Sözcü Plus Giriş
SİNAN MEYDAN

Faşizm çağında demokrasi deneyi Serbest Cumhuriyet Fırkası

12 Ağustos 2019

“Memnunlukla görüyorum ki Laik Cumhuriyet esasında beraberiz. Zaten benim siyasal hayatta bir taraflı olarak daima aradığım ve arayacağım temel budur…” (Atatürk, 11 Ağustos 1930)

Atatürk, SCF Genel Başkanı Fethi Okyar'la birlikte.

Bundan tam 89 yıl önce, 12 Ağustos 1930'da, Türkiye'de Serbest Cumhuriyet Fırkası adlı bir parti kuruldu. Böylece Atatürk'ün genç Cumhuriyeti, 1925'teki başarısız Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası denemesinden 5 yıl sonra ikinci defa çok partili hayat denemesi yapmış oldu.

Peki ama Serbest Cumhuriyet Fırkası neden ve nasıl kuruldu? Neden ve nasıl kapatıldı?

KURULUŞ NEDENLERİ

Yeni Türkiye, 1929 Dünya Ekonomik Buhranı'ndan çok olumsuz etkilendi. Halkın ekonomik durumu kötüydü.

Devrimlere karşı yükselen çatlak sesler artmıştı. Şeyh Sait İsyanı sonrasında muhalif basın üzerinde kurulan baskı ve tek parti idaresinin “diktatörlüğe” kaydığı şeklindeki iddialar Atatürk'ü harekete geçirdi. Avrupa'da faşizmin yükseldiği bir dönemde Türkiye'de bir demokrasi deneyi yapacak; CHP'nin yanında ikinci bir parti kuracaktı.

Hasan Rıza Soyak'ın aktardığına göre Atatürk ikinci bir parti kurarken şu ilkeleri belirlemişti:

1 Yeni parti, devletin ruhu durumundaki “laiklik” ilkesini peşinen kabul etmeliydi.

2 Parti dedikodularla uğraşmamalı; gerçeklere ve bilime dayalı ciddi bir denetim görevi yapmalıydı.

3 Halk arasında taşkınlıklara ve kavgalara neden olacak gürültülü eylemlerden kaçınmalıydı.

Atatürk yeni partiyi, güvendiği arkadaşlarından Meclis Başkanlığı ve Başbakanlık yapmış Paris Büyükelçisi A. Fethi Okyar'a kurdurmaya karar verdi.

Kuruluş süreci

Atatürk 1930 yazında tarih ve dil çalışmaları için Yalova'ya gitti. O sırada izinli olarak İstanbul'da bulunan Paris Büyükelçisi Fethi Okyar'ı Yalova'ya çağırıp muhalif bir parti kurma önerisinde bulundu. Fethi Okyar, “İnönü ile karşı karşıya gelmek istemediğini” söyleyerek bu teklifi geri çevirmek istediyse de Atatürk'ün ısrarı üzerine kabul etti. Atatürk “liberal” anlayışı yansıtacak biçimde partiye Serbest Cumhuriyet Fırkası (SCF) adını verdi.

Cumhuriyet, 9 Ağustos1930

Atatürk, Yalova'da İnönü ve Okyar'ı iki yanına aldıktan sonra her iki parti karşısındaki durumunu şöyle özetledi: “Ben şimdi bir babayım, siz ikiniz de benim evlatlarımsınız; ikiniz arasında benim nazarımda hiçbir fark yoktur. Benim istediğim sadece memleket işlerinin TBMM'de açıkça münakaşa edilmesidir…”

Sonra Atatürk ve Fethi Okyar arasında karşılıklı mektuplaşmalar oldu. Fethi Okyar, 9 Ağustos 1930'da Atatürk'e verdiği bir mektupta “laik” ve “cumhuriyetçi” bir parti kuracağını belirtti. Atatürk de 11 Ağustos 1930'da Fethi Okyar'a bir mektup verdi. Atatürk, mektubunun sonunda şöyle diyordu: “Memnunlukla görüyorum ki Laik Cumhuriyet esasında beraberiz. Zaten benim siyasal hayatta bir taraflı olarak daima aradığım ve arayacağım temel budurLaik Cumhuriyet esası çerçevesinde partinizin her türlü siyaset faaliyetlerinin bir engele uğramayacağına güvenebilirsiniz.

Atatürk, partiyi kurmak için gereken parayı da verdi. Ayrıca CHP'den bazı milletvekillerinin SCF'ye geçmesini sağladı. Çocukluk arkadaşı Nuri Conker, Tahsin Uzer, Reşit Galip, Ahmet Ağaoğlu, M. Emin Yurdakul ve kız kardeşi Makbule Atadan'ın yeni partide görev almalarını istedi.

12 Ağustos 1930'da SCF resmen kuruldu. Genel Başkanlığa Fethi Okyar, Genel Sekreterliğe ise Nuri Conker getirildi. SCF 14 milletvekiliyle çalışmaya başladı. 11 maddelik liberal bir parti programı hazırlandı. Atatürk'ün isteğiyle parti programına, “özel kişilerin gerçekleştiremeyeceği yatırımların devletçe yapılacağı” ve “kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınacağı” hükümleri de eklendi.

SCF'nin kurulmasından sonra başka partiler de ortaya çıktı. Edirne'de TC Amele ve Çiftçi Partisi, Adana'da da Ahali Cumhuriyet Fırkası kuruldu. Böylece 1930'da Türkiye'deki siyasi parti sayısı 4'e çıktı.

Fethi Okyar'ın iktidar aceleciliği

SCF kurulur kurulmaz büyük bir ilgiyle karşılandı. SCF'liler Atatürk'ün Fethi Okyar'la birlikte olduğu fotoğrafları çoğaltıp dağıttılar, dükkânlara astılar. “Gazi'nin hakiki partisi SCF'dir!” diye propaganda bile yaptılar. Öyle ki Atatürk şu açıklamayı yapmak zorunda kaldı: “Ben bir tarafım. Partim CHP'dir. Reisicumhur oldukça İsmet Paşa'yı kendime vekil yazmışımdır. Eğer İsmet Paşa'nın idare ettiği bu parti azınlıkta kalırsa onu da memnuniyetle kabul edeceğim.”

SCF Genel Başkanı Fethi Okyar hızlı başladı. CHP'nin tüm politikalarını, özellikle de demiryolu politikasını ağır bir dille eleştirdi. Ancak demiryolu politikası, Atatürk'ün de çok önem verdiği bir Cumhuriyet projesiydi.

Fethi Okyar, henüz daha parti örgütlenmesini tamamlamadan iktidara gelmekten söz etmeye başladı. Ancak Atatürk, henüz örgütlenmemiş bir partinin apar topar iktidara yönelmesini doğru bulmuyordu. Fethi Okyar'ı uyardı. “Acele etmemesini, sabırlı olmasını” söyledi.

Arif Oruç'un Yarın Gazetesi, SCF'nin resmi yayın organı gibi oldu. Ayrıca Zekeriya Sertel'in Son Posta Gazetesi de SCF'yi destekledi.

İsmet İnönü, 30 Ağustos 1930'da demiryolunun Sivas'a ulaşması dolayısıyla yaptığı konuşmada Fethi Okyar'a cevap verdi. Yabancıların elindeki demiryollarını satın aldıklarını belirten İnönü, “Ulusal savunma ve ulusal birlik için demiryolları yapmak zorunda idik, bunun için yaptık ve gene yapmak görevimizdir” dedi.

Henüz örgütlenmesini tamamlamamış durumdaki SCF, yaklaşan yerel seçimlere girmeye karar verdi.

Fethi Okyar'ın olaylı İZMİR GEZİSİ

Fethi Okyar, ilk gezisini İzmir'e yapacaktı. Gezi öncesinde SCF ve CHP basını birbirine girdi. SCF'yi destekleyen Yeni Asır Gazetesi ile CHP'yi destekleyen Anadolu Gazetesi kavganın fitilini ateşledi.

Fethi Okyar, 4 Eylül 1930'da İzmir'de büyük bir coşkuyla karşılandı. Kalabalık akşama kadar Fethi Okyar'ın kaldığı İzmir Palas Oteli'nin önünden ayrılmadı.

Buna karşın İzmir Valisi Kazım Dirik, SCF liderini karşılamadı. Ayrıca Fethi Okyar'a bir mektup göndererek -güvenlik nedeniyle- yapılacak mitingden vazgeçmesini istedi. Fethi Okyar, bu durumu Atatürk'e bildirince Atatürk'ten şu cevabı aldı: “Anlıyorum ki sana konuşmanı yaptırmak istemiyorlar. Fakat sen ne olursa olsun konuşmanı yapacaksın ve karşılaşacağın engeli bana bildireceksin. Güvenlik için Başbakan, İçişleri Bakanı, İzmir Valisi gereken önlemleri almakla yükümlüdür.” Fethi Okyar'ın konuşması 7 Eylül'e ertelendi.

Fethi Okyar'dan önce CHP'li Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt İzmir'e gelmişti. O da İzmir'de konuşma yapacaktı. İzmir'de hem CHP'liler hem SCF'liler vardı. İki parti taraftarları arasında başlayan tartışmalar çok geçmeden kavgaya dönüştü.

5 Eylül'de kalabalık bir grup CHP binasına saldırdı; insanlar kapıları, pencereleri, camları kırıp içeri daldılar. İsmet Paşa'nın bir resmine ateş ettiler, fotoğraflarını yerlere attılar. Bir görevlinin başını yardılar. Parti otomobilini parçaladılar. Bir başka grup da CHP'yi destekleyen Anadolu Gazetesi'ni sardı. Bu sırada atılan bir taş bir polisin başını yardı. Derken bir silah sesi duyuldu. Bir çocuk kanlar içinde yerde yatıyordu. Yaralı çocuğu kucaklayan babası hastaneye götürmek yerine “Al emanetini!” diyerek Fethi Okyar'ın ayaklarının dibine bıraktı. Talihsiz çocuk, Fethi Okyar'ın ayaklarının dibinde can verdi. Kavga büyüdü. Olay yerine jandarma geldi. Kızgın grup, jandarmayı da taşladı. Mahmut Esat Bozkurt bir karakola, İzmir Valisi Kazım Dirik ise CHP binasına sığınmak zorunda kaldılar. Sonunda 2 kişi öldü 15 kişi yaralandı. Asker ve polis, İzmir'deki olayları güçlükle yatıştırabildi.

Fethi Okyar, 7 Eylül'de Alsancak Stadyumu'nda konuştu. Okyar, İnönü'nün Sivas konuşmasına cevap verirken bir ara başındaki şapkayı eline aldı. “Bizim, şapkayı çıkaracağımızı söylüyorlar, iftiradır” diyecekti. “Şapkayı…” der demez kalabalıktan biri “Kahrolsun şapka!” diye bağırdı. Birçok kişi başlarındaki şapkalarını yere atarak çiğnedi. Ne yapacağını şaşıran Fethi Okyar, “Yanlış anladınız! Bizim şapkayı çıkaracağımızı söyleyenler yalan söylüyorlar” dedi. Bunun üzerine biraz önce şapkalarını yerlere atanların eğilip şapkalarını alıp başlarına geçirdikleri görüldü.

Fethi Okyar İzmir'de konuşma yapıyor. (7 Eylül 1930)

SCF'nin kapanması

9 Eylül 1930 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde Yunus Nadi, Atatürk'e seslenen bir “Açık Mektup” yayımladı. Kılıç Ali'ye göre Yunus Nadi'ye bu mektubu bizzat Atatürk yazdırmıştı. Yunus Nadi özetle, İzmir'de yaşanan olayları hatırlatıp Atatürk'ün tavrını soruyordu. Atatürk'ün Yunus Nadi'ye cevabı, 10 Eylül 1930 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde yayımlandı. Atatürk “Ben CHP'nin Genel Başkanı'yım. (…) Bu kuruluşa tarihten bağlıyım. Bu bağı çözmek için hiçbir sebep ve icap yoktur ve olmaz” dedi.

Atatürk bu açıklamasıyla SCF'ye ciddi bir uyarı yaptı. Ancak Fethi Okyar bu uyarıyı da dikkate almadı.

Fethi Okyar, İzmir'den Manisa'ya geçti. Aydın'a, Akhisar'a, Balıkesir'e, Menemen'e uğradı. Akhisar'da dini sloganlarla, dini pankartlarla, Balıkesir'de yeşil bayraklarla ve ilahilerle karşılandı. Dahası Balıkesir'de bir şeyhin tekke olarak kullandığı bir evde kaldı.

Parti toplantılarında devrimlerin eleştirilmesi, Cumhuriyet ve devrim karşıtlarının SCF'ye akın etmesine neden oldu. SCF propagandasından cesaret alan dinci gruplar, gizli toplantılarını arttırdılar. Örneğin, Derviş Mehmet, 6 arkadaşıyla birlikte harekete geçmeye, “mehdiliğini” ilan edip Menemen'de yeşil bayrak açmaya o günlerde karar verdi.

5 Ekim 1930'da başlayan belediye seçimleri sonuçlandığında 602 belediyeden 22'sini SCF kazandı. Menemen ve Samsun belediyeleri bunlar arasındaydı. Ancak seçimde bazı yolsuzluklar yapıldığı iddia edildi.

Atatürk, 1 Kasım 1930'daki meclis konuşmasında SCF denemesini kastederek “Bu deneylerden Türk ulusu Cumhuriyet'in yaşaması ve gelişmesi için yararlanmalıdır” dedi.

Siyasi gerginliğin artması üzerine Atatürk, Özel Kalem Müdürü Hasan Rıza Soyak'a “Devlet başkanlığından çekilip partinin başına geçebileceğini” ve muhalefetle el ele “anarşi ve gericilik eğilimlerini ortadan kaldırmak” için mücadele edebileceğini söyledi.

Atatürk, bu düşüncesini Fethi Okyar'a da açıkladı. Ancak Fethi Okyar, “Bu, sizinle karşı karşıya gelmek olur. Bu imkânsız bir şey… Partimizi kapatırız!” dedi.

Atatürk, partiyi kapatmamalarını istedi. Ancak Fethi Okyar, siyaseten Atatürk'le karşı karşıya gelmemek gerekçesiyle 17 Kasım 1930'da SCF'yi kapattı. Böylece Atatürk'ün SCF denemesi 98 gün sürmüş oldu.

Ahali Cumhuriyet Partisi Bakanlar Kurulu kararıyla, TC Amele ve Çiftçi Partisi de kendi kendine kapanınca 1931'de yeniden tek partili sisteme dönüldü.

SCF denemesinin başarısız olmasında Fethi Okyar'ın sağduyulu ve sabırlı hareket etmek yerine bir an önce iktidara gelme aceleciliği etkili oldu. Ayrıca SCF, Cumhuriyet karşıtlarının sığınağı haline geldi.

SCF dersleri

Atatürk, SCF deneyinden önemli dersler çıkardı. 1930-1931'de yurt genelinde bir inceleme gezisine çıkıp halkın dertlerini, sorunlarını dinledi. Halkı demokrasiye hazırlamak için Afet İnan'aVatandaş İçin Medeni Bilgiler” adlı bir kitap hazırlattı. Bazı bölümlerini bizzat yazdığı bu kitapta “Demokrasi fikri, daima yükselen bir denizi andırmaktadır. Yirminci yüzyıl birçok diktacı hükümetlerin bu denizde boğulduklarını görmüştür” gibi cümlelere yer verdi. Halkevlerini kurup halkı kültürel olarak aydınlatma seferberliği başlattı. Üniversite Reformu yaptı. Kadınlara siyasal haklar verdi. Devletçi politika ile fabrikalar kurup ekonomik kalkınmayı hızlandırdı.

Atatürk'ün hazırladığı bu altyapı sayesinde SCF denemesinden 15 yıl sonra Türkiye, 1946'da çok partili hayata geçti.

Gerçekten demokratik bir Türkiye umuduyla, nice mutlu bayramlara

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more