Sözcü Plus Giriş
EMİN ÇÖLAŞAN

Haksızlık etmeyin Recep Bey!..

20 Şubat 2020

Sevgili okurlarım, hem partisinin genel başkanı, hem de cumhurbaşkanı olarak görev yapmakta olan Recep Bey dün yine Meclis kürsüsüne çıktı ve her zaman olduğu gibi esti gürledi.

İstediği gibi esip gürlesin de, başkalarına karşı çok büyük haksızlıklar yapıyor…

Hatta kendisine en yakın duran, her konuda destek veren, kraldan fazla kralcı niteliği ile bilinen Devlet Bey'e bile…

Bakınız Fetullah için ne dedi:

“Onun görüşmediği tek lider merhum Necmettin Erbakan idi.”

Doğrudur da çok eksiktir.

★★★

Peki ama…

Fetullah'ın görüştüğü liderler arasında acaba bilmediğimiz birileri mi var?

Yoksa Devlet Bahçeli de o kadroya, yani onunla şu veya bu zamanda görüşen liderler kadrosuna mı dahil?

Bildiğimiz kadarıyla hayır.

★★★

Dahası var…

Beyefendi bu lâfı söyleyince akıllara ister istemez bir soru daha geliyor:

“Acaba o zatla geçmişte görüşenler arasında Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener, Temel Karamollaoğlu gibi liderler de var mı?”

Hayır, yoklar.

O halde bu beyefendi bu cümleyi nasıl kuruyor, nasıl söyleyebiliyor?

Bu sözleri başkalarını değil, esasta koalisyonun en hızlı ortağı olan Devlet Bey'i incitir. Ötesini ortak düşünsün!

★★★

Ama gel gelelim, ortada bir gerçek daha var.

Geçmişte Fetullah'la birlikte olan, onunla çeşitli törenlere giden, Bank Asya'nın açılışına katılanlar arasında Recep Bey ve Abdullah Gül de vardı!

Bu gerçeği de unutmayalım.  

★★★

Dünkü konuşmasında daha sonra lâfı döndürüp dolaştırıp Gezi olaylarına getirdi. 28 ay tutuklu kaldıktan sonra mahkemede beraat ettirilen, ancak bir yargı kararıyla daha cezaevinden tahliye edilmeden yeniden gözaltına alınan Osman Kavala'dan söz etti:

“Onu bir manevra ile beraat ettirmeye kalktılar!”

Ne demek bu yaa!.. Aylarca hapis yatmış bir kimse için yargılanmakta olduğu Ağır Ceza Mahkemesi beraat kararı veriyor ve Recep Bey o yargı kararı için bu cümleyi kurabiliyor. Akıl almaz bir hadise.

Oysa Anayasanın 103. maddesi uyarınca, Cumhurbaşkanlığına seçildiği gün Meclis kürsüsünde yemin etmişti:

“Cumhurbaşkanı sıfatıyla… Anayasaya ve HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNE… bağlı kalacağıma, üzerime aldığım görevi TARAFSIZLIKLA yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda NAMUSUM ve ŞEREFİM üzerine and içerim.” 

★★★

Lütfen, şimdi herkese soruyorum. Bu yemini etmiş olan bir Cumhurbaşkanı nasıl olur da “Onu bir manevra ile beraat ettirmeye kalktılar” diyebilir.

Bu sözleriyle, kendisinin ve partisinin hoşlanmadığı bütün yargı kararlarını ve hatta o kararları veren yargı kuruluşlarını töhmet altında bıraktığının acaba farkında mı?

Böyle sözler bir Cumhurbaşkanına yakışır mı?

Biliyorsunuz, beyefendi kürsülerde yaptığı bütün konuşmaları önünde yer alan ve adına prompter denilen elektronik aygıttan okur. Okuyacağı metni danışmanları yazar, ona da el kol hareketleri, vurgular ve mimiklerle süsleyip okumak kalır.

Acaba diyorum, yukarıda değindiğim konuları yine başkaları yazdı ve ona da aynen okumak mı düştü.

Keşke diyorum, promptere yüklenen o yazılı metinleri önceden bir kez okusa…

Belki o takdirde böyle gaflar, hatalar, yanlışlar yapmaz, anayasal yeminini falan çiğnemez. 

Sevgili okurlarım, Murat Ağırel son dönemde öne çıkan, kitaplarını ve köşe yazılarını beğenerek okuduğum genç gazeteciler arasında ilk sıralarda yer alıyor.

Yeniçağ gazetesinde yazıyor.

Murat'ın şimdi yeni bir kitabı daha çıktı:

“Sarmal.” (Kırmızıkedi Yayınevi.)

Bu kitapta iktidardan destek gören çeşitli vakıfları, kuruluş ve dernekleri irdeliyor, “Marifetlerini (!) belgelerle açıklıyor.

Milli Türk Talebe Birliği, Komünizmle Mücadele Derneği, İlim Yayma Cemiyeti, Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı, TÜRGEV, SETA, Ensar Vakfı, Okçular Vakfı, TÜGVA, Pelikan…”

★★★

Türkiye Cumhuriyeti resmen soyuluyor. Vurgunlar, yolsuzluklar ve usulsüzlükler birbirini izliyor.

Hukuk altüst edilmiş durumda.

İktidarın yandaşı olan kuruluşlara milyarlarca lira ve dolar hortumlanıyor, yargı bunları görmezden geliyor. İşin üzerine giden yok.

Murat Ağırel'in kitabı akla hayale gelmeyecek bilgi ve belgelerle dolu.

337 sayfadan oluşan bu kitabı şöyle bir bakmak için elime aldım, ilk sayfalarını okuduktan sonra bırakamadım, iki günde bitirdim.

Vurgun ve yolsuzlukların üzerine böylesine belgelerle giden Murat'ı kutluyorum, ellerine sağlık diyorum.   

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more