Sözcü Plus Giriş
SULTAN UÇAR

Kolejler batarken tarikatlar çıkacak!

10 Temmuz 2020

Cumhuriyet tarihinde, eğitimde en kritik 50 günlük zaman dilimine girildi. Gözler, 31 Ağustos'ta okulların açılıp-açılmamasına çevrildi. Okullar açılmazsa, yüz binlerce veli, çocuğunu özel okuldan alacak. Öğrencilerin gidişiyle, tüm sistemde taşlar yerinden oynayacak. Devletin, 6 yıl önce öğrenci başına verdiği 4 bin TL'ye çıkan- teşviklerle, kolej sayısı bir anda 2 kat artıp 6,4 binden 12,7 binlere çıkmıştı. Arz-talep dengesi bu hızlı artışla zaten bozulan kolejler, Kovid-19'la uzayan pandemi süreciyle de dibe vuracak. Bir komplo teorisi kurmuyorum ki; okullar açılmazsa kolejlerin yüzde 50'si şarampole yuvarlanıp batacak. Bu batış, tüm sistemi çökertecek.

ÇANLAR ÇALIYOR

Eğitimde tehlike çanları, 5 ay önce pandemi nedeniyle okullar kapanınca çalmaya başlamıştı. Asıl kriz, 2020-2021 Eğitim ve Öğretim yılında okullar açılmazsa patlayacak. ‘Kovid-19 sürerse, eğitimde ne olacak?' sorusunun cevabını aradım. Ankara'da çok üst düzey bir yönetici süreci, “Okullar açılırsa, özel okullar batmaz. Uzaktan eğitim uzarsa, kimse çocuğunu özel okulda tutmaz. Bu, özel okullar için çok ciddi bir yıkımdır. Bu yıkım, geçmişteki gibi sadece zincir okulları değil köklü özel okulları da etkileyecek. Okullar açılmaz ise kolejlerin yüzde 50-60'ı iflas edip, maalesef batacak” diye üzülerek anlattı.

ÇOCUKLAR GİDİYOR

Eğitim Bakanı Ziya Selçuk da, “Okulların açıldığı hafta ne olacağı bugünden bilinmez. Ağustos'un sonundaki tabloya göre hareket ederiz” sözleriyle, önümüzdeki eğitim yılı için belirsizlik takvimi verebildi. Veliler de artık okul açılışına dair ümidini kaybetti. Özel okul velileri, “Takvimi bakan da bilmiyor. Uzaktan eğitime niye boşa para verelim? Çocuğumun almadığı eğitim, yemediği yemek, binmediği servise bu yıl zaten yok yere para ödedim” diyerek, özel okullardan çekiliyor. Velilere, ‘Okul kapalı iken para ödenmeyecek' gibi net bir çözüm üretilmiyor. Onlar da uluslararası akreditasyonlu online eğitim arayışlarına girdi.

SEKÜLERLİK BATIYOR

Süreç, öğrencileri para sayma makinesindeki banknot gibi gören inşaatçı, kebapçı gibi çeşitli mesleklerden eğitim sektörüne giren 3-5 kolej patronununa, ‘Oh olsun' diyebileceğimiz, bireysel bir iflas değildir. ‘Çocuğum, özel okula gitmiyor, batsınlar” düşüncesi, ‘Benzin zamlanırsa, zamlansın. Arabam yok, bana ne?' gibi sığ bir bakıştır. Çünkü, Cumhuriyet değerlerini yaşatmak için hayatını laik eğitime adamış ve Atatürkçü, demokrat nesiller yetiştirme hedefindeki sistemin sigortası okullar da bu felaketin dışında kalamayacak. Kriz, atama bekleyen 700 bin öğretmene, 10 binlercesini daha ekleyecek. Zincir bazı büyük okullar, şimdiden yakın kampüslerini birleştirmeye başlamışlar.

İHVANCI MENZİLLER

31 Ağustos'un önemini doğru okuyabilmek için perspektifi Kovid-19 öncesine çevirmeliyiz. Son 18 yılda, eğitimde 17 kez sistem değişti. Ama, 8 yıl önceki 4+4+4 sistemi ve 6 yıl önce özel okullarda öğrenci başına teşvik verilmesi, devletçi, seküler eğitimde 2 temel kırılma noktası oldu. İktidar, imam hatip sayısını 450'den 5 bin 138'e, öğrenci sayısını 71 binden 1 milyon 448 bine çıkarsa da ılımlı İslam'ı reddeden tarikatlar için imam hatipler, çok zayıf bir halkaydı. Kuran kurslarında, ellerinin altındaki 1 milyon çocukla yetinmeyeceklerdi. Öğrenci teşviki verilince, 1950'lerden bu yana reddettikleri kolejler artık hilafet hedeflerinde yeni menzilleriydi…

ATATÜRK GİBİ DÜŞÜN…

MEB, teşvikleri 2 yıl önce ekonomik nedenlerle kesti. Ama bu süreçte özel ilkokul sayısı yüzde 375, liseler yüzde 340, meslekler yüzde 850 ve öğrenci sayısı yüzde 400 arttı. Eğitim sisteminde özelleşme oranı yüzde 19.7'ye çıkarken, devlet en temel sorumluluğu eğitim-öğretimden çekiliyordu. Boşluğu, 4 bini aşkın koleji ve özel eğitim sektöründe yüzde 30'luk gücüyle tarikatlar doldurdu. Cumhuriyetin kalesi kolejler, bu ideolojik örgütlülük karşısında yalnızdı. Şimdi, 31 Ağustos'ta okullar eğer açılmazsa, eğitim sisteminde mali ve ideolojik güç, son kez el değiştirecek. İktidarın, bu süreçteki tutumu Atatürkçü, laik, çağdaş Türkiye imtihanı olacak. Norveçliler der ki; ‘Çaresiz kaldığında Atatürk gibi düşün…' Kanaatimce içimizdeki değerleri bizden iyi okuyan, uzaklardan gelen bu sese kulak verilmesinde ulusal yarar var.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more