Haydi Türkiye

Ülkemin üstüne çöken kara bulutlar dağılmıyor. Hatta daha da yoğunlaşıyor. Yokluk, yolsuzluk, işsizlik, salgın, sel derken şimdi de tüm ülkeyi yasa boğan yangınlarla karşı karşıya kaldık. Yangın nedeniyle ölen canlar, yanan evler, kül olan emekler… Doğa bizden intikam mı alıyor demekten kendimi alamıyorum.

Evet, doğa bizden intikam alıyor!!! Neden almasın ki? Doğa diyor ki, benim de kendime özgü kurallarım var. Ve biz bu kuralları öğrenmek için Türk Ulusu'nun yetiştirdiği değerli uzmanları hep es geçiyoruz. Onlar yıllardır dünyanın ısındığını ve sıcaklıktaki bu artışlardan dolayı oluşacak kuraklık ve orman yangınlarına dikkat çekmeye çalışıyorlar. Ama nedense benim güzel ülkem, ancak felaketle karşı karşıya kalınca çareler aramayı tercih ediyor. Efendiler, bu tür olaylar yaşanmadan önlemler alınmalı.

21.Yüzyıl'da artık her şey akıl ve bilimin ışığında ilerliyor. Bilim denince de uygar ülkelerde ilk akla gelen ”LİYAKAT” olur. Liyakat sahibi uzmanlar, sorumlu makamlara atanmaz, önemli olan bizden olsun zihniyeti ile devam edilirse başımıza geleceklere de katlanmak zorunda kalırız…

Hep deriz ya, her şeyde bir hayır vardır. Dilerim ülkenin bu denli dayanılmaz acılarından ders çıkarır da liyakat ve uzmanlığa önem vererek buralardan çıkarız.

Yönetenler; bu sorunlar, tüm detayları ile aklın ve bilimin ışığında TBMM'de bir meclis araştırması sayesinde çözüme ulaşmalıdır. Ve bu görüşmeler zaman kısıtlaması yapılmaksızın gerçekleştirilmeli. Ama sizler mecliste ne yapıyorsunuz? Çoğunluğumuz var diye muhalefetten gelen tüm araştırma önerilerini  anında AKP ve MHP oyları ile reddediyorsunuz. Cumhur İttifakı, Yüce Türk Ulusu'na karşı gerçekleştirilen alçak FETÖ kalkışmasında muhalefetin verdiği meclis araştırmasını bile reddettiniz.

Ülkemi yönetenler, merak ediyorum, bu denli yaşanan sıkıntıların nedenlerini aranızda konuşup hiç özeleştiri yapıyor musunuz? Denildiği gibi tüm kararlar, tek kişi tarafından mı veriliyor? Zira her bakan, “Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları ile” demeden söze başlamıyorlar.

Şu gerçeği kabul edin, ülkenin sorunlarına çözüm bulmakta zorlanıyorsunuz. Yani kriz yönetemiyorsunuz. Düşünebiliyor musunuz, güneyi ve batısı ormanlarla kaplı bir ülkenin yangın söndürme uçağı yok!… İlginç olanda, yangın uçağının olmadığını sen ben değil ülkenin en yetkili insanları söylüyor. Sayın Bakan envanterimizde uçağımız var demek yerine THK uçakları uçamıyor, antika diyor. Madem öyle ise, zamanında gereğini düşünüp neden modern uçaklar almadınız? O zaman vatandaş, uçakların uçamama sebebi sizsiniz derse haksız mı? İtibardan biraz ödün verilip 20-30 yangın uçağı alınsa olmaz mıydı?

Peki bu konu ile ilgili kayyımdan önceki THK yöneticilerinin ekranlarda dediklerine ne diyeceksiniz?

Pandemi patladı aşı temin edilmekte geç kalındı. İşsizlik, yokluk, yoksulluk ve hayat pahalılığına çözüm bulunamadı! Her geçen gün de sorunlar artmaya devam ediyor. Vatandaşların büyük bir bölümü artık sizin sorunları çözebileceğinize inanmıyor. Oldu olacak İBAN BANK diye bir banka kurulsun bu tür afetlerde hep birlikte katkıda bulunalım.

Sayın Cumhurbaşkanı, yerinizde olsam artık meydan toplantılarında otobüsten çay atmam. Bir de konvoydaki araç yoğunluğu nedir öyle. Danışmanlarınız size bu konuda ne diyorlar bilmiyorum ama vatandaş çok öfkeli. Bir yurttaş olarak bunu sizinle paylaşıyorum. Danışmanlar artık Türkiye gerçeklerini olduğu gibi Sayın Cumhurbaşkanı'na aktarmalı.

Bu arada, Sayın Bahçeli, ülkenin bu denli yoğun göç aldığı bir dönemde bu konunun Türkiye açısından  gelecekte büyük olumsuzluklar yaratacağı konusundaki duyarlılığınız çok önemlidir.

Değerli Yöneticiler, geldiğimiz noktada yaygın iddia, ülkenin gittikçe artan ve artacak büyük sorunlarında Cumhur İttifakı'nın  bunların altından kalkamayacağıdır!!

Tüm siyasilere sesleniyorum;

Gün, TÜRKİYE'nin BEKASI!

ÇÖZÜM; iki şıktan birine karar vermek!

Ya tüm muhalefet partileri ile bir araya gelip milli bir koalisyon kuracağız ya da sandık gelecek!..

Ülkemde yangın çıkıyor ve 28 Temmuz 2021 tarihinde Cumhurbaşkanı imzası ile
Resmi Gazete'de bir kanun yürürlüğe giriyor. Şu rastlantının talihsizliğine bakar mısınız?

Kanunun 1'inci maddesi “d” fıkrasına göre, “Kültür ve Turizm gelişme bölgeleri dışında kalsa bile” orman arazileri “kamu yararı” kapsamına alınarak turizm yatırımcılarına açılabilecek. “Yeri, mevkii ve sınırları Cumhurbaşkanı kararıyla tespit ve ilan” edilecek bu alanlardaki bütün devlet taşınmazları da turizm kapsamına alınabilecek.

Nasıl???

Yani tüm kıyılar, yangın çıkan yerler tekrar ağaçlandırılacak mı yoksa turizm bölgesi ilan edilip, otel ve benzeri faaliyetlere izin mi verilecek?

SON SÖZ: NE MUTLU EĞRİ ZAMANDA DOĞRU YERDE DURABİLENE… PİR SULTAN ABDAL