Sözcü Plus Giriş

Barış Terkoğlu’nun eşi isyan etti

Gazeteci Barış Terkoğlu’nun eşi Özge Terkoğlu: “Bu infaz paketine rağmen Barış’lar tahliye edilmezse kendi geçirdikleri yasayı uygulamamış olacaklar. Ona sarılana dek cezaevinden çıkacağına inanmayacağım” dedi.

Sozcu.com.tr
11:22 -

Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından resmen yürürlüğe giren İnfaz Paketi kapsamında, istisnai suçlardan tutuklu bulunmayan tutukluların tahliyesine başlandı. Bu kapsamda cezaevinde tutuklu bulunan Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan ve Odatv Sorumlu Haber Müdürü Barış Terkoğlu'nun da tahliye edilmesi bekleniyor. Pehlivan ile Terkoğlu, Libya'da yaşamını yitiren bir MİT mensubunun cenaze töreni ile ilgili bir haberden dolayı, MİT kanununu ihlal etmek gerekçesiyle tutuklu bulunuyor.

PAKETTEKİ ÇELİŞKİ

Nevşin Mengü'ye konuşan Barış Terkoğlu'nun eşi Özge Terkoğlu, İnfaz Paketi'ndeki çelişki ve ayrıntılara dikkat çekti.

Meclis’te gece 03.00’te yapılan değişiklikte denetimli serbestlikte herhangi değişiklik yapılmamış ve MİT Kanunu kapsam dahilinde kalmıştı. MİT Kanunu’na muhalefetten üç ila dokuz yıl arası ceza öngörülmekteydi. Barış’lara 5 yıl ceza verilse, 5 yılın 2/3’ünü düşüp kalan süreden de 3 yıl denetimli serbestlik çıkarıldığında ortada cezaevinde yatacak süre kalmıyordu. Bu detayı değerlendiren Özge Meclis'te gece 03.00'te yapılan değişiklikte cezanın infaz süresinin 2/3 den, 1/2’ye düşürülmesinde MİT Kanunu istisna suçlar arasında tanımlanmış ve Barış’lar bu indiriminin böylece dışında kalmışlardı. Ancak denetimli serbestlikle ilgili düzenlemede herhangi değişiklik yapılmamış ve MİT Kanunu kapsam dahilinde kalmıştı. MİT Kanunu'na muhalefetin cezası üç ila dokuz yıl. Bu durumda normalde verilmesi gereken alt sınırdan uzaklaşılsa ve Barış'lara 4 ila 5 yıl ceza verilse dahi, 5 yılın 2/3’ünden 3 yıl denetimli serbestlik çıkarıldığında ortada cezaevinde yatacak süre kalmıyor.

Bu detayı değerlendiren Özge Terkoğlu, Barış’ların tahliyesinin iki ayağı olduğunu, MİT kanununun istisnai suçlara eklenmesiyle tahliyedeki birinci yolun, Barış'lar “faydalanılamaz” hale geldiğini söyledi.

İnfaz Paketi’ne göre cezası üç yıl ve üç yılın altında olan tutuklular da tahliye edilecek. Terkoğlu, Barış’ların suçlarını kabul etmeleri halinde bile üç yıldan dokuz yıla kadar hapis cezası ile yargılanacaklarını, Barış'ların daha önce ilgili madde ile yargılanıp cezalandırılmadıkları için, ancak alt sınır olan 3 yıl hapis cezasına çarptırılabileceklerini belirtti. Bunun da derhal tahliye edilmeleri gerektiği anlamına geldiğini söyledi.

Daha önce böyle bir suç işlemedikleri için de cezanın alt sınır olan üç yıldan verilebileceğini belirten Terkoğlu, bu sebepten tahliye edilmeleri gerektiğini söyledi ve “Buna rağmen tahliye edilmezlerse bu, hukuk tarihine geçecek bir hak ve hukuk ihlali olur” dedi.

Öte yandan Barış’ların MİT kanununa dayanarak tutuklandığını belirten Terkoğlu, bu yasaya göre suç oluşturacak bir durum olmadığını, bu durumda tutuklu bulunmalarının da hukuka aykırı olduğunu savundu..

‘GAZETECİLİĞE TAHAMMÜL EDEMİYORLAR’

Mengü, daha önce Hürriyet gazetesinin de MİT mensubu bir kişinin haberini yaptığını hatırlatarak, Terkoğlu'na, “Barış'ların başka sebeplerden dolayı cezaevinde tutulduğunu düşünüyor musunuz?” sorusunu yöneltti.

Terkoğlu bu soruyu şöyle cevapladı:

– Barış'lar birçok hukuksuzluğu dillendirmeye devam eden çok az gazeteciden birkaçı. Zamanında Fethullah Gülen Cemaati olarak bilinen örgütü yazdıkları için Odatv Davası kapsamında 19 ay tutuklu kaldılar. O zaman da söylemişlerdi, ‘Bizi buraya gömseniz bile biz buradan çıktığımız gibi yine aynı şeyi yazmaya çalışacağız. Biz burada tutuklu kaldık diye bundan bir ders çıkarmayacağız, bize bunu öğretemeyeceksiniz, bu dersi veremeyeceksiniz' diye. Yine aynı şeyi yapıyorlar.

– Metastaz kitabında tam tersine bu süreçte FETÖ mensuplarından boşalan yerlere kimler geldi, ne gibi bir süreç yaşanıyor, bugün devlet kurumlarında neler yaşanıyor gibi konuları yazmaya devam ettiler. Şimdi bu anlamda o kadar çok düşmanlarını sayabiliriz ki…

– Yani doğru şeyler yazarak ayaklarına bastıkları kesimler var neticede. Bugün ‘Muhalif gazetecilik’ olarak algılanıyor. Yani size söyleneni değil de kendi bildiğinizi yazdığınız zaman iş buraya gidiyor. Şu bence çok açık görülüyor, artık gazetecilik mesleği, tahammül edilemeyen bir meslek olarak görülüyor ve onların da bunu yapmasına engel olmaya çalışıyorlar.

‘DIŞARIDAKİ İNSAN OLMAK KOLAY DEĞİL’

Altı yaşında bir çocukları bulunan Terkoğlu çifti için bu süreç oldukça zor geçiyor. Özge Terkoğlu, bu sürecin zorluklarını ise şu şekilde aktarıyor:

– Tabii ki kolay değil. Sevdiği insan içerideyken dışarıdaki insan olmak, onu oradan çıkarmak için uğraşmak, yapılan haksızlığı geri döndürmeye çalışmak, sesini duyurmaya çalışmak, onun sesi olmak, herkese, her şeye karşı dikkatli olmaya çalışmak çok çok yorucu, yıpratıcı bir süreç. Hiç kolay değil. Bu dönemde ne söylediğime dikkat etmeye çalışıyorum.

– Barış yerine ben insanlarla iletişim kuruyorum, zaten insanın kendi olarak değil de başkası adına insanlarla iletişim kurması kendi başına zor bir şey. Onun yerine insanlarla diyaloğa geçip, istemeyeceği şeyleri yapmamaya çalışıyorum ama aynı zamanda onun için gerekli olan şeyleri de yapmaya çalışıyorum. Bu çok yakınınız bile olsa başkasının aklıyla düşünmek çok zor bir şey.

– Barış çok ilkeli bir insandır, kendisi için bir şey istemez ve yaptığı her şeyin arkasında durur.

Mengü, Terkoğlu'na dokuz yıl önceki, Barış Terkoğlu'nun tutuklu olduğu süreçle bugünkü süreç arasında farklılıkların veya benzerliklerin olup olmadığını sordu. Terkoğlu, bazı şeylerin farklı olduğunu bazılarının ise insanı öfkelendirecek seviyede aynı olduğunu söyledi.

Terkoğlu dokuz yıl önce Barış Terkoğlu'nun daha az tanınan bir gazeteci olduğunu, o sebepten şimdiki kadar destek mesajı almadıklarını, o dönem Terkoğlu'nun tanınması, güvenilir olduğunun anlaşılması için de çok fazla çaba sarf ettiklerini, bu durumun da süreci iyice zorlaştırdığını belirtti.

Şu an daha fazla destek olmak isteyen kişilerin olduğunu söyleyen Terkoğlu için bu süreç geçmiştekinden daha rahat.

Öte yandan dokuz yıl öncesine göre bu dönemki cezaevi koşullarının çok daha sert olduğunu belirten Terkoğlu, bir kurallar silsilesiyle insan faktörünün tamamen ortadan kalktığını aktardı.

Terkoğlu'na göre dokuz yıl önceki süreçle bugünkü sürecin benzer olan noktası ise, hukuksuzluğun ve uğrayacakları haksızlıkların geleceği noktayı tahayyül edilemiyor olması.

Özge Terkoğlu, şu an altı yaşında olan oğluna durumu nasıl açıkladığını ise şu sözlerle anlattı:

“Barış'ın alınmasından bir hafta sonra bu durumun uzun süreceğini anlayıp oğluma her şeyi açık açık ama anlayabileceği bir şekilde anlattım. Bizim çocuklarımız hakkı, hukuku, polislerin ne iş yaptığını, kaçırıldıklarında polisi aramaları gerektiğini bildikleri kadar, polislerin bazen yanlış işler yapabileceğini de bilerek büyüyor. Dolayısıyla içinde bulunduğumuz durumda polislerin yanlış bir şey yaptığını, bizim de bu yanlışlığı düzeltmek için çabaladığımızı ama biraz sabırlı olmamız gerektiğini anlattım. Ben şu an iyiyim, benim iyi olmam da oğlumuzu güvende hissettiriyor bence. Barış ile telefonda konuşuyorlar, onun sesinin iyi gelmesi de oğlumuza güven veriyor olmalı.”

Mengü, kendisinin bu süreç için Barış Terkoğlu'na kızgın olup olmadığını, içinden “Bunu da yazmasaydın” diye geçirip geçirmediğini sordu.

Terkoğlu, hiçbir zaman içinden böyle bir şey geçirmediğini söyledi. Dokuz yıl önce evlendiklerini, Barış Terkoğlu'nun Odatv Davası kapsamında tutuklandığında henüz yeni evli olduklarını, o süreçte tüm hukuksuzluklarla birlikte mücadele ettiklerini belirten Terkoğlu, bu sebepten eşini anladığını, onu değiştirmeye çalışmadığını söyledi ve “Evet, kızgınım ama Barış'a değil. Ona bu haksızlığı yapanlara kızgınım” dedi.

‘ONA SARILANA DEK ÇIKACAĞINA İNANMAYACAĞIM’

Terkoğlu, Mengü'nün “Barış'ların tahliye edileceğini düşünüyor musunuz?” sorusunu ise, “Ona sarılana dek buna dek cezaevinden çıkacaklarına inanmayacağım” diyerek cevapladı.

Şu an normal şartlar altında Terkoğlu ve Pehlivan'ın cezaevinde kalmaları için bir sebep olmadığını yineleyen Terkoğlu, “Çıkamayabilirler ama bunu normalleştirmek istemiyorum, çünkü bu bir hukuksuzluk. Evet, ona sarılana kadar da inanmayacağım çıkacağına ama yine de bu normalleştirebileceğim bir şey değil” dedi.

Özge Terkoğlu: “Bu infaz Paketi'ne rağmen Barış'lar tahliye edilmezse kendi geçirdikleri yasayı uygulamamış olacaklar.”

Terkoğlu, Resmi Gazete'de yayımlanan İnfaz Paketi kapsamında Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan'ın tahliye edilmemesi için bir sebep kalmadığını, buna rağmen cezaevinde tutulmaları halinde kendi geçirdikleri yasayı uygulamamış olacaklarını ve bu durumda çok büyük bir hak ve hukuk ihlalinin ortaya çıkacağını söyledi.

Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından resmen yürürlüğe giren İnfaz Paketi kapsamında, istisnai suçlardan tutuklu bulunmayan tutukluların tahliyesine başlandı. Bu kapsamda cezaevinde tutuklu bulunan Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan ve Odatv Sorumlu Haber Müdürü Barış Terkoğlu'nun da tahliye edilmesi bekleniyor. Pehlivan ile Terkoğlu, Libya'da yaşamını yitiren bir MİT mensubunun cenaze töreni ile ilgili bir haberden dolayı, MİT kanununu ihlal etmek gerekçesiyle tutuklu bulunuyor.

TAHLİYENİN İKİ AYAĞI VAR

Terkoğlu, Barış'ların tahliyesinin iki ayağı olduğunu, MİT kanununun istisnai suçlara eklenmesiyle tahliyedeki birinci yolun kapandığını belirtti.

İnfaz Paketi'ne göre cezası üç yıl ve üç yılın altında olan tutuklular da tahliye edilecek. Terkoğlu, Barış'ların suçlarını kabul etmeleri halinde bile üç yıldan altı yıla kadar hapis cezasına çarptırılabileceğini söyledi.

Daha önce böyle bir suç işlemedikleri için de cezanın alt sınır olan üç yıldan verilebileceğini belirten Terkoğlu, bu sebepten tahliye edilmeleri gerektiğini söyledi ve “Buna rağmen tahliye edilmezlerse bu, hukuk tarihine geçecek bir hak ve hukuk ihlali olur” dedi.

Öte yandan Barış'ların MİT kanununa dayanarak tutuklandığını belirten Terkoğlu, bu yasaya göre suç oluşturacak bir durum olmadığını, bu durumda tutuklu bulunmalarının da hukuka aykırı olduğunu savundu.

Son güncelleme: 13:23 16.04.2020
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more