir fes, üstüne kırmızı bir bez, memelerinin üstüne bir ay-yıldız, al sana imaj.

Oğuz Aral

Ulan bir baktım, İzmir'de birazcık direnmeye çalışan işçilere karşı bu kadının şarkısı kullanılıyor, işte ‘yurduma düşman girmiş' falan diye. Kim ulan düşman? Düşman bizim İzmir'de direnmeye çalışan işçiler. Kapağa koyduk karikatürü. Onun için ilk kapatılan yayın organı olduk elhamdülillah. Önce dergiyi kapattılar, sonra kapatma gerekçesi aradılar. Kim kapatacak dergiyi, nöbetçi hakim. Sabahın köründe nöbetçi hakime gitmişler, derginin kapağını dayamışlar burnuna, bunu kapat demişler. Adamcağız da bir şey bilmeden, bakmış kapağa, kapatma gerekçesini yazmış. Gırgır'ın kapatma gerekçesinde aynen, ‘Yaşlı, çirkin, menhus bir kadının üzerine bayrak çizerek Türk Bayrağı'na hakaret' ettiğimiz yazıldı. Bu sebeple Türk adliyesi benim 2.5 yıl hapsime talip oldu.” Türk adliyesinin hapsine talip olduğu bir diğer isim de karikatürist Musa Kart… Devam edelim…

Musa Kart, ifadesinde “Suçlamaları aynen iade ediyorum” demişti.

“Karikatüristi terör örgütüne yardım etmekle suçlamak ülkeye kötülüktür”

2 – Tarih 25 Nisan 2019… Cumhuriyet Gazetesi davasında 5 yılın altında hapis cezasına mahkum edilen ve mahkumiyet kararı onanan gazetenin çalışanları yeniden cezaevine girdi. Silivri ve Maltepe cezaevlerinde yeniden hapis yatmak istemeyen gazeteciler, İzmit Adliyesi'ne teslim oldu. İnfaz işlemlerinin ardından Kandıra Cezaevi'ne gönderildi. İstanbul Bölge Adliye (istinaf) Mahkemesi 3. Ceza Dairesi'nin ‘onama' kararı sonucu “PKK, DHKP-C ve FETÖ/PDY terör örgütlerine bilerek ve isteyerek yardım ettiği” yolundaki hüküm kesinleştiği için Güray Öz, Önder Çelik, Musa Kart, Hakan Kara, Mustafa Kemal Güngör, 1 yıl 23 gün, Bülent Utku ,1 yıl 7 ay 20 gün, Emre İper 7 ay 14 gün hapis yatacak. Musa Kart, davanın ilk duruşmasında şu savunmayı yapmıştı: “Evet, örgüt üyesi olmamak ve örgüt adına suç işlememekle birlikte, hareketleriyle örgütün çıkarlarına hizmet etmekle suçlanıyorum. Tanıtım, çok net ve kısa olacak: Bu suçlamayı aynen iade ediyorum. Bir karikatüristi terör örgütlerine yardım ve yataklık yapmakla suçlamak sadece karikatüriste değil bu ülkeye kötülüktür. Karikatürle şiddete dayalı örgütlerin yan yana gelmesi eşyanın tabiatına aykırıdır. Tatil için aradığım numara yüzünden Silivri'de dokuz ay kaldım. Yanlış rezervasyon! 35 yıllık karikatüristim akıl almaz iddialarla suçlanıyorum. Suçlamayı aynen iade ediyorum.”

Musa Kart 2000'li yıllardan beri FETÖ tehlikesini çiziyordu.

“Pensilvanya'da ovuşturulan ellerin sesini, ben hücremden duydum…”

3 – 2000'li yılların başı… Musa Kart'ın Cumhuriyet'te çizdiği Fetullah Gülen karikatürü belki de binlerce cümleden daha etkiliydi. FETÖ elebaşı Gülen, bir asker postalına tırmanıyor ve şöyle diyor: “Tarih: 12 Eylül 1980… Tırmanmak için uygun zemin buluyoruz…” Hürriyet'ten Sedat Ergin'e karikatürün öyküsünü 21 Şubat'ta şöyle anlatıyor Kart: “Gülen'in ordudaki tırmanma sürecini daha o günlerden sezip bu duruma dikkat çekmek istemiştim. Şimdi aklımda değil ama 2000'li yılların başlarında çizmiş olmalıyım. Gülen'i hep çizdim.”

LATİF ERDOĞAN, GÜLERCE VE KÜÇÜK…

Şimdi Kart'ın savunmasındaki şu sözlere kulak vermek gerekiyor: “… Ben bir stratejist değilim. Ama aklım ve sağduyum şunu söylüyor: Demokrasilerde kabul edilmesi olanaksız darbe girişiminde bulunanların, yalnızlaştırılması öncelikli hedef olmalıydı. Oysa iddia makamının, uzun tarihi boyunca, her türlü terör örgütüyle; Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok gibi pek çok değerli evladının canı pahasına mücadele etmiş Cumhuriyet Gazetesi'ni suçlamaların hedefi yapması, vahim bir hata olmuştur. Arkasından gelen, 9 aya varan ve peşin cezaya dönüşen tutuklamalar ise kırılma noktası sayılmış, FETÖ'yle mücadelenin inandırıcılığına ağır darbe vurmuştur… İddia makamına sormak istiyorum: Pensilvanya'da ovuşturulan ellerin sesini, ben Silivri'deki hücremden duydum, siz hiç duymadınız mı? Yıllar önce, Fettullah Gülen'in devletteki örgütlenmesine dikkat çeken karikatürler çizdim. Ne yazık ki ve de ne komik ki o yıllarda Gülen'in sağ kolu konumundaki insanların tanıklığıyla bugün yargılanıyorum.” Musa Kart kimleri mi kastetti? Şaşırmayın… SÖZCÜ Gazetesi'ne yönelik davanın tanıklarından FETÖ'nün 30 yıl boyunca medyadaki sesi Hüseyin Gülerce, yıllarca FETÖ'nün operasyonlarını alkışlayan Cem Küçük ve diğer bir sağ kol Latif Erdoğan. Unutmadan hatırlatalım: Cumhuriyet de SÖZCÜ de ‘terör örgütüne bilerek yardım etmekten' suçlanıyor…

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more