Sözcü Plus Giriş

Zeytin ağacına sahip çıkamadık, trans yağlara mahkum kaldık

Seyhan Ziraat Odası Yönetim Kurulu Üyesi Cahit İncefikir, "Zeytin ağacına ve toprağına sahip çıkamayan toplumlar trans yağlara, GDO’lu ham maddeye mahkumdur" dedi.

Mehmet SERBES
Güncellenme: 11:31, 18/12/2020
Zeytin ağacına sahip çıkamadık, trans yağlara mahkum kaldık

Gıda ürünlerinin etiketlerinde trans yağ bilgilendirilmesi yapılması yasaklanmasıyla ilgili tartışmalar sürerken Seyhan Ziraat Odası Yönetim Kurulu Üyesi çiftçi Cahit İncefikir, şunları söyledi:

– Trans yağlar, doymamış yağ grubunda yer alır. Trans yağlar hayvan vücudunda doğal olarak üretilebileceği gibi endüstriyel yollarla da üretilebilir. Doğal yollarla üretilen ve hayvansal gıdalardan alınan trans yağ az miktardadır ve sağlık açısından büyük bir risk teşkil etmez. Yapay yolla üretilen trans yağlar, sıvı haldeki bitkisel yağların hidrojenle doyurularak daha katı hale gelmesiyle elde edilir. Bu proses ile elde edilen endüstriyel trans yağlar sağlık için oldukça zararlıdır.

ÇABUK BOZULMALARINI ENGELLER

– Gıda sektöründe margarin, ekmek, fast food yiyecekler, pasta, dondurma başta olmak üzere günlük hayatımızda tükettiğimiz gıda ürünlerinin birçoğunda trans yağ bulunmaktadır. Bu yağın tercih edilmesinin nedeni ucuz, kullanımı kolay ve uzun süre bozulmadan bekleyebilen bir yağ çeşidi olması. Ayrıca kullanıldığı gıda ürününe güzel bir tat verir ve çabuk bozulmalarını önler.

Seyhan Ziraat Odası Yönetim Kurulu Üyesi Cahit İncefikir

– Tarım ve Orman Bakanlığı'nın, hazırladığı “Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in taslağına göre “Getirilen kısıtlamalar kapsamında gıda etiketlerinde trans yağla ilgili beyan yapılmaz” hükmü yer alıyor. Günümüzde, trans yağ tüketiminin sağlık üzerinde olumsuz etkileri olduğuna dair kuvvetli delil bulunmaktadır ve bu durum, artan toplumsal bilinci ile birlikte bu yağın ürünlerde kullanımının azaltılmasına yönelik Avrupalı gıda üreticilerinin üzerindeki baskıyı arttırmıştır.

EN CAYDIRICI GÜÇ TÜKETİM ALIŞKANLIKLARININ KONTROLÜ

– Trans yağ tüketiminin en aza indirilmesine yönelik yönlendirme, trans yağ asitleri için bilinen bir diyet gereksinimi olmaksızın trans yağ tüketiminin koroner kalp hastalıkları riskini önemli boyutlarda arttırdığına dair kanıta dayanmaktadır. 2003 DSÖ /FAO teknik raporunun 916. serisi, trans yağ tüketiminin mümkün olduğunca düşük (toplam enerji alımının yüzde 1'inden az) olması gerektiğini belirtmiştir.

– Trans yağdan elde edilen toplam enerjide yüzde 2'lik bir artışın, koroner kalp hastalığı ve kalp krizi sonucunda ölüm riskinde yüzde 23'lük bir artış ile ilişkili olduğu gösterilmektedir. Buna ek olarak, trans yağ tüketiminin kardiyovasküler hastalıklar (KVH), merkezi adipozite, diyabet, Alzheimer, göğüs kanseri, doğurganlıkta bozulma ve safra kesesinde taş oluşumu gibi diğer hastalıkların da gelişimi ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Kendi halkı için “kuru ekmek yiyorsa karnı doyuyordur” diyenlerin halkın sağlığını düşünerek bir yasa taslağı oluşturmalarını beklemek saflık olur. Burada en önemli caydırıcı güç toplumun tüketim alışkanlıklarındaki kontrolüyle kendisi olacaktır.