Sözcü Plus Giriş
NECATİ DOĞRU

Son sözüm!

4 Eylül 2019

Bugün mahkememiz var. Benim için en büyük mahkeme ve en yüksek yargıç, halkın vicdanıdır. Bizim gazete, yayıncısı, genel yayın müdürü, editör arkadaşlarımız, muhabirler ve biri ben iki yazarı, “FETÖ'ye yardımcı olmakla”suçlandık.
Savcılar bulundu.
Birinci savcı; “SÖZCÜ'den, sahibinden, yazarlarından, yazdıklarından, haberlerinden FETÖ'ye yardımcı oldular sonucu çıkmaz” dedi.
İkinci savcı bulundu.
O da “çıkmaz” dedi.
Üçüncü savcı bulundu.
Aynısını söyledi.
Dördüncü savcı bulundu.
“Çıkmaz” dedi.
Dört savcının dördü de “ortada böyle bir kanıt yok” diyerek takipsizlik kararı aldılar. Beşinci savcı (rüşvet almaya teşebbüsten hüküm giydiği ortaya çıktı) bulundu.
Dosya yeniden açıldı.

★★★

Önce iktidarın sesi gazetelerde (Sabah ve Takvim) “FETÖ' ye yardım ettiler” diye iftira, yalan, uydurma haberler yazıldı. Ardından düzmece bilirkişi (başkasının yazısından cümleler çalarak kendi yazmış gibi gösterdiği ortaya çıktı) ve bu bilirkişinin kes-yapıştır raporu bizi FETÖ'cü ilan etmeye dayanak yapıldı. Kara çalma iddianamesi böyle doğdu. Halkın gözünde bizi lekeleme kararı verilmiş. Mahkemeler savcılar, yargıçlar buna alet edilmeye çalışılıyor. Hukuk şerefli yaşama hakkıdır. Hukuku kullanarak şerefli yaşama hakkımızı elimizden alacak, bizlere “FETÖ'ye yardımcı oldular şerefsizliğini” sıvayacaklar. Çünkü, iktidarın uşağı olmuyoruz. FETÖ'nün iktidarın koruyucu kanatları içinde büyüyüp güçlendiğini ve “15 Temmuz hain ve lanet darbe girişimini yapabilecek güce iktidarın göz yumması sayesinde ulaştığını” durmayıp, yılmayıp, dönmeyip yazıyoruz.

★★★

Yazmayalım istediler.
Yazmaya devam ettik.
Beşinci savcı, “FETÖ iktidarı devirmek istiyor. Siz de iktidarı eleştiriyorsunuz. O zaman siz de FETÖ'ye yardımcı oldunuz” mantığıyla iddianame şişirdi.
Mantığa bak:
Kuşun iki ayağı var.
İnsanın da iki ayağı var.
O zaman insan kuştur.
Bizi yargılayan mahkeme heyetine sunulan iddianamenin ve mütalaanın dayanağı bu kuş mantığı oldu.

★★★

Bizi yargılayan mahkeme heyeti de “saçma bu iddialar, hiçbir somut kanıt yok, iddianamelerin içi boş ve taraflı” diyecek beklentisiyle kendimizi, geçmişimizi, yazdıklarımızı anlattık. Dini siyasete alet ederek oy avcılığı yapmak, iktidar olmak, güç elde etmek, paraya, servete ve üne kavuşmak isteyenler karşısında “kalemlerimizi  gerçeğin ortaya çıkması yönünde” kullandığımızı ısrarla söyledik.
Neredeyse 2 yıl geçti.
15 yıl hapis isteniyor.
Avukatlarımız “savunma” yapacaklar ve İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi yargıçları, “kararlarını” bugün açıklayacaklar.

★★★

Ne düşündüğümü yazayım.
Bugün mahkeme yargıçlarının “iddiaları inceledik, FETÖ'ye yardımcı olduklarını gösteren tek bir kanıt, belge, somut bir bilgi göremedik” kararını almalarını ve bunu çok net olarak bu cümlelerle Türk halkına ifade etmelerini bekliyorum.
Tersi karar alırlarsa!
Adalet adına…
Acıyacağım.
Benim için en yüksek yargı halkın vicdanıdır. Halkın vicdanı; kanunun uygulandığı hallerden yapılmaması ya da yapmaktan kaçınılması gerekeni insana vazife olarak gösteren pratik akıldır”(Aydınlanma çağı filozofu İmmanuel Kant) Yani, yargının verdiği yanlış kararı yok sayan ve böylece insanlık vazifesini gösteren yüceliğin adı halkın vicdanıdır.
Bu çamur bize yapışmadı.
Halkın vicdanı bizi biliyor.

★★★

Olur ki, bugün mahkemede, fırsat düşer, mahkeme başkanı bana “Son sözün nedir?” diye sorarsa şunu söyleyeceğim. Çok yakın bir tarihte ülkemiz Ergenekon ve Balyoz davalarını yaşadı. Çok sayıda, suçsuz ve vatansever insana, iktidar istiyor diye, ömür boyu hapis kararı verildi. Bu hakim kararları, sonradan yeniden yargı konusu oldu ve Balyoz ile Ergenekon hakimleri utanılacak duruma düştüler. Umarım aynı sonucu bir daha yaşamayız.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more