Sözcü Plus Giriş
PINAR TURAN

Virüs mü dediniz?

25 Nisan 2020

Vaktimizin hemen hemen tümünü eve geçirdiğimiz bu süreçte çoğumuz bol bol film seyrediyoruz.

Seyretmediyseniz size eski ama içi mesajlarla dolu bir film önerebilirim. Dört dalda Oscar'ı olan Matrix.

İlk çıktığında (1999) birçok kişi dövüş sahnelerinden ve zamanı için çok yeni olan görsel efektlerinden etkilenmişti ama konusundan pek bir şey anlamamıştı.

Felsefe ve felsefe tarihiyle ilgilenenler için, güzel bir film çünkü dini ve mitolojik birçok noktaya temas ederek ilerliyor.

Neyse, beni en çok etkileyen ve düşündüren sahnelerinden bir olan, yol gösterici Morpheus ile bilgisayar programı Ajan Smith arasında geçen diyalogda, Ajan Smith insanları aynen şöyle tarif ediyor;

Bu gezegendeki her memeli içgüdüsel olarak kendini kuşatan çevresiyle doğal bir denge oluşturur, ama siz insanlar bunu yapmıyorsunuz. Siz belirli bir alana yerleşip çoğalıyorsunuz, sonunda doğal kaynaklar tükeninceye kadar devam ediyorsunuz. Hayatta kalmak için yapabileceğiniz tek şey oradan ayrılıp başka bir alana yerleşmek oluyor. Bu gezegende aynı yöntemi kullanan başka bir organizma daha var VİRÜSLER. Yani insan türü, bir hastalık. Siz bu gezegende kanser gibisiniz, yani bir tür salgın.

Haksız mı?

***

Bir virüs türü yüzünden dışarı çıkamadığımız için bunalıp, sıkılıp, isyan ediyoruz ama yaşamak için muhtaç olduğumuz dünyayı ne hale getirdiğimize hiç bakmıyoruz!

Gerçekten de dünyadaki kaynakları, güzellikleri yok ederek öyle bir çoğalıp, yayılmışız ki!

Biz insanlar havayı kirlettik! Suyu kirlettik! Toprağı kirlettik, talan ettik! Hayvanları öldürdük, yaşam alanlarını yok ettik ve kendimizi dünyanın hem hakimi hem de sahibi ilan ettik!

Şimdi ise, gözle göremeyeceğimiz kadar küçük bir virüs bize bir Dur diyor!

İnsanlığın elini doğadan çektiği şu kısacık zaman diliminde bile, insan aktivitesinin eksikliği doğada çok güzel gelişmelere yol açtı.

Uçaklar uçamadığı, araçlar çok daha az kullanıldığı için hava kirliliği azaldı. Ozon tabakası kendini yenilemeye başladı.

Nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan hayvanların sayısı artmaya başladı. Pandalar bile insanların stresinden kurtulunca, çiftleşmeye başlamışlar.

Venedik'in berrak sularında balık yiyen kuşlara, İtalya'nın şehir sokaklarında dolaşan yaban domuzlarına rastlandı.

Uzaklara gitmeyelim, güzeller güzeli İstanbul Boğazı'nda yunuslar dolaştı. Uludağ İstanbul'dan göründü. Pamukkale'de insanlar yüzünden kirlenen travertenler yeniden beyazlaşmaya başladı.

Öyle görünüyor ki doğa bir fırsat bulur bulmaz geri dönüş yapmaya başlıyor.

Korona virüsünün doğanın bir uyarısı olduğunu düşünürsek, bize çok ileri gittiğimizi ve davranışlarımızı değiştirmemiz gerektiğini söylüyor.

Artık, bu dünyanın bizim için yaratılmadığını, onun sahibi olmadığımız gibi istediğimiz şekilde kullanamayacağımızı anlamamız gerekiyor.

***

Nasıl çoğaldığımıza bir bakarsak; 1800'lerde 1milyar olan insan nüfusu, 1900'lerde 1,5 milyar, 2000'lerde 6,1 milyar, bugün 7,7 milyar olmuş durumda.

Virüsten beter çoğalıyoruz! Buna bir kısıtlama getirilmezse zaten kendi kendimizi yok edeceğiz. Bu yüzden, dünya çapında alınması gereken en önemli tedbirlerden biri de nüfus artışı olmalı.

Düşünün, bir arabayı bile kullanabilmek için dünyanın her yerinde sınırlamalar getirilip (yaş gibi), ehliyet isteniyor.

Fakat, bütün insanlığı ve dünyanın geleceğini etkileyen nüfus artışı konusunda nasıl bu kadar serbest ve vurdumduymaz davranabiliyoruz. Bir çocuk sahibi olup, onu yetiştirmek, araba kullanmaktan daha mı önemsiz?

İsteyen, istediği yerde, istediği kadar çoğalıyor!

Bugün, bunun sonuçlarından sadece birini yaşamaktayız ve önlem alınmazsa gelecekte çok daha ciddi bedellerle karşı karşıya kalacağız.

***

İşte böyle ehliyetsiz, ruhsatsız bir üreme sonucu ortaya çıkan, Ozan Ö. adındaki, yaratıklardan biri, keyfi bir şekilde 3 aylık bir köpek yavrusunu yere vurarak öldürdü.

Güvenlik kamerası kaydında (benim seyretmeye yüreğim dayanmadı) yavru köpeği kovalıyor, onu saklandığı bölmeden çıkarıp yere vuruyor ve zavallıcık darbenin etkisiyle yerde can çekişerek ölüyor. Bu sırada dükkan içinde oturan başka bir kişi de bu cinayeti seyrediyor. O da en az yaratık kadar vicdansız!

Bu cani yaratık yakalanıp, mahkemeye çıkıyor.

Suçlunun önce “Mala zarar verme” suçundan tutuklanması talep edilmiş.

“Mal” mı? Can o, can! O zavallı nefes alıp veren, kimseye zararı olmayan küçücük bir can!

Sonra suçlu hakkında yurt dışına çıkış yasağı ve konutu terk etmeme şeklinde adli kontrol kararı verilmiş.

Ne yurt dışına çıkma yasağından bahsediyorlar acaba! Şu anda bu zaten herkese yasak! Ayrıca lastikçide çalışan biri için verilebilecek süper bir karar! Eminim devamlı yurtdışına, seyahate gidip geliyordur!

Ev hapsiymiş! Peki bizden farkı ne? Hepimizin zaten evden çıkamadığı bu günlerde, ceza olarak ev hapsi mi verilir!

Diğer yaratıklar için çok caydırıcı olmuş!

Nüfus kontrolü şart!

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more