Sözcü Plus Giriş
MESUT PARLAK

Sulandırmayın

28 Mayıs 2021 Yazarlar

Eski Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Berat Albayrak, Instagram hesabından yaptığı istifa açıklamasının sonunda “At izinin it izine karıştığı, hak ve batılı ayırt etmenin zorlaştığı böyle çetin bir zamanda bizlerin samimiyetine inanarak dua eden her bir vatandaşımızdan Rabbim razı olsun” diye yazmıştı.

O zaman tam anlamamıştık ama Sayın Bakan Türkiye'nin MR'ını bize sadece yorumlamakla kalmamış aynı zamanda da bugünleri bir kahin becerisi ile görmüş.

İçinde bulunduğumuz şu günlerde ne izinin ne izine karıştığını hayret ve ibretle izlerken, bir yandan da vah ülkem vah, bugünleri de mi  görecektik diye iç çekiyoruz.

Günlerdir Sedat Peker yayınladığı videolarla bir anda Türkiye'nin gündemine oturdu. Videolar havada uçuşurken ne hükümet, ne de videoda geçen isimlerin hiçbirinden ses çıkmadı. Ne zamanki bir TV kanalı, Sayın Soylu'nun bazı gazetecilerle program yapacağı haberini geçti, bir anda tüm ülke bu programa kilitlendi.

Bu kadar kişinin ekrana kilitlenme nedeni tabii ki Sayın Soylu'nun programa çıkışı değildi. Esas neden halkın ilgi duyduğu iki gazetecinin Sayın Merdan Yanardağ ve Sayın İsmail Saymaz'ın programa katılışı idi. Bakalım sorularını sorabilecekler miydi?

Gelin görün ki, Sayın Soylu ve ekibi anlaşılan  bu programa çok hazırlıklı gelmişlerdi. Öyle ki, tahminime göre Soylu'nun A ve B planları olmak üzere iki planı vardı. A Planı, Sayın Yanardağ ve Sayın Saymaz daveti kabul edip, son anda vazgeçeceklerdi. O zaman sorun yoktu. B Planı, katılacaklardı, o zaman ona göre konuşacaktı!..

Program başladı, Sayın Soylu, zamanının “icraatın içinden” programındaymış gibi konuşmaya başladı, arada Sayın Yanardağ ve Sayın Saymaz'ın soru ataklarını ustalıkla geçiştirerek tam 45 dakika konuştu! Ara verildi, yeniden başladığında ve devamında da, gazeteciler daha da bastırmaya başlayınca Rahmetli Demirel'in rahleyi tedrisinde yetişmenin ustalığı ile tüm soruları geçiştirdi. Sadece kendisinin çok başarılı olduğu vurgusunu yapmakla kalmadı, aynı zamanda kendisinden önceki bakanlara da giydirdi. Bu konuşmalardan anlaşılan ise AKP'nin içinin de pek sakin olmadığı yönündeydi.

Ve üç saate yakın süren programda Sayın Bakan hiçbir soruya cevap vermedi. Bir şeyi ise devamlı vurguladı, eski Türkiye artık yok!..

Ne Sayın Yanardağ ne de Sayın Saymaz sorularına yanıt alabildi. Sayın Soylu her sıkıştığında, bu benim konum değil yargının diyerek Adalet Bakanı'nı işaret ederken, programın moderatörü de devamlı zamanımız doluyor diye diye kendini parçaladı.

Yani gazetecilerin amacı başka, Sayın Soylu'nun amacı ise daha başkaydı. Kendisinin mesajı, Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Bahçeli'ye idi. Onlara bağlılıklarını dile getirerek, neden bana arka çıkmıyorsunuz mesajını verdi. Ve mesajlar yerine ulaştı, hem Sayın Erdoğan hem de Sayın Bahçeli, ertesi günlerde destek  mesajlarını peş peşe verdiler. Bununla da kalınmadı Sayın Erdoğan konuşunca da yargı tarafından Sedat Peker hakkında yakalama emri çıkartıldı.

Gerçekten de eski Türkiye yok.

Türkiye hiçbir dönemde şu gün yaşananlar kadar içler acısı durumları yaşamadığı gibi, hiçbir dönemde de iktidardaki partinin genel başkanı, meclis grup toplantısında kürsüden, diğer bir partinin saygı değer hanımefendi genel başkanına “Daha dur, bunlar iyi günler, daha neler olacak” dememişti!

Anadolu'da güzel bir söz vardır hani, “kimi kime şikayet edeceksin”sözü de ,herhalde zamanında bizim dönemler için sarf edilmiş diye düşünüyorum. Serde de gördüğümüz yanlışı her ne olursa olsun dile getirmek var, o zaman ben de şikayetimi nihavent makamında ünlü bir şarkı sözü ile dile getiriyorum, kimse dinlemezse ağaçlar kuşlar dinler…

“Kimseye etmem şikayet, ağlarım ben halime
Titrerim mücrim gibi, baktıkça istikbalime”

SON SÖZ: Nasrettin Hoca'ya sormuşlar,
“Hocam, Fransızların milli içkisi şarap, adamlar devrim yapmışlar…
Küba'nın milli içkisi Rom, adamlar devrim yapmışlar…
Rusya'nın milli içkisi votka, adamlar devrim yapmışlar…
Bizim milli içkimiz rakı… Biz niye devrim yapamıyoruz?”
Hoca demiş ki
“Sulandırıyorsunuz”

YAZARIN TÜM YAZILARI