1 dolar 10’a bakıyor! 10 ise 10Y’ye vidalı!

Başlık bilmece gibi oldu. Açıklayayım. Cumhuriyet Gazetesi'nin ekonomi sayfası günün güncel haberini “Dolar 10'a bakıyor” cümlesiyle manşete çekmiş. 1 doları, 10 TL'ye getirenler utansın. Zaten halkın içine çıkamıyorlar. 10 ise 10Y'ye vidalı.

10Y düzeni yaratıldı.

1 doları 10 TL'ye.

10Y düzeni getirdi.

19 yıl önce iktidarı seçimle almak için “yüksek adalet ve yüksek ahlak ve yüksek yetenek” bekleyen çaresiz halk yığınlarına “3Y'yi bitirme sözü” vermiş, seçilmişti.

3Y'yi dize getirecekti.

Yolsuzluk kalkacaktı.

Yoksulluk bitecekti.

Yasaklar olmayacaktı.

19 yıl sonra bugün Türkiye “10Y'li ülke” oldu.

★★★

Yüksek fakirlik.

Yüksek işsizlik.

Yüksek yolsuzluk.

Yüksek yasaklar.

Yüksek enflasyon.

Yüksek borçlanma.

Yüksek israflar.

Yüksek hukuk cellatlığı.

Yüksek devalüasyon.

Yüksek yalanlar.

10Y düzeni işte bu.

10Y'nin temel taşı ise “yüksek güvensizlik” oldu. Güven yok oldu. 1 dolar 10'a dayandı.

★★★

Bütün güçleri ve yetkileri “tek elde” toplayan Tayyip Erdoğan modeli, 19 yılın sonunda “10Y'li çöküşü” hazırladı. Tayyip Erdoğan, bütün yetkileri elinde toplayan Başkan olunca; “Ben ekonomistim. Hızlı toparlanma yapacağım” sözü vererek aslında “ekonomik kumar” oynadı. Hazine Bakanı damadını da bu kumarı oynamaya itti. Döviz rezervlerini çekiç yapıp piyasada yükselen doların başına vurarak sindirecekleri ve “1 doları= 5 TL” civarında tutacakları hesabını yaptılar.

Kumar buydu.

Kumar tutmadı.

Döviz rezervlerini (127 milyar dolar) bitirdiler. Bu arada birileri gece zengini oldu. Merkez Bankası'nın kefen parası “ihtiyat akçelerini” de erittiler. Merkez Bankası'nı ve koca Türkiye'yi “Swap şaklabanlığının soytarısı” haline getirdiler. Bu arada 19 yıl boyunca kesintisiz özelleştirme satışları ile devletin en değerli fabrikaları, limanları, şirketleri, imtiyazları, malı, mülkü ne varsa hepsini parça pürçük ederek kimi hesaba göre 100 milyar dolar kimi rakama göre ise 150 milyar dolara önce kendi zenginlerine ve onların elinden de yabancılara sattılar.

Bu bir iç soygundu.

Böylesi görülmedi.

Bu parayı da “israf havuzunda” birer kara delik haline gelen “hasılat garantili müteahhitlik sistemiyle” erittiler. İsraf havuzlarında besleme iş adamı ve besleme başyazarlar, yazarlar türettiler. Besleme başyazarlar da şimdi “Muhalefet partisi CHP'yi vatan haini ilan edelim, kapatalım…” diye fantastik fikirler sallayıp saçıyor. Türkiye duvara işte böyle dayandı. Sonunda çaresizlik refleksiyle “son kumarı da oynayarak” negatif faiz yolunu seçtiler. Negatif faiz de 10Y düzenine tüy dikti, gitti TL'yi ezdi. 1 dolar 10 TL'ye bakar oldu. Şimdi de “büyümeyi ve ihracatı çekiç yapıp yükselen doların başına vuracağız, bizi boşlamayın…” manisi yazdılar, bu maniden tez zamanda meyve bekliyorlar. Bir de “sık sık ilan edilen varlık barışı” faslından yurt dışından gelen kaynağı belli kirli paraya (içeride kazanılıp vergi vermemek için dışarı kaçırılan kirli dolarlara) bel bağladılar.

Kel başa!

Şimşir tarak!

Koltuğa yapıştılar.

Koltuk sevicilik!

Eskiden de vardı.

Zirveye çıktı!

★★★

Gerçek işsizlik oranı, gerçek enflasyon oranı, gerçek yoksulluk oranı, gerçek israf ve yandaş kişi zengin etme talanı gizleniyor. Sayıştay'ın ve adaletin başı vuruldu, omurgaları çökertildi. Yolsuzluklar, rüşvetler, çalmalar, çaldırmalar adaletten kaçırılır oldu. Emirle faiz indiren Merkez Bankası panikledi. Eriyen döviz rezervi Türk ekonomisini şiddetli dış şoklara dayanıksız hale getirdi. Ülkemiz ekonomisi; “yüksek enflasyon, yüksek kur (devalüasyon) yüksek israf, yüksek talan ve boynu vurulmuş adalet sarmalına” girdiği için 1 dolar, 10'a bakar oldu.

10 ise 10Y'ye vidalı.

Geldiğimiz yer burası.

TARİHLE RÖPORTAJ (Unutkanlığa ilaç)

O belediye başkanı yan ürün!

Ordu Gürgentepe İlçesi'nin AKP'li belediye başkanı bazı kadın işçileri makamına çağırdı. Onlar mevcut sendikalarını değiştirmek istemeyen ve sendikal mücadele ile ücretlerini artıracaklarına inanan emekçi kadınlardı. İçlerinde yakınları şehit düşmüş olanlar da vardı. AKP'li belediye bakanı küfürlü ağza alınmayacak sözlerle, küfürlerle kadın emekçileri sendikalarından koparmaya çalıştı. Bu belediye başkanı yan ürün. Asıl ürün AKP iktidarının “yasalar ve uygulamalarla sendikaları etkisizleştirme, yandaş sarı sendika yaratma, 60 günlük grev erteleme süresine bile uymama” modelidir. Çalışma demokrasisine indirilmiş darbe olan bu uygulama sonunda şu noktaya geldi. Resmi kayıtlara göre AKP iktidara geldiğinin ikinci yılında 2003'te işçilerin yüzde 57.9'u sendikalı idi. 2021'de bu oran yüzde 14.4'e geriledi. İktidar partisi yandaşı işçi sendikalarının başkanları milletvekili yapıldı.

 

Loading...